Türkiye hızla yaşlanan nüfus gerçeğiyle yüzleşirken, evinde yatağa bağımlı yakını olan veya bakıcı masrafları altında ezilen milyonlarca ailenin bütçesini rahatlatacak tarihi bir adım atılıyor. Hükümetin 6 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna duyurduğu 2027-2029 Orta Vadeli Programı'na (OVP) giren uzun dönemli bakım sigortası, sosyal güvenlik sisteminde yepyeni bir dönemin kapısını araladı

KLASİK SAĞLIK SİGORTASINDAN FARKLI: GÜNLÜK İHTİYAÇLARI KARŞILAYACAK
Sistemin yalnızca hastane veya ameliyat giderlerini kapsamadığına dikkat çeken Bal, modelin temel işleyişini ve Türkiye'deki yaşlı nüfus tablosunu şu sözlerle anlattı:
''Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus 2025’te 9,58 milyona, toplam nüfus içindeki payı ise %11,1’e ulaştı. Yaşlı nüfus arttıkça, uzun süre başkasının yardımına ihtiyaç duyan kişilerin sayısının da artması bekleniyor. Bu nedenle bakım yükünün yalnızca ailelerin üzerine bırakılmaması ve sürdürülebilir bir finansman oluşturulması amaçlanıyor. Uzun dönemli bakım sigortası; kişinin hastanede tedavi edilmesinden çok, uzun süreli bakım ihtiyacının finansmanını karşılamaya yönelik bir sosyal güvenlik modeli. Klasik sağlık sigortası hastalıkların teşhis ve tedavisine odaklanırken, bakım sigortası kişinin yemek yeme, giyinme, banyo yapma, hareket etme gibi günlük yaşam faaliyetlerinde desteğe ihtiyaç duymasını esas alır. Amaç, kişinin bakım ihtiyacından kaynaklanan ekonomik yükü azaltmak. Modelin ayrıntıları henüz kesinleşmiş değil; ancak kapsamına evde bakım, kurumsal bakım, hemşirelik ve ihtiyaç duyulan bazı bakım ekipmanları gibi hizmetlerin alınması mümkün olabilir. Hangi hizmetlerin ne ölçüde karşılanacağı ise çıkarılacak mevzuatla netleşecek.''

65 YAŞ SINIRI OLACAK MI? KRİTER İHTİYAÇ DURUMU
Kamuoyunda en çok merak edilen yaş şartına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bal, modelin sadece yaşlı vatandaşlarla sınırlı kalmayabileceğinin altını çizdi:
''Sistemin yalnızca 65 yaş üzerindekilerle sınırlı olması zorunlu değil. Yaştan bağımsız olarak uzun süreli bakıma ihtiyaç duyan kişilerin de kapsama alınması mümkün. Burada temel kriter yaş değil, kişinin günlük yaşam faaliyetlerini ne ölçüde bağımsız yapabildiği ve sürekli bakıma ihtiyaç duyup duymadığı olabilir. Ancak resmi olarak kullanılacak değerlendirme kriterleri henüz kesinleşmiş değil.''
Maaşlardan yapılacak kesintilere de değinen Bal, ''Şu aşamada çalışan–işveren–devlet arasında kesinleşmiş bir prim paylaşımı açıklanmış değil. Eğer ayrı bir sosyal sigorta primi oluşturulursa, bunun çalışan ve işveren açısından ek maliyet yaratıp yaratmayacağı; prim oranına, devlet katkısına ve finansman modeline bağlı olacak. Dolayısıyla bugün için belirli bir “yüzde şu kadar prim kesilecek” demek doğru olmaz.'' ifadelerini kullandı.

AİLE BÜTÇESİNE CAN SUYU: SİSTEM NE ZAMAN BAŞLAYACAK?
Özel bakıcı veya bakım merkezi masraflarının hanelerin belini büktüğünü hatırlatan Murat Bal, ''Sistemin temel amacı, uzun süreli bakım masraflarının tamamının veya önemli bölümünün kişinin ve ailesinin üzerinde kalmasını önlemek. Örneğin; bugün ailesi özel bakıcı veya bakım merkezi için yüksek miktarda ödeme yapan bir kişinin, sistem kapsamındaki hizmetlerden yararlanması halinde bu maliyetin bir kısmı sosyal sigorta tarafından karşılanabilir. Mevcut evde bakım destekleriyle nasıl bir ilişki kurulacağı da sistemin nihai tasarımında belirlenecek.'' dedi.
Vatandaşın hizmet almaya başlayacağı takvim konusundaki kafa karışıklığını da gideren Bal, bürokratik sürecin zamana yayılacağını belirterek şöyle konuştu:
''Burada önemli nokta şu: 2027-2029 OVP'nin açıklanmış olması, sigortanın 2027'de vatandaşlara ödeme yapmaya başlayacağı anlamına gelmiyor. 2027-2029 OVP 6 Eylül 2026'da açıklandı. Önce sistemin hukuki ve kurumsal altyapısının, kapsamının, prim-finansman modelinin ve hak sahipliği kriterlerinin belirlenmesi gerekiyor. Bu nedenle bugün için “2027'de kesin başlar” şeklinde bir tarih vermek mümkün değil.''




.jpg)