Birkaç gündür şehirden şehre köprü kuruyorum. Yol boyu, mümkün oldukça, insanlarımızla konuşuyorum.
Bir tuhaflık, bir içe kapanıklık, bir bezginlik gözledim.
İklimden, olup bitenden memnun olanlar da vardı… Memnuniyetlerini dile getirirken, yine de kendi dilleriyle çekince belirtiyorlardı.
İyi iyi de, böyle olursa daha iyi olur… Böyle olmamalı. Yapılanların bazıları yanlış. Elbet doğrular var. Dışarıya karşı dik duran bir insan var. Ona yardımcı olmak gerekir… Yine de, o da etrafına baksın, kulaklarını açsın. Ben bilirim, ben yaparım demesin… Diye devam eden ifadeler, temenniler, eleştiriler, alkışlar…
İktidar sahipleri, kendilerini görünmez duvarların içine hapsettiklerinde, ülkede huzursuzluk, mutsuzluk had safhaya ulaşır.
Bir iktidarı kör ve sağır eden etken, gücü kutsaması, güçle mutlu olmasıdır.
On altı sene olmuş AK Parti iktidarına… Halden limon, incir alıp yolun kenarında sanki bahçeden satıyormuş gibi sunan kardeşlerimizle sohbet ettim.
Yapacak bir şey yok, diyorlar.
Bir tanesi üniversite mezunu… Bitirdiğim okulun karşılığı yok… Ne kamuda, ne özel sektörde iş bulamadım diyor.
Yolun kenarında domates, limon, incir satıyor.
Yaşlı bir kadınla başka bir kavşakta sohbete daldım… Bilge birine benziyordu. Menderes’i görmüştü… Demirel’e oy vermişti. Özal’ı oğlu gibi bağrına basmıştı… Tek CHP’ye oy vermedim diyor… Sonra kahırlanarak, askerlerin rahmetli Erbakan hocamıza ettiklerini unutamadım, içim yandı... Anlamadılar onu, dedi.
Kim anlamadı dedim.
Karşı geldiler adama. Biz oy verdik, millet istedi onu, askerlerin bir kısmı, bazıları istemedi. Bu çok zoruma gitti.
Zoruna gitti de, ne yaptın, sesini yükselttin mi dedim… Biz ne yapalım dedi, elden ne gelir, garip bir köylüyüm ben…
Kamyoncuların yoğunlukla durduğu bir dinlenme tesisinde çay içelim dedik… Curcunaydı içerisi. Önce, mekân sahibiyle sohbet ettik… Eh iyi işte, dedi… Sonra kamyoncuların ahını işittik. İçlerinden biri dedi ki, yarına bakarken hayal kuramıyorum… Buğulu rüyalarım, dedi…
Çok etkilendim.
Belki de, gidişatı tam olarak özetleyen cümle buydu.
Sorumluluk sahiplerinin biraz geriye çekilerek resme iyi bakmaları, olup biteni iyi okumaları, ona göre pozisyon üretmeleri gerekiyor.
Ülke zaman kaybediyor.
Enerjiyi, emeği doğru şekilde kanalize etmeliyiz. Gittiğim birçok yerde nahoşluk gördüm. Yanlışları azaltmak yerine çoğaltmak insanımıza zarar verecek…
Dik ve doğru konuşanları… Dosdoğru laf edenleri dinlemek kaçınılmaz. Ülke kazanır… Farklı seslere kulak vermek, bir an rahatsızlık doğursa da, insanımız bundan kârlı çıkar.
Fasit bir dairede, birbirimize gerçekleri yansıtmayan propaganda yapmak, kof bir amel olur. Rahmet getirmez.
Yol boyu, farklı insanları dinlemek… Hoşumuza gitmese de, bizi eleştirenleri iki kulakla olmasa da bir kulakla dinlemek herhalde, milletin menfaatine olur.
Bilmem yanılıyor muyum?