Ne çabuk unuttuk sel felaketini? Nasıl da başka konulara yöneldik hemen. Hızla, telaşla, zamanla yarışırcasına. Türkiye‘de gündem yoğun. Gündem inişli çıkışlı.
Gündem hep siyasetin ve siyasetçilerin gölgesinde. Sahi bu "gündem" ne tuhaf bir kelime. Hem kendi başına hiçbir şey anlatmıyor, hem habire kullanılıyor her yerde. "Gündemi takip etmek"ten bahsediyoruz. Sanki bizden ayrı, kendi başına bir eti budu, varlığı var bu kelimenin. Tutmaya kalksan tutamazsın, kayar elinden. Yakalamak istesen, yetişemezsin peşinden... Ne çabuk unuttuk sel felaketini? Oysa daha cenazeler kaldırılalı sayılı saatler geçti. Yaraların sarılması ve benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması için yeterince durup düşünmedik, analiz yapmadık, çözüm üretmedik. Bir mevsimi bitirmeden bir başkasına varmaya çalışan körpe ağaçlar gibiyiz. Kışın çiçek açmaya kalkıyoruz. Bir an durup tefekküre vakit yok sanki. Yetişmek lazım. Bitimsiz bir telaş içindeyiz. Azalmayan bir gerginlik halindeyiz. Eğer şimdiden bu kadar hızlı unutuyorsak yaşanan acıyı, bundan bir hafta, bir ay, bir sene sonra ne yapacağız?..





