Soru: Yılbaşı ve yılbaşı kutlamaları hakkında bilgi verir
misiniz
Cevab: Bismillahirrahmanirrahim.
31 Aralık Pazartesi gününü, 1 Ocak Salı gününe bağlayan gece
yılbaşı gecesidir.
Dinimizde noel ve yılbaşı kutlamalarının yeri yoktur. Bu
yılbaşının biz Müslümanlar için, resmî ve milletlerarası bir takvim başlangıcı
olmak ilgi ve alâkasından başka hiçbir kıymet ve değeri asla yoktur. Biz
Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi: Yılbaşı gecesidir. İslâm’da
yeni yıl, Muharrem ayının birinci günü ile başlar. Fakat, maalesef
Müslümanların büyük bir kısmının haberi bile olmaz.
Bu bakımdan toplumumuzda ve diğer Müslüman toplumlarda
“yılbaşı kutlaması” adı altında düzenlenen eğlence toplantıları ise, hiçbir
kültürel ve geleneksel temele sahip değildir. Bu bakımdan hırıstıyan olmayan
ülkelerde yılbaşı kutlamaları, Batı’nın körü körüne taklit edilmesinin veya
hıristiyan Batı’nın kültür ihracının bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Ülkemizde öteden beri yılbaşı kutlamalarıyla ilgili olarak yapılan tenkitler ve
gösterilen hassasiyet de buradan kaynaklanır.
Dinimiz; kâfirlere, munafıklara, batıl din ve ideoloji
mensuplarına muhalefet etmeyi emretmiş ve onlara benzemeyi kesin bir şekilde
haram kılmıştır. Çünkü dış görünüş itibarıyla onlara benzemek, neticede ahlâkî
değerlerde, kötü ve çirkin işlerde ve hatta inançta onlara benzemeye sebep olur.
Gerçekten giyimde, sözde, davranışta ve işlerdeki benzeşmeler kalplere tesir
ederek onlara karşı sevgi ve saygı meydana getirir. Kısacası gayrimüslimlere
benzemenin haram olduğunda icma vardır.
Müslümanın, bir başka dinin şiarı yani alamet-i farikası olan
bir fiili kendi iradesi ile yapması küfürdür.
Fukaha: Mecusilerin bayram kabul ettikleri Nevruz ve
Mihrican günlerinde, bu isim adı altında hediye vermenin caiz olmadığı, verilen
bu hediye bile, bugünlere tazim kasdı bulunduğu takdirde küfre, kâfirliğe
düşüleceği, fetvasını vermişlerdir. Hanefilerden Allame Ebu Hafs şöyle der:
Müslüman bir kimse, ALLAH Teâlâ’ya elli yıl ibadet etse, sonra bir müşrike
bayram gününü bayramını tebrik, tazim maksadıyla bir yumurta verse, muhakkak
kâfir olur ve ameli de mahvolur. Aynı gün, herhangi bir tazim kasdı
bulunmaksızın, insanların normal adeti üzere bir Müslümana hediye verse, kâfir
olmaz. Fakat, şüpheyi yok etmek için bunu, o günden önce veya sonra vermesi
gerekir. O müşriklerin herhangi bir bayram günlerinde, önceleri satın almadığı
bir şeyi satın alsa, eğer bununla tazim kasd etmiş ise kâfir olur. Yok, tazim
maksadı bulunmadan, sadece yemek, içmek ve zevklenmek için satın alırsa kâfir
olmaz.”
İmam-ı Rabbani (K.S.) Hazretlerinin bir komşusu hastalandı.
Bu komşusu Hintlilere göre kutsal ve büyük olan günlere itibar edip saygı
göstermiş biriydi. İmam-ı Rabbani Hazretlerini çağırdılar. O da gitti baktı ki,
ölüm döşeğinde. Teveccüh etti ona, kalbindeki karanlıktan hiç bir şey gitmedi.
Bir kez daha teveccüh etti, yine bir şey olmadı. Yine teveccüh etti, yine bir
şey olmadı. Demek pası teveccühle temizlenmeyecek kadar kötüydü. Küfür, küfür
bulaşıklıkları ve sıfatları, ancak cehennem azabı ile temizlenir. O anda ona
denildi ki: “Senin teveccühünde kusur yok, adam ehl-i küfür ile arkadaşlık
etmiştir, onlardan aldı ala-cağını.”
Bundan sonra o şahıs vefat etti. İmam-ı Rabbani, cenazesine
gideyim mi, gitmeyeyim mi diye şüphe etti, manada kendisine: “Kalbinde zerre
kadar iman nuru görüldüğünden bunun sayesinde cehennemden çıkarılacaktır.”
denildi. Bundan anlaşılıyor ki bir adama
kolay kolay kâfir dememeli. Meselâ yeni yıl gecelerini kutlamak kâfir işlerini
yapmaktır, fakat bununla kâfir olunmaz.
Bir düşünün hele!
Gayrımüslim bir komşunuz var. Adı Agopyan olsun mesela.
Kurban bayramının birinci günü sabahı, evinizde camdan bakıyorsunuz: Bu
gayrımüslim komşunuz elinde bir bıçak ve ip, bir koçun boynuzuna asılmış,
avlunun bir kenarında kesmek üzere çeke çeke götürüyor. Onun hakkında ne
düşünürdünüz
Belli! Bu gayrımüslim komşumuz, acaba Müslüman mı oldu