Dünya ekonomisi yükselen belirsizlik ve kırılganlığın

görmezden gelindiği, iyimserliğin yapay bir şekilde abartıldığı ve etkinliğin

azaldığı bir süreçten geçiyor. Durum böyle olduğu için hiç bir şey göründüğü

gibi olmuyor; sorunlar ağırlaştıkça iyi ve insanca yaşama uygun herşey  büyük bir hızla tüketiliyor. Adalet,

istikrar, Halka ve Hakk’ka hizmet gibi kavramlar tüm anlamını yitiriyor.

Sürdürülebilir olmayan bu gidişattan doğrudan veya dolaylı olarak yararlanan

herkes de büyük günaha ortak olmak gafletinden kurtulamıyor. Kötüye ve yanlışa

hoşgeldin, iyiye ve güzele güle güle deme anlayışı bilinçsizce yaygınlaşıyor.

Gelişmiş ekonomi Merkez Bankalarının parasal genişlemeye abone olması veya mali

sektörü olması gereken rotaya sokacak düzenlemelerin sürekli olarak ileri

tarihlere ertelenmesi gibi günü kurtardığı için alkışlanan eğilimler hem önemli

bir itiraf haline geliyor hem de bu kötü yanlış yapanları ödüllendirirken doğru

tercihlerde ısrarlı olanları cezalandırıyor. Halka hizmet adına bu durumu terse

çevirmesi gereken siyasi yapılar ise büyük ihanetin temsilcisi olmaktan

kurtulamıyor.

Yukarıdaki değerlendirme bazı kesimlere çok ağır gelebilir.

Zira bugünün gerçeğini hazmetmek, yanlıştan vazgeçmek kolay değildir. Zira

kolay yolu seçerek kendi yanlışlarından vazgeçmek yerine başkalarını aldatma

yoluna girerek özüne yabancılaşanların bu saatten sonra doğru yolu bulması çok

zordur. Gerçekleri kabul edemezler ve değiştiremezler; ancak görünümü

farklılaştırarak, kendileri dahil herkesi aldatmaya devam ederler. Ulaştıkları

maddi güce dayalı gücü ve konumu korumak adına insanlıktan ve inançtan

vazgeçmeyi tercih ederler, yanlışı alkışlamaya abone olurlar, örgütlenmiş bir

sorumsuzluk kalkanı yaratarak arkasına saklanırlar, koşullar böyle değilkenki

değerlerini ve söylemlerini inkar ederler...

Merkez bankalarının düzenli olarak karşılıksız para basarak

günü kurtarması hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığı anlamındadır. Eğer bunu

yapmazlar ise sistemin çökeceğini bildikleri içindir. Belli ki ekonomi tedavisi

mevcut sistem içinde mümkün olmayan kanser tipi bir hastalığa yakalanmıştır ve

ağrıların hissedilmesini önlemek dışında bir şey yapmak ellerinden

gelmemektedir. Bankacılıkta istikrar adına uygulanması gereken tedbirlerin

ötelenmesi de aynı anlamdadır. Başka bir deyişle günü kurtarmak adına geniş

kitlelerin bu durumun bilincinde olmasının engellenmesi, davranış biçimlerinin

değişmesine izin verilmemesi gerekmektedir. Bu tablo sistemle geniş kitlelerden

oluşan insanlığın büyük bir çıkar çatışması içine girdiği, ilkinin kazanması

adına diğerlerinin elinin kolunun bağlandığı anlamındadır. Ve bu gidişin sonucu

büyük kıyım ve yıkımdan başka bir şey olamaz. Bu aşamada sormak gerekiyor Bu

çıkar çatışmasında siyaset hangi safta yerini almıştır İnsanlık adına geniş

kitleler lidersiz mi kalmıştır .. Türkiye küresel ölçekteki bu gelişmelerden

nasıl etkilenmiştir ve bundan sonra neler yaşanacaktır ..

Olumsuz seçenekler arasında daha olumsuzunu seçmek durumunda

kalan ve yönlerdirildiği için pusulasını nasıl şaşırdığını anlayamayan siyaset

kurumu önce sistemin kölesi haline gelmiş; daha sonra temsil ettiği kitlelerin

de aynı tuzağa düşmesine sebep olmuştur. Yaptığının yanlış olduğunu görememiş

içinden çıkamayacağı bir labirente hapsolmuştur. Liderliğini korumak adına

temsil ettiği kesimleri aldatmaya devam etmek dışındaki seçenekleri

tüketmiştir. Koşullar değiştiği için ısrarla doğrunun ve gerçeğin safında olanlar

onlar için çok tehlikeli hale gelmiştir. Ya devşirilmeleri ya da susturulmaları

gereği önem kazanmıştır. Bu çözüm değildir fakat günün kurtarılması adına ciddi

bir durumdur...

Geniş kesimlerin koşullardaki bu büyük değişimi fark

etmemesi, ava giderken av olması normaldir, malum kesimler açısından beklenen

bir durumdur. Atalarımız doğru söylemiş, kılavuzu karga olanların başı dertten

kurtulmuyor, her gelen yıl gideni aratıyor...