Duayen siyasetçilerden Eyüp Cenap Gülpınar 69 yaşında kalp krizi sonucu hayatını kaybetti...
Şanlıurfanın köklü ailelerindendir Gülpınarlar...
Eyüp bey de Meclisin renkli simalarındandı...
Ne zaman Meclis koridorlarında ya da TBMM lokantasında görsem yanı kalabalık mı kalabalık...
Sofrasından, evinden misafir eksik olmazdı...
Seçmenlerinin sorunlarını çözmek için çırpınırdı da çırpınırdı...
Hoş sohbetti...
Yıllarca ANAPta, ardından da AK Partide politika yaptıktan sonra o koltuğu bürokrat kökenli oğlu Kasım Gülpınara devretti..
Biliyor musunuz, TBMM Başkanvekili iken Gülpınar, 10 saatliğine Cumhurbaşkanlığı yaptı...
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile dönemin TBMM Başkanı Köksal Toptan aynı anda yurtdışında olunca en yaşlı Meclis Başkanvekili olarak Köşke vekalet etti....
Ancak Cenap Gülpınarı asıl tanıtan konu bundan tam 22 yıl önceki bir tercihiydi...
Mesut Yılmaz ile dönemin Başbakanı Yıldırım Akbulutun yarıştığı Haziran 1991deki ANAP Kongresi...
Gergin ve gerilimli bir ortam vardı..
Kongreyi kimin kazanacağı son ana kadar belli değildi.
Cenap Gülpınar, kongreye kısa süre kala önce Yıldırım Akbuluta gitti...
Kulislere yansıyan bilgilere göre Gülpınar, Yıldırım Akbuluta, "Beni Bakan yaparsan seni destekleyeceğim.." dedi...
Ancak Akbulut, böyle bir söz vermedi...
Gülpınar bu kez Mesut Yılmazın karargâhındaydı...
Benzer cümleleri Mesut Yılmaza söyledi.
Mesut bey bu öneriyi kabul etti...
Şanlıurfanın 23 delegesi o kritik Kongrede oyunu Mesut Yılmaza verince bir anda dengeler değişti.
Mesut Yılmaz, 21 oy farkla genel başkanlık koltuğuna oturdu...
Türk siyasetinde pek nadir görülen bir olay da böylelikle gerçekleşti...
"Başbakan ve parti genel başkanı olarak, Yıldırım Akbulut hem Başbakanlık hem de parti genel başkanlık koltuğunu" rakibi Mesut Yılmaza kaptırdı...
Eyüp Cenap Gülpınar da Kongre sonrası kurulan Yılmaz kabinesinde devlet bakanı olarak görev aldı.
İşte 10 saat Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Eyüp Cenap Gülpınarın bu sırrı...
Merhum Gülpınara Allahtan (c.c.) rahmet diliyorum.
Askeri darbe yapmanın 3 şartı
Daha önce geniş alıntı yaptığım gazeteci-yazar Alper Görmüşün İmaj ve Hakikat isimli kitabı deyim yerindeyse geniş bir coğrafya...
Kullan kullan bitmiyor..
Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek günlüğüne darbe yapmak için gerekli ön şartları da sıralamış...
Aynen Orgeneral Bedrettin Demirelin 12 Eylül askeri darbesinden sonra, "İhtilalin olgunlaşması için 2 yıl bekledik ama çok kan döküldü" ifadesinde olduğu gibi..
Örneke göre askeri darbe için şu 3 maddenin yerine getirilmesi şart. Okuyalım;
"Bir ihtilal için zeminin hazır olması gerekir, yani halk ihtilali istemelidir. 12 Eylülde olduğu gibi ordu niye duruyor, ne zaman müdahale edecek gibi başlıklar basında yeralmalıdır. İkincisi önceki ihtilallerde olmayan bazı özellikleri bugün yaşıyoruz. Ekonomimiz çok bozuk ve tamamen dışa bağımlı. Eğer dışardan kredi alamazsak ekonomimiz çökebilir ve halk büyük sıkıntı yaşar. Bunun sorumluluğunu almaya hazır değiliz. Bir diğer konu da ABD. Bundan önceki darbelere destek vermesine rağmen bugün AKPye destek veriyor. Onların istemediği bir darbe veya hükümeti idame etmek çok zordur. Yani ABDye rağmen bu işlem olmaz. Diğer bir konu, TSK içerisindeki birlik sağlanmış mıdır Eğer bir ayrım varsa sonumuz tam bir felaket olacaktır."
