Lise çağlarımızda her dersten sonra on dakikalık teneffüs aralığında arkadaşlarımızla cümbür cemaat dışarıya fırlar ve terden sucuk gibi oluncaya kadar top oynardık Eğer perişan halde edebiyat dersine girmişsek, kulakları çınlayasıca hocamız Kamil bey, her seferinde bize şu dizeleri okurdu: "İçi meşin dışı deri, peşinde koşar onbirer serseri, bir ileri bir geri, işte topun zaferi" Hocamız Kamil bey in aslında bize söylemek istediği şey şuydu: "Boş işlerle uğraşmayın Futbolcu olabilmek için daha donanımlı çalışmalar yapmak gerekir Top peşinde koşturacağınıza, kafanızı daha doğru dürüst bilgilerle doldurun Kendinizi yetiştirin"
İnsanlarımızın zihinlerini boşaltmak, düşüncelerini törpülemek, eleştiri geliştirmelerini önlemek için her yönüyle boş, anlamsız, sığ ve düzeysiz yapımlarla televizyon ekranlarını dolduran yayıncılık zihniyeti, aklımıza Kamil Hocamızın dizelerini getiririyor
Kimin eli kimin cebinde belli olmayan, tuzu kuru üç beş sanatçı ve mankenin birbirleriyle girdiği polemikleri yansıtan magazin programları, gerçek hayatın fersah fersah uzağında bir eli yağda bir eli balda insanların arızalı ilişkilerini çok önemliymiş gibi gözümüzün içine sokan diziler ve üçüncü sınıf Hollywood filmlerinin doluştuğu ekranlarda "kalite ve seviye" çoktan tatile çıkmış durumda Reyting canavarı televizyon kanallarımızın ciddi, seviyeli ve insanları bilgilendirmeye yönelik hazırlanması gereken ana haber bültenlerinde bile ucuz ve cıvık konular günlerce tartışma konusu yapılıyor Bir zamanlar babalarımızın "Ajansları dinleyeceğiz, susun gürültü yapmayın" diye radyoların, televizyonların başına kuruldukları ülke ve dünya gündeminin ayrıntılarını yansıtan haber bültenleri, şimdilerde sanatçı müsveddelerinin şöhret perçinleme aracı oldu
İnsanların hafta sonlarında, televizyon ekranlarının başına kurulduğu saatlerde reyting canavarı televizyon ekranlarında yayınlanan programlara bakın: Dansa Var mısın, Benimle Dans Eder misin, Ha Babam De Babam, Türkiye nin Yıldızları İşin tuhaf yönü, bu basit ve kalitesiz yapımların reytingleri her hafta tavana vuruyor İnsanlarımız, enayi yerine konulduklarını bile bile, bu yarışma programlarına cep telefonlarının kısa mesajlarıyla katkı sağlayıp, birilerinin rant imparatorluklarının temellerine kendi elleriyle harç taşıyorlar Artık ayakta bile durmakta zorlanan Huysuz Virjin in sunduğu Benimle Dans Eder misin yarışma programında bu hafta, ilginç bir tablo gözümüze çarptı Programın jüri üyelerinden Yonca Evcimik in sahibi olduğu Dans Okulu nun yaşları en fazla 8-12 arasında değişen minik öğrencileri, canlı yayında küçük bir gösteri sundular Gösteri sonrası Huysuz Virjin ve Yonca Evcimik, minik çocukları öve öve bitiremediler, gizli şekilde dans okulunun reklamını yaptılar, herkesin bu tür faaliyetlerde bulunması gerektiğini iddia ettiler Allah aşkına, sizin başka işiniz yok mu Çoluk çocuğunu böyle dans okullarına gönderen anne-babalara sormak gerekiyor: Bu çocuklar, rumba öğrenseler, salsa öğrenseler, hip hop öğrenseler ne olacak Minicik bedenleri, minicik zihinleri bu tür boş işlere yönlendirerek neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz Çoluk çocuğunuza illa ki bir hobi bulmak istiyorsanız, spora yöneltin, kitap okuma alışkanlığı kazandırın, bir şeyler biriktirme alışkanlığı kazandırın
Ey Türk milleti Ne kadar sevinseniz azdır! Sorumlu yayıncılık ( ) anlayışıyla hareket eden televizyonlarımızın da yüksek gayretleriyle ( ) çok iyi göbek atan, kıvırtan bir nesil geliyor İstikbalden endişeye gerek yok!