DÜNKÜ yazımda yabancı futbolcu meselesini irdelemiştim. Kulüpler Birliği’nin hiç bir işe yaramayan çalışmalarından, Federasyonun duruşundan ve de bütün bunların hepsine gider yapan Fenerbahçe’nin tutumundan söz etmiştim.

Bugün de ülkemizin futboldan sonra en çok eğildiği, ilgi duyduğu başka branşlarına bir bakalım. Voleybolda kulüpler bazında ne kadar altın, ne kadar kupa varsa hepsinin finaline ambargo koyduk. Kutlarım. Hem de erkekli, kadınlı... Muhtemelen de bunların en az ikisinden birincilik çıkacaktır. Dileğim o ki, hepsinin mücadelesi altına dönsün ama kadınlardaki en büyük kupada buna imkan yok. Çünkü Vakıfbank’la Eczacıbaşı yarı finalde karşılaşacaklar.

Peki, kulüpler bazında voleybolda bu denli bir başarı elde edilmişken, milli takımda ne olabilir Yani kulüp takımlarının da göğsünde ay-yıldız var ama olanlar falanca kulüp diye yazılır, anlatılırlar. Ama milli takımımız Türk Milli takımı diye anılır. Görüşüm o ki, Kadın Voleybol Milli Takımımız kulüplerin elde ettiği bu başarıyı kolay kolay yakalayamaz. Çünkü eski başkan Ünal Karabıyık’ın kulüpler için koyduğu yabancı kontenjanı yeni başkan Özkan Mutlugil tarafından değiştirilip, artı birle yenilendi. Bu, bizim ligimizde altıda 3 yabancı oynayabilir demektir. Bu değişim tabii ki takım bazında fayda getirecekti ama ya Milli Takım Eh, yazılı ve görsel basında kulüpler daha fazla itibarlı olup, milli takım ikinci sıraya itiliyorsa ve de iş tamamen ticarete döküldüyse, boş verelim değil mi Milli Takım’ı dikkatle takip edeceğim, bunu herkes bilsin. Kulüp takımlarımıza tekrar başarılar diliyorum.

Basketbol da durum farklı değildir. Ama en azından federasyon başkanı Turgay Demirel şimdilik dik duruyor. Ancak Efes ve Galatasaray’ın ikinci gruptaki çöküşleri ve Fenerbahçe’nin ince bir ayