AKP ile MHP nin kurmayları Meclis te Başbakan ın odasında bir araya gelerek başörtüsü sorununu çözüme kavuşturmak için müzakerede bulunmuşlar ve iki saatlik bir görüşmenin sonunda mutabakata varmışlar. Yani başörtüsü sorununu çözmek hususunda anlaşmaya varmışlar.

Peki AKP ile MHP arasında varılan mutabakat başörtüsü sorununu çözüyor mu

Medyaya yansıyan haberler ve yapılan açıklamalara bakıldığında varılan mutabakat ile başörtüsü sorununun çözüldüğü falan yok. Aksine bir yasak Anayasa hükmü haline getiriliyor. Yapılan iş göz boyamacadan ibaret. Niçin böyle düşündüğümü dünkü Vatan Gazetesi nin sürmanşete taşıdığı başlığı aktaracak olursam daha iyi anlamış olursunuz. Vatan iki parti arasında varılan mutabakatı şöyle değerlendiriyordu:

"AKP-MHP nin türban formülü: Öğrenciye serbest Hocaya yasak."

Aslında Vatan olaydaki sadece bir garabete dikkat çekiyor. İşin içinde başka garabetler de var. Söz gelimi İslam ın emirlerinin uygulama alanlarını iki parti tarafından yeniden yorumlanması söz konusu. Çünkü, başörtüsü takma emrine mümeyyiz her kızımız muhataptır. Varılan mutabakatta olduğu gibi başörtüsü emri sadece üniversite öğrencilerine şamil değildir. Bir diğer ifade ile başörtüsü sorunu sadece üniversitede eğitim hakkının iptali değil, inanç özgürlüğünün sınırlandırılması anlamına geliyor. AKP ile MHP nin vardığı mutabakat ise iki partinin de başörtüsü meselesini inanç özgürlüğü olarak görmediklerini sadece gelen ısrarlı talepler karşısında  üniversite ve yükselokul öğrencilerine uygulanan yasağın kaldırılmasından ibaret.

Eğer olay inanç özgürlüğü olarak kabul edilse ve buna göre bir mutabakat arayışına girilmiş olsaydı farklı bir sonucun ortaya çıkması gerekirdi.

Kaldı ki, lisede yasak olan başörtüsünün üniversiteye geldiğinde serbest olması, ardından "Başını açmazsan yaptığın tahsil doğrultusunda devlette hiçbir görev alamazsın" demekteki garabeti izaha bile gerek yok diye düşünüyorum.

Siyasilerin sergilediği bu tavrı millet elbette değerlendirecektir. Ancak, bir gazetenin iki parti arasındaki mutabakatı "Özgürlük uzlaşması" şeklinde manşete taşıması karşısında şaşırdığımı belirtmek isterim. İnsana neyin özgürlüğü, hangi özgürlük diye sormazlar mı

Üniversitede başörtüsü çilesinin bitmesinin başörtüsü sorunun çözümü anlamına gelmediğini bizim birtakım gazetelerimizin yöneticileri bilmezler mi Ancak onların maksadı bir zulmün bitmesi için çaba göstermekten çok yandaşı oldukları partiye siyasi rant sağlamak olunca ortaya böylesine garip manşetler çıkıyor. Ben de kendilerine soruyorum: Yalan söyleyen iki olsun mu Bu soruya olsun denebiliyorsa mesele yok. Ama olmasın deniyorsa, bile bile gerçeği yansıtmayan bir başlık atılmış demektir. Gerek hukukun emirleri gerek dinin emirleri karşısında bilmemek mazeret değildir ama yine de belki bilmemek hafifletici bir sebep kabul edilebilir.

Lafı uzatmanın anlamı yok. AKP ve MHP başörtüsü sorununu kesinlikle din özgürlüğü açısından ele almış değiller. Eğer böyle olsaydı olayı sadece üniversite ile sınırlandırmaları mümkün olmazdı.

Üniversiteye giden bazı kızlarımız bunu inançları gereği örtüyorlarsa -ki kesinlikle öyledir-İslamın başörtüsü emri sadece üniversite ile mi sınırlıdır Böyle bir kabul dine yeni bir yorum getirme, daha doğrusu dini sulandırma anlamına gelmez mi

Hiç kimse kimseyi inanmaya zorlayamadığı gibi başını örtmeye de zorlayamaz. Ancak hiç kimsenin de inancı gereği başını örten insanlara sen şurada örtebilirsin ama şuralarda örtemezsin deme hakkı da yoktur. Olmamalıdır. Aksi halde dinin birtakım kurallarının uygulanması yöneticilerin keyfine kalır ki böyle bir uygulama ile demokrasinin bir arada barınması mümkün değildir.

Dini afyon kabul edip, her türlü dini ve özellikle de kuralların uygulanmasını yasaklamış olan komünistler bile bugün yok olup gittiler. Durum böyle iken demokratik bir ülkede hala dinin kurallarının uygulanması din özgürlüğü olarak algınlanmıyor/algılanamıyor olması üzüntü vericidir.