Fenerbahçe, Kasımpaşa ile oynamadan önce önündeki en zor maçın Elazığspor maçı olacağını çoktan yazmıştım. Hatta Trabzonspor deplasmanını da gelecekteki kolay maçlar içine katarak. Çünkü Okan Buruk’un takımı son haftalarda iyi oynuyordu. Top yapıyordu, maç sonuna kadar diri kalabiliyordu. Fenerbahçe’de ise ciddi eksikler vardı. Ön taraftaki ekipten hem Sow, hem de Webo yoktu. Emenike de henüz toparlanma döneminde olduğundan deparda da, top saklamada da eskiyi yansıtamazdı. Kala kala Kuyt kalmıştı. O da eksikler yüzünden üstüne düşmeyenlere de soyununca yoruluyordu. Üstüne üstelik bu maçta bir de tandemin ikilisi ilk defa yan yana oynayacaklardı.

İşte buradan yola çıkılarak maç başladı. Ve Fenerbahçe başlangıçlardaki o diriliği ile dört pozisyon buluverdi. Ama kaleci İvesa gününde idi ve skor tabelası değişmedi. Bu süreçten sonra Fenerbahçe’nin vitesi düşünce ev sahibi maça ortak olmaya başladı. Ancak Bilica ve Tello ikilisinin dönem dönem yaptıkları katılım eksikleri öndeki ekibini iyi toplarla buluşturamadı. Burada tek gol formülü kenar oyuncuların Serdar’la Onur’un içe kat etmeleri idi. Gol de öyle oldu zaten. Onur’un ters taraftan gelişi ve nefis sol plasesi Elazığspor’u içeri önde götürdü.

İkinci yarıda Fenerbahçe ne yapabilirdi. Salih oyuna girebilirdi. Çünkü Alper’in sol kayarak oynaması orta alandaki kurguyu zedeliyordu. Ama Ersun Yanal’ın ikinci ve üçüncü planları olmadığından aynen devam edildi. Bu arada Serdar’ın yaşı küçük olanı iki topu çizgi üzerinden yanlış kullanınca Fenerbahçe rahatladı. Bu arada Deniz’in de 60’tan sonra beyaz bayrak çekişi kenardan sadece izlenince, Christian’ın atılmasına rağmen Fenerbahçe sanki 10’a 10 oynadı. Şayet Okan Buruk, Deniz’i alıp, en azından fiziksel olarak duracak Batuhan’ı içeri atsaydı, Fenerbahçe son bölümlerde 10 kişisi ile daha çok tehlike yaşayabilirdi. Ama dedim ya Deniz’le takımlar eşit sayıda oynadılar. Bu arada Volkan da, ilk baştaki İvesa’ya nazire yaparcasına iki mutlak topu çeldi.

Ve on kişi kalmış Fenerbahçe için en büyük umut duran top, Cadlec’un kafasından Topal’a oradan da ağlara gidip maçın skorunu 1-1’e kilitledi. Tabii Okan Hoca Batuhan’ın kafasının içeriden Gökhan tarafından çıkartılışını izlerken, “Ah ben ne yaptım” dedi mi

Christian meselesi mi Hakem Elazığsporlu Onur’a sarı kart, Fenerbahçeli Chrstian’a da kırmızıyı çekti. Olayın kahramanı ise yardımcı idi. Brezilyalı rakibinin bacakları arasından çıkmaya çalışırken, yerden tabanı çakıyordu. Karar doğru idi.

Şimdi herkes Fenerbahçe’nin sıkıntıya girdiğini yazıp, söyleyecek. Matematiğe bakınca doğru gibi... Ama ben bu makasın en azından Galatasaray’la iki hafta içinde daha açılacağını sanıyorum. Beşiktaş mı Üst üste iki iç saha maçını alırsa, heyecanı o taraf oluşturur.