Yavuz Sultan Selim in hocaları

Yavuz Sultan Selim küçükken iyi bir eğitim almıştır. Bu

eğitimin hem maddi hem de manevi boyutları vardır. Hocaları arasında yanından

hiç ayırmadığı, nedimi, sırdaşı Hasan Can vardı. İdrisî Bitlisî, Kemalpaşazâde,

Celâlzâde Mustafa Çelebi, Ali Mustafa Efendi gibi tarihçiler, Âhî Benli Hasan,

Tâcizâde Câfer Çelebi gibi şairler de etrafındadır. İlmi ve ilim adamlarını

daima desteklemiş ve onların hamisi olmuştur.

Ayrıca tasavvuf ehli hocaları da vardır, etrafını

çepeçevre kuşatan, ona yol gösteren. Bunların başında hocası Kastamonulu Halîmî

Çelebi (ö. 922/1516) gelir. Hem imamı hem hocası hem de musâhibi (danışman)

idi. Şairdi. Arap Fars edebiyatlarını çok iyi bilirdi. Muamma çözmede ustaydı.

Aynı zamanda Nakşibendî tarikatının şeyhiydi. Yavuz bu şeyhten epey istifade

ettiği gibi, oğlu Kanuni Sultan Süleyman ın da eğitimini ona bırakmıştır.

Etrafındaki diğer tasavvuf ehli ise, Halveti tarikatının Sünbüliyye koluna

mensup olan Sünbül Sinan (ö.936/1529) dır. Tebdili kıyafetle zaman zaman bu

Halvetiyye şeyhi Sünbül Sinan ın dergâhına gider ve onunla sohbet ederdi. Bir

diğeri ise,  devrin şeyhülislamı Zenbilli

Ali Efendi (ö.932/1525) dir. Şam da bulunan Nakşibendiyye şeyhi Bedahşî yi  (ö. 922/1516) evinde iki defa ziyaret ederek

ona hürmetkâr davranmıştır. Ayrıca Muhyiddin İbn ül-Arabî nin görüşlerini

benimser, Mevlânâ ya da büyük bir saygısı ve hayranlığı vardır. Seferlerine

çıkmadan önce mutlaka İslâm büyüklerinin türbelerini ziyaret eder¸ dualarda

bulunur ve kurbanlar kestirirdi. Seferlerine çıkarken mutlaka fetva alır¸ ona

göre hareket ederdi. İslâmi düşünceye aykırı herhangi bir harekette bulunmazdı.

Tasavvuf ehli padişahtı Yavuz Sultan Selim.

Kitap Kurdu Sultan Ve Üzüntüsü

Yavuz Sultan Selim sevkulceyş ve tâbiyede deha sahibiydi

yani savaş stratejisi ve savaş sanatlarını iyi bilen bir strateji uzmanıydı.

Farsçayı Farsça şiirler yazacak kadar iyi bilirdi. Arapça, Tatar lehçesine de

aşinaydı. Selimî mahlasıyla yazdığı şiirleri bir divanda toplanmıştır. Saray

kütüphanesindeki bütün kitapları okumuştur. Gecelerini okumaya ayırır, bu

yüzden de az uyurdu. Çok okumaktan gözleri bozulmuştur. Kalın mercekli gözlük

kullanırdı. Osmanlı da gözlük kullandığı bilinen ilk sultandır. Okumayı ve

kitapları çok seven bu sultanımız, savaşa giderken bile yanında kitap taşırdı.

Gazze çöllerini geçerken, çöl Arapları bir katırı yağmalar. Çok kıymetli

eşyaların yanında bir de kitap vardır. Moğolların Doğudaki seferlerini anlatan

Vassâf Târîh . Yavuz, yağmalanan eşyaya acımıyordu. Ancak zevkle okuduğu bu

Vassâf Tarîhi ne pek üzüldü. Padişah ın üzüldüğünü gören Halimi Çelebi yirmi

günde yeni bir Vassaf Tarihi yazdıracağını ifade etti. Saray hocalarından

Hattat Şemsüddin Efendi nin kalemi çok süratliydi. Halimi Çelebi Nil e bakan

bir oda buldu. Şemsüddin Efendi kendisini kimsenin rahatsız etmemesi için,

odayı üzerine kilitleyip, tam yirmi beş günde bu kitabı tekrar yazdı.

