Kötülük insanların yetişme/yetiştirilme sorunlarıyla

ilgili ahlaki bir durumdur. Yoldan çıkmış bazı kötü insanlar vurgun vurup

köşeyi kısa yoldan dönmenin hayaliyle yanıp tutuşurlar. Hayallerini gerçeğe

çevirmede de yasaları ve ahlaki değerleri çiğnemede de çok cüretkârdırlar.

Kolay para kazanmak göründüğü gibi basit değildir. Ancak kötüler bu unvanlarını

kazanmada haksız ve kolay para kazanmak kadar ulvi ve toplumsal değerleri de

yerle bir ederler. Yani onların meselesi sadece para kazanmak da değildir;

istenmeyen davranışlardır. Bu davranışlar da diğer insanlara zarar verir.

İnsana zarar veren her türlü alışkanlıkları ya benimserler ya da böyle

alışkanlık müptelalarına hoş görüyle bakarlar.

Kötüler çeşit çeşittir. Meşru ve gayri meşru yoldan

soygun yapanlar yolları ayrılsa da aynı amaca hizmet ederler. Devlet malına

tamah edip de yakalandıklarında birileri devreye girer. Hükümet adamlarından,

milletvekillerinden himaye gördükleri de olur. Bazı insanlar vardır tanışırlar,

bir araya gelirler, dost olurlar. Bu dostlukları çıkar ilişkileri sürene kadar

devam eder. Devlet içinde soygun yapanlar her dönemde bir kurtuluş yolu

bulabilirler. Bunun birkaç nedeni vardır. Birinci nedeni muhalefetin, basınıyla

sivil toplum kuruluşlarıyla hükümeti yıpratma ve devirme ataklarına

soruşturmalara engel olarak karşı çıkmalarıdır. Bu durum bir zamanlar iktidar

olanların da başına geldiğinde aynı yolla hareket ettikleri görülmektedir. Yani

iktidarlar kendi başına gelenleri haklı da haksız da olsa atlatmak isterler.

Bizde hiçbir iktidar döneminde yolsuzluklar vuku bulduğunda birkaç kişi dışında

veya ses getiren sansasyonel olaylar karşısında hükümetler gereğini yapma

fazileti içinde olamamıştır. Zaten düzgün işleyen bir hükümeti de bir şekilde

iktidardan devirirler. Bunun bir başka nedeni de iktidara gelen siyasi

partilerin kendilerini daha da güçlendirmek adına hareket etmeleridir. Bunu da

yasal ve gayri resmi yollarla yaptıkları görür. İhaleler, borsa, imara açılan

her türlü arsalar, araziler bu düşünceler için iyi bir kumaş, bulunmaz bir

kaftandır. İktidar çevresini güçlendirmelidir ki yapılacak seçimler asalak ve

yalakalar da dâhil olmak üzere yerine göre naçar kalmış iyi niyetli kişileri de

yanlarına alabilsinler.

Ufak tefek kirli işlerle piyasada yer etmeye çalışan

mafya babaları ve elemanları pastadan daha fazla pay almanın raconunu kesmede

mahirdirler. Yeter ki daha güçlü ve pratik başka örgütlerle yolları kesişişmiş

olmasın. Mafyada veya benzer yasadışı örgütlerde yükselmenin ve güçlenmenin

yolu da fire vermeden, hatalara sıkça düşmeden çok iş yapmadan geçer. Hesaplı

ve sağlam iş yapmak ve çok çalışmak ne çare ki dürüst insanlar kadar kötü

insanların da şiarıdır.

Çeteler, şiddet, cinayet bir ülkede artıkça adalet,

doğruluk dürüstlük ve güven duyguları yara alır. Bireysel olarak da

düşünüldüğünde de güven duygusu kaybolunca dostluk da kaybolur. Dahası bazı

insanlarda güven bunalımı gitgide birçok şeyin kaybına sebep olur. Kendine

nefrete dahi dönüşebilir. Bu bir bakıma kendine yabancılaşmadır. Tutarsızlıklar

da işte burada başlar. Bütün bu çürümüşlüğün nedeni batının ahlakının

kapitalist ahlakın benimsenmesidir. İçine düşülen çaresizlik ve umutsuzluk her

türlü izimlerin pençesinde kıvranan ve gitgide acı çeken insanlıktır. Hayat

bedene vermese de ruha acı verir. Çaresiz bir acıdır bu Ayyuka çıksa da

dertler çaresizlik her illetten beterdir. Kimisi bilerek kimisi de bilmeyerek

dokunur ve yürek acır.

Güçlü olan güçsüzü ezer, denk kuvvetler ise yara alır ama

bir maç sonucu gibi berabere kalınmaz. Bu iki yumurtanın bir birine

çarpılmasına benzer. İki tarafın savaşında eğer güçleri denkse çok çetin olur

bu savaş. Mutlak surette taraflar zarar görür. Bu işin bir galibi çıksa da

çıkmasa da taraflar büyük zarar görür.

Bazı insanların durumu uçurumdan düşerken yılana

sarılmaya benziyor... Böyle bir durumda akıbet kaçınılmaz!

Her yanda yozlaşma var. Kaygılar artıyor. İstikrar adına

birçok mesele ötelenmiş gibi bir görüntü var. Dünya kirlendi, kirlenmeye de

devam ediyor; Temiz kalanlara selam olsun!...

Dürüst olanlar değil hırsızlar, çalıp çırpanlar, yetim

hakkı yiyenler korkmalıdır; yargıdan, adaletten ama her şeyden önce de

Allah tan korkmalılar.

Bu dünyada güçlü olanın değil de haklı olanın

kazandığında insanlar da kazanacaktır. Adaletin de galip geldiği zamanlar

vardır. Önemli olan bunun mücadelesi vermektir. Çünkü adalet ve iyilik herkese

lazımdır.