Özden Örnek, eski Dışişleri Bakanlarından Coşkun Kırca ile gazeteci-yazar M. Ali Kışlalının ziyeretlerine de yer vererek çok ilginç şu paragrafa da imza atmış: "Her iki ziyaretçi de cumhuriyetçi ve TSKyı destekleyen yazarlar. Kırca 76 yaşında. O kadar duygulu hale gelmiş ki benim yanımda olayları ve son durumu anlatırken iki kez ağladı. Yeni bir anayasa hazırlamış, ondan bir kopya getirmiş, aldım. Kışlalı da efendi bir insan. Her ikisi de bana "zaman geçiyor ve her gün daha kötüye gidiyoruz. Ne yapacaksanız yapın, yoksa geç olacak" mesajını verdiler.
Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Gençe çağrı
"Sarıyer Beldiye Başkanı sayın Şükrü Gençten iki istirhamımız var. Birincisi yaz geldi malum, bizim burası, Kilyos, yazlık beldesi olduğu için nüfus gittikçe yoğunlaşıyor. Başkandan ricamız sokak köpeklerine bir önlem alması. Hemen her sokakta başı boş dolaşan o kadar çok köpek var ki. Neredeyse sokaklarda yürüyemez hale geldik. Bu kadar çok köpek nereden geldi Kilyosa bu da anlaşılır bir durum değil. Acaba başka yerden getirip burada mı azıtıyorlar Aralarında kuduz olanı var mıdır doğrusu bunu bile bilemiyoruz. Çocuklarımızı oyun oynamaya bırakamaz hale geldik. Sarıyer Belediyesi olarak buna acilen bir önlem almanızı, bu köpeklerin toplanmasını, makul sayıdaki köpeklerin de aşılarının yapılmasını rica ediyoruz.
İkinci talebimiz de şu. Belki direk sizin sorumluluk alanınızda olmayabilir ama Kilyos Plajında yıllarca önce batan bir geminin enkazı hâlâ büyük hastalık yayıyor. Çocuklar için özellikle büyük bir sağlık tehlikesi arzediyor bu gemi enkazı. Deniz suyu resmen pas kokuyor. Bu enkazı buradan kaldırmanın hiç mi imkanı yok. Bu sorunlarla ilgilenirseniz minnettar kalırız. Teşekkürler."
(KİLYOS SAKİNLERİ)
TTNETin uygulamaları usandırdı!
"Feribotta yaşanan utanç sahnesi yazınızı okudum... Ben de bir mağduriyetimi paylaşmak istiyorum.. 6-7 aydır TTNET internet kullanıcısıyım. İlk abone olduğum günden beri internetimi olağan şeklinde ve hızında kullanamadım, defalarca müşteri hizmetlerini aramama rağmen teknik destek alamadım, her defasında yardımcı olmak adına bikaç ucuz yönlendirmeleri dışında hiçbirşey olmadı. Durumu bu ilgilenenlerden daha üst bir yetkileye iletmebağlanabilme durumumuz da söz konusu olmadığı için, problem hakkında önceden ezberletilmiş 3-5 kelimeyi söyleyen müşteri temsilcilerinden başka kimseyle görüşemiyoruz...
Buraya kadarki kısım benim yaşadığım şahsi mağduriyettir ama dile getirilmesini istediğim çok önemli bi kısım var... Kısmen sizin yazınızda da dile getirilmişti. Yasalarımız bu edep sınırlarını aşan olaylara engel olmadığı gibi bu kurumsal şirketlerin legal mafya olarak milleti sömürmesinin önüne de geçemiyor. Örneğin benim mevcut durumum; 2 senelik taahhütümüz söz konusu olduğu için iptal ettirme durumu da söz konusu değil, bu yapılan insanı bir senede imza attırp onu ödemeye mahkum etmekten farksız.. Kullanmadığımız hizmetin ücretini ödüyoruz, hukuk açısından bu kadar eksik olunabilir mi. Emperyalizmin ağa babası ABDnin bile hukuk yapısı gıpta ile bakılacak cinsten iken!.. Bacağına sıcak kahve dökülen tüketici tazminat talep edebiliyor, türbanlı bayan kovulduğu firmadan tazminat elde edebiliyor, bizde ise mafyalık dediğimiz sistemi resmi bir şekilde yaşatabiliyorlar... Akıl alır gibi değil..." (YASİN ERGİN)
NOT: Bugün 16 Mayıs 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 4 ay onaltı gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına nihayet başlandı. Ama takipçisiyiz...
NOT 2: Çok değerli dostum avukat Cihat Başerli annesini, Ankara Basın Yayından arkadaşım, Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk babasını kaybetti. Merhumeye ve merhuma Allahtan(c.c.) rahmet diler, yakınlarına sabrı cemil temenni ederim. (A.Ö.)