Son Gazze saldırısı başta olmak üzere, İslam dünyasının

başına gelenler hepimizce biliniyor. Düşünebiliyor musunuz Batı’dan güç alan

Siyonistler, durup dururken İslam beldelerine bomba yağdırma cesaretini

bulabiliyor. Hayır! Müslümanlar, kardeşlerinin sahipsiz olmadığını göstermeli,

hakkı üstün tutan “Yeni Bir Dünya”yı vakit geçirmeden kurmalıdırlar.

Dünyanın huzur ve barışı, maddeci ve kuvveti üstün tutan

Batılılara emanet edilemez. Batı’nın huzur ve barış getiremeyeceği apaçık

görülmüştür. Son Gazze saldırısında, dünyanın jandarmalığına soyunan ABD,

saldırgan İsrail’e tam destek vermekten çekinmemiştir. BM de öyle. Onlar kendi

menfaatlerini gözetiyorlar. Dünyanın gidişatı, 175 kadar ülke ile temsil edilen

BM’nin 5 daimi üyesinin insafına bırakılamaz.

Karşımızda 5770 senedir “dünya hakimiyeti” için mücadele

eden bir topluluk var. İnancını ideal haline getirmiş. “Arz-ı Mev’ud-Allah’ın

kendilerine vaat ettiğine inandıkları topraklar”a ulaşabilmek için

hırçınlaşıyorlar. İnandıkları değiştirilmiş Tevrat’ta belirlendiğine göre

Yahudilerin hedefleri şöyle: “Bütün krallar Yahudi’ye secde kılsınlar. Bütün

milletler ona kulluk etsinler.” (Tesniye, 72/2) “Milletlerin servetlerini

yiyeceksiniz ve onların servetlerine malik olacaksınız.” (İşaya, 61/ 5-6)

Kendilerini “üstün ırk”, diğer insanları da kendilerinin

kölesi olarak gören Siyonistler şu anlayışa sahip: “Ya bize köle olacaksın ya

da öleceksin!”

Hiç kimse, dini dikkate almayan bir çözüm düşlemesin.

Karşımızda bütün ideallerini inançlarından alan bir din devleti var.

Hedeflerine ulaşabilmek için her yolu mubah görüyorlar. Barış, demokrasi, insan

hakları gibi söylemlerin arkasına sığınıyorlar. Sözleri değil, icraatları

önemli.

HAK MERKEZLİ BİR DÜNYA

Birinci Dünya Savaşı’nın devam edip her türlü karışıklık ve

entrikaların yaşandığı 1913 yılında, Mehmet Akif Batılıların maskeli yüzü

konusunda şöyle uyarmıştı: “Tükürün, Ehl-i Salib’in o hayasız yüzüne! / Tükürün

onların asla güvenilmez sözüne!”

Akif, ülke tehlikede iken buna seyirci kalınamayacağını hatırlatarak

halkı göreve davet etmişti: “Memleket mahvoluyor, din de beraber gidiyor; /

Size Kur’an, bakınız sade uzaktan mı diyor / ‘Medeniyyet’ size çoktan beridir

diş biliyor; / Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor. / Veriniz baş başa;

zira sonu hüsran-ı mübin / Ne hilafet kalıyor ortada billahi, ne din!”

Rabbimiz, “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” emrinin

gerekçesini şöyle açıklar: “Onlar birbirinin dostudurlar (Birbirinin tarafını

tutarlar).” (Maide, 51)

Kuvveti üstün tutan Emperyalistler; yeryüzünü acı, kan ve

gözyaşına boğdular. Huzur ve barışa hasret bıraktılar. İnsanlığı sosyal ve

ekonomik sıkıntıların girdabına sürüklediler.

Huzur ve barış dünyası için, şefkat ve merhamet üzerine

kurulmuş ve hakkı üstün tutan bir medeniyete ihtiyaç var. Bugün, insanlık

bunalmış, adil bir dünyanın hasretini çekmektedir.

Son Gazze saldırısı, bütün kurumlarıyla İslam Birliği’ne

duyulan ihtiyacı net bir şekilde ortaya koymuştur. Saldırının başladığı

günlerde yapılan Pakistan’daki Ümmet Birliği Konferansı’nda, İslam aleminin

yeni kurulacak İslam Birleşmiş Milletleri’ne hazır olduğu ifade edildi.

İslam alemi, zulüm, sömürü ve katliamlara daha fazla seyirci

kalmamalıdır. Müslümanlara ait topraklarda cirit atan saldırganlar, bu cesareti

Müslümanların birlik olamayışından alıyorlar.

ADİL BİR DÜNYA KURULMALI

İsrail’in 1986’daki Başbakanı Şimon Peres, “Kur’an-ı Kerim,

sizin devletinizin yıkılacağını haber veriyor” sorusuna, “Kur’an’ın sözünü

ettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz” cevabını vermişti.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ömrünü İslam

Birliği’ni kurma ve Müslümanları uyarma mücadelesiyle geçirdi: “Siyonizm

yeryüzünü kana buladı. İslam alemi bir an evvel toparlanmalı, D-8 oluşumunu

hedefine ulaştırmalı. D-8 tamamlansaydı oluk oluk Müslüman kanı akmayacaktı.

Maddi güç yanlış zihniyetlerin eline geçmiştir. Onların hakimiyeti altındaki

dünya, bu zulümleri yaşamaya mahkumdur. Kurtuluşun ilacı, dünyayı onların

hakimiyetinden kurtarıp ecdadımızın kurduğu adil bir saadet nizamına

kavuşturmaktır.” Konya İftar Prog. 19. 9. 2008)

Hükümet, Gazze saldırısı devam ederken Pakistan’da yapılan

D-8 toplantısına ilk defa Başbakan düzeyinde katıldı. Programlara hakimiyeti

ile tanıdığımız Erdoğan’ın Pakistan’da yaptığı konuşma, elindeki kağıdı ancak

gözlükle okuyabilen bir acemilik taşıdığı gözlerden kaçmadı.

Erbakan Hoca şöyle diyordu: “İslam Birliği’ni Milli Görüş ve

Saadet Partisi’nden başkası kuramaz. Çünkü, diğerlerinin mayaları eksik. O maya

ahlak ve maneviyattır ki, o da ancak Milli Görüş’te vardır.”

Saadet Partisi, 2 Aralık Pazar günü, İstanbul Kadıköy

Meydanı’nda “Yeni Bir Dünyaya Çağrı Mitingi” düzenledi. Katılım için büyük bir

heyecan dalgasının oluştuğu mitingde, “Yeni Bir Dünya”nın kurulmasının yakın

olduğu müjdesinin verilmesi bekleniyor.