Yeni Akit gazetesi yazarı Atilla Özdür, anayasa değişikliği için "tadil yasası" ifadesini kullanırken, "Sıradan bir seçmen olduğumuz için elimizden bir şey gelmez. Seçilmiş bir mebus olsaydık dahi, getirtilemeyeceği için gelmezdi..." diye yazdı.
Hayırlı olsun diyelim...
Anayasa tadil tasarısı Meclis’ten onay aldı. Hayırlısı diyelim.
Elimiz ve dilimizden başka bir iş gelmez. Sıradan bir seçmen olduğumuz için gelmez. Seçilmiş bir mebus olsaydık dahi, getirtilemeyeceği için gelmezdi...
Şimdi yapabileceğimiz tek işe gelelim...
Kendi gücümüzle veya kamu araçlarının yardımıyla sandığa kadar gitmek, ya da hastalık sağlık durumuna göre, götürülerek gidebilmek...
Oradan ötesi, belirsiz...
***
Bu konuda boşuna çene çalmaktansa ola ki, daha hayırlı olabileceğini sandığım bir başka meseleye el atalım...
Okuyucunun yazılarımıza gönderdikleri derkenar notlar kamuya açık olduklarından, Ali İhsan Karahasanoğlu’nun “Anayasadan bahset sen” başlıklı yazısına gönderilen yorumları okumuştum...
Rize’de bir AVM yapılıyor. Buraya ulaşım yolları projelendirilirken bir kaç gayrimenkulün istimlakı söz konusu oluyor. Muhtemelen emvalini canının yongası görenlerin etkisiyle olsa gerek, bilahare bundan vazgeçiliyor. Müftü Mahallesi denilen bir mahalle varmış. Orasını hatırlıca yıkıp geçen bir başka proje ortaya çıkıyor...
A.İhsan Karahasanoğlu’na rica minnet el açan bir Rizeli okuyucu da, Müftü Mahallesi sakinlerinden olması muhtemel,
“Aman ağabey, bir yolunu bularak belediyenin mahalleyi harman yerine çevirecek bu ikinci projesinin yıkım ekibinden bölge sakinlerini kurtarması için meseleyi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a duyuruver”...
“Allah”ını seversen”...
***
His ve duygularım beni yanıltmıyorsa, adamcağız demek istiyor ki ,
“Aman Ali ağabey, sen bize anayasadan bahsetme”.
***
Farkındasınızdır sanırım, anayasanın tadilat projesinin hazırlanma ve OHAL şartları altında Meclis’teki tartışma ve müzakere faslında da, bu meseleye hiç girmedim...
Şurasını beğenmesem FETÖ’cü, “burasına diyecek yok” desem Tayyipçi olup çıkacağım...
Oysa herkesin kesesiyle aklı kendine has...
Benim şiarımsa, bir ip ve bir de külahla kavrulup gitmek...
***
YOL ÜZERİNDE TOPLU CEZALANDIRMA...
Tarih 21 Ocak 2017. Gemlik’ten Bursa çıkışında devlet yolu haylice yüklü. Engürücük’e doğru ilerliyoruz. Polis-jandarma ortak kontrol noktasına yaklaşırken trafik dört şeritten muvakkaten ikiye indirildiğinden, süratimiz de piyade yürüyüşüyle eşitleniyor...
Ağır aksak ilerleyişten hazzetmeyen hak ve hukuktan nasipsiz kimi sürücüler sağa sola açılarak önlerinde gidenleri vuracak ve çarpacak biçimde geçmeye çalışıyorlar...
Polis - jandarma kontrol noktasına beş altı metre kalmışken dahi bu sergerdeliklerine devamda ısrardan ne utanma ne çekinme...
Üzerimize üzerimize geliyorlar, zira bizim dümen çarkında bir kadın...
Camı açıp sesleniyoruz, kornalarla ikaz ediyoruz ve en nihayet haykırmak zorunda kalıyoruz..
“Utanmazlar, sıkılmazlar!”...
Polis bu haykırışa geliyor, bizimle birlikte mütecavizi kenara davet ediyor. Rutin belge kontrolü...
Ekibin amiri pozisyonundaki polis, “Ben sizi gördüm” diyorsa da, meseleyi kısa yoldan halletme isteğiyle olsa gerek, karakuşi bir usule başvuruyor...
Her iki tarafı da cezalandırmak!
Mağdur tarafa yüklenen trafik emniyetini ihlal suçuna kesilen makbuzun numarası 147373 ...
Trafiğin akış ahengini bozan mütecavize de benzer ağırlıkta bir makbuz kesilmiş ise de, aslında yol üzerinde verilen bu karar, düzen bozucusunun yaptıklarını yanında kâr bırakan bir polis uygulaması...