Yıkılamayan Cami

Yavuz Sultan Selim, Bursa da atalarının mezarlarını

ziyareti sırasında amcası Cem Sultan ın kabrine de uğrar. Kabrin başında derin

düşüncelere dalar, uzunca bir süre başından ayrılamaz ve bu yiğit amcası için

gözyaşı döker. Dedesi Fatih, amcası Cem ve amcasının babasıyla giriştiği

mücadeleler gözünün önünden geçer. Sonra gözü türbe kapısında bekleyen veziri

Koca Mustafa Paşa ya ilişir. Aynı adam şimdi de kendisinin küçük veziridir.

Tahta çıkacağı zaman da zaten ağabeyi Ahmed den taraf olmuştur. Hatta şimdi de

boş durmamakta, kıpırdanıp durmaktadır. Yavuz bunları düşündükçe öfkesi kabardıkça

kabarır ve O mücadelede ve Cem in küffar elinde, vatanına hasret can verişinde

Koca Mustafa Paşa nın rolünü hatırlar. El- memuru ma zur fetvasında amel

etmeyip Niçin benim amcamın katline sebep oldun diyerek birkaç asker çağırıp

vezîriâzam Koca Mustafa Paşa yı öldürtür. Ancak öfkesi dinmemiştir. İstanbul a

geldiği vakit görevlilere emir verir: Tez adam göndertip küçük vezirin

camisini de, imaretini de ortadan kaldırın, İstanbul a böyle birinin yapısı

gerekmez! Ellerinde kazma kürekle Koca Mustafa Paşa Camii avlusuna gelen

görevliler orada Sünbül Efendi ile karşılaştılar. Sünbül Efendi nin heybetinden

ürküp camiyi yıkamadan geri dönüp kendilerini gönderen devlet adamlarına şöyle

dediler: O camide Sünbül Sinan derler bir veli durmakta. O orada olduğu

müddetçe biz o camiyi yıkamayız. Bunu sultana ilettiklerinde; Yavuz derhal

ayaklandı, Gidip kendim göreyim, kendi elimle orasını başına yıkayım! diyerek

öfkeyle atına bindi ve Koca Mustafa Paşa Külliyesi ne vardı. Sultanın geliş

haberini Sünbül Efendiye ulaştırdıklarında, şeyh Siyah İmame (Sarık) ve

Siyah Âsâ ile padişahı karşılamaya çıktı. Şeyhi gören Yavuz Sultan Selim in

öfkesi sevgi ve hürmete dönüştü. Tokalaştılar. Daha sonra kendisine özel olarak

konulmuş minderler üzerinde gönül sohbeti ettiler. Sonra kendilerine sebebi

ziyaretlerini sordu. Sultan: Sizi ziyarete geldik dedi. Sünbül Sinan Efendi

bunun üzerine: Padişahın ahd ve emirlerinin yerini bulması gerekir. Onun için

hiç olmazsa medresenin kubbesinin üzerinde bulunan ocak baca ve tepelerini

yıksınlar! Sultan emretti bacalar yıkıldı. Yıkıldı yıkılmasına da bacalarla

beraber Yavuz un gazabı da öfkesi de yerle bir oldu. Hükümdar neredeyse bütün

haşmetini yitirmişti. Çok duygulanıp hislenerek kendi sırtında bulunan beyaz

sûf (yün) kaplı samur kürkü çıkardı ve Şeyhe giydirdi. Sonra da vedalaşıp

ayrıldı oradan. Saraya geldiğinde dostlarından biri merakla sordu: Sultanım bu

ne iştir Oraya giderken niyetiniz orayı yıkmaktı. Fakat şimdi niyetiniz

değişti hatta kürkünüzü de hediye ettiniz şeyhe. Bu nasıl iştir Sultan:

Behey adamlar! Şeyhin iki yanında arslanlara binmiş iki muhafız duruyordu,

sizler görmediniz mi de soruyorsunuz Ağızlarını açıp kükremekteydiler. Bu

hâlden çok ürktüm. dedi. Maneviyatta öfkeler arslana, muhafıza dönüşür,

ürkütür; sevgiler, hayranlıklar da bütün teni sarsın ısıtsın diye samur kürke.

Halvetiye tarikatının Sünbüliyye şubesini kuran bu büyük

veli Sünbül Sinan 1529 da vefat edince bu cami haziresindeki türbesine

defnedilmiştir. Şimdi Koca Mustafa Paşa semtindeki Koca Mustafa Paşa Camii nin

hazîresindeki ebedi istirahatgâhında ziyaret edilmeyi beklemektedir.

Fatihalarla.