Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i bu hafta Pekin’de ağırlamaya hazırlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki hafta gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin hemen ardından gerçekleşecek bu temas, yalnızca iki ülke ilişkileri açısından değil, küresel güç dengeleri bakımından da kritik bir döneme işaret ediyor. Pekin yönetimi bir yandan Washington ile diplomatik kanalları açık tutarken diğer yandan Moskova ile stratejik ortaklığını derinleştiriyor. Uzmanlara göre bu tablo, Batı merkezli küresel sisteme karşı yeni bir ekonomik ve siyasi bloklaşmanın işareti olarak okunuyor.

PEKİN’DE GÜNDEM: ENERJİ, SAVUNMA VE BRICS
Xi-Putin görüşmesinde öne çıkması beklenen başlıkların başında enerji iş birliği geliyor. Batı yaptırımları sonrası Avrupa pazarında daralan Rusya, enerji ihracatında yönünü büyük ölçüde Çin’e çevirmiş durumda. Özellikle doğal gaz ve petrol sevkiyatlarının artırılması, yeni boru hattı projeleri ve uzun vadeli enerji anlaşmalarının masada olacağı değerlendiriliyor. Diplomatik kaynaklara göre tarafların, BRICS merkezli yeni finansal mekanizmalar üzerinde de kapsamlı değerlendirmeler yapması bekleniyor. Dolar merkezli küresel finans sistemine alternatif oluşturmayı hedefleyen bu adımların, özellikle yaptırımlara karşı ekonomik dayanıklılık oluşturma amacı taşıdığı belirtiliyor. Uzmanlar, BRICS bankacılık sisteminin güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını; aynı zamanda Batı’nın küresel ekonomik hegemonyasına karşı siyasi bir meydan okuma anlamı taşıdığını ifade ediyor.
SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ DERİNLEŞİYOR
Pekin’de yapılacak görüşmelerde savunma alanındaki iş birliklerinin de genişletilmesi bekleniyor. Ortak askeri tatbikatların artırılması, Pasifik güvenliği, siber güvenlik altyapıları ve yapay zekâ destekli savunma teknolojileri zirvenin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Çin ile Rusya’nın son yıllarda özellikle askeri koordinasyon konusunda daha görünür adımlar atması, Batılı başkentlerde yakından takip ediliyor. Washington yönetimi, Moskova-Pekin hattındaki yakınlaşmanın küresel güvenlik dengelerini değiştirebileceği değerlendirmesini yapıyor.
TAYVAN DOSYASI GÖRÜŞMENİN GÖLGE BAŞLIĞI
Uzmanlara göre zirvenin görünmeyen ana gündemlerinden biri de Tayvan meselesi olacak. Çin’in olası bir Tayvan krizinde enerji güvenliğini garanti altına almak amacıyla Rusya ile yeni fosil yakıt anlaşmalarına yöneldiği değerlendiriliyor. Özellikle Rus petrol ve doğal gaz hatlarının Çin’e doğru genişletilmesinin, Pekin açısından stratejik güvenlik anlamı taşıdığı ifade ediliyor. Bu nedenle enerji başlığının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güvenlik konusu haline geldiği belirtiliyor. Trump ile Xi arasında geçtiğimiz günlerde gerçekleşen görüşmelerde Tayvan konusu dikkat çeken başlıklardan biri olmuştu. Çin tarafı, Washington’un Tayvan’a yönelik silah satışlarının bölgesel gerilimi artırdığını belirtirken, ABD tarafı ise bölgede “denge politikası” izlediğini öne sürüyor.

ÇİN “DENGE GÜCÜ” MÜ OLUYOR?
Pekin yönetiminin hem Washington hem de Moskova ile kısa aralıklarla diplomatik temas yürütmesi, Çin’in küresel sistemde yeni bir rol üstlenmeye çalıştığı yorumlarına yol açtı. Çin medyası, Trump ve Putin’in peş peşe Pekin’i ziyaret etmesini “Çin’in küresel diplomasinin merkezi haline geldiğinin göstergesi” şeklinde yorumladı. Analistler ise Soğuk Savaş sonrası dönemde hem ABD hem de Rusya liderlerinin aynı hafta içinde Çin’de bulunmasının oldukça dikkat çekici olduğuna işaret ediyor. Ancak uzmanların önemli bir bölümü, Çin’in özellikle ABD ile yaşadığı ticaret rekabeti ve teknoloji savaşları nedeniyle stratejik olarak Moskova’ya daha fazla yaklaştığını düşünüyor.
“ÇOK KUTUPLU DÜNYA” MESAJI
Çin-Rusya yakınlaşması, küresel ölçekte “çok kutuplu dünya düzeni” tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Gazze’de devam eden savaş, Ukrayna krizi, enerji güvenliği tartışmaları ve küresel ekonomik kırılganlıklar; Batı merkezli sistemin sorgulanmasını hızlandırıyor. Pekin ve Moskova ise son yıllarda yaptıkları açıklamalarda sık sık “adil küresel düzen”, “egemenlik vurgusu” ve “çok kutuplu dünya” söylemlerini öne çıkarıyor. Uzmanlara göre Xi-Putin zirvesi, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, önümüzdeki dönemde şekillenecek küresel siyasi ve ekonomik dengeleri de doğrudan etkileyebilecek kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.





