Abartılı bir cümle kurmamaya gayret ediyoruz. Ama ne kadar esnek kelimeler seçersek seçelim gerçek değişmiyor. O halde içerisinde bulunduğumuz durumu net bir cümleyle ifade edelim: Türkiye felakete sürükleniyor!

Ülkeyi düzlüğe çıkarmak için seçimler milletimize önemli bir fırsat sunmaktadır. Her seçim önemlidir; kendi şartları içerisinde değerlendirildiğinde, seçimin yapıldığı dönem göz önünde bulundurulduğunda her seçimin çok önemli olduğu rahatlıkla fark edilecektir. Bu seçimleri önceki seçimlerden ayıran ve diğerlerinden farklı kılan anlamlı bir neden var. Bu seçimlerde millet olarak; var olma ya da yok olma tercihini ortaya koymuş olacağız. Onun için 1 Kasım seçimlerini bu gözle değerlendirmemiz gerekir. “Biz dememiş miydik ” Tavrı ve anlayışı gelişmelere olumlu bir katkı sunmayacaktır.

Ülkemizde ve bölgemizde cereyan eden hadiseler Milli Görüş’ün muhakkak Meclis’e girmesini ve sorumluluk almasını mecburi kılmaktadır. Milli Görüşçülerin sahip olduğu inanç ve bu inançtan kaynaklı dinamizmle her türlü zor ve problemli meselenin üstesinden gelebileceğine evvela tarih şahitlik eder: Kıbrıs zaferi, yerel yönetimler başarısı, D8’in inşası... Milletimiz için hayati öneme sahip birçok mesele Milli Görüş sayesinde başarılmıştır. Her defasında tıkanıklığın giderilmesi ve ülkemizin önünün  açılması Milli Görüş’le mümkün olmuştur. Günümüzde de yaşanmakta olan müşkül durum ancak Milli Görüş düşüncesi ve kararlılığıyla aşılır.

Saadet Partililer hızla yaklaşmakta olan tehlikenin fevkalade farkındalar. Başta Suriye olmak üzere komşularımız ya işgal altında, ya da iç savaş belasıyla boğuşmaktalar. Bir kez daha hatırlatalım; sınır komşularımızın yaşadığı felaketler sıranın Türkiye’ye geldiğinin habercisi. Ülkemiz çepeçevre kuşatılmış, etrafımız cayır cayır yanmaktadır. Ülkenin iç ve dış problemlerle meşgul edilmesi boşuna değil. Batılıların planladığı ve Batıcı politikaların destek olduğu bataklığı ancak Milli Görüşçüler kurutabilir. İnsanımızın umudu ve milletimizin göz bebeği olan bu topluluk her seçimde olduğu gibi bu seçimde de canla başla çalışarak en yüksek neticeyi elde etmenin gayreti içerisinde olacaktır.

1 Kasım seçimlerinin sıradan, rutin bir seçim olmayacağı aşikâr. Bu defa oy kullanmak  için sandığa gidenler aynı zamanda; ülke bütünlüğünü, barış ve kardeşliği, dış müdahaleyi oylamış olacaklar. Açıkçası bu defa sandığa gidenler Türkiye’nin geleceğine oy verecekler. Malum, oy vermek hassas bir iştir. Oy vermek yetki vermektir; benim adıma sen yönet demektir. Bu anlamda oy vermek vekâlet vermektir. Onun için seçilmişlere vekil deniliyor. Bu seçimlerin önceki seçimlerden çok daha önemli olduğu bir gerçek. Öyleyse hem milletimiz tercihini ona göre yapacak, hem de Milli Görüşçüler milletin tercihinin olgunlaşması için daha üstün bir performans ortaya koyacaklardır.

Gerçek çözümün adresi Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir. Teşkilatlar; “İş başa düştü” anlayışıyla ok gibi yerlerinden fırlayarak duruma el koyacaklardır. Bir nevi “yeniden Milli Mücadele” anlayışıyla çalışacaklar ve akışı değiştirmek için büyük gayretler ortaya koyacaklardır inşaAllah.

Türkiye’nin son umudu olan Saadet Partisi “son kale” Türkiye’yi kurda kuşa yem ettirmeyecektir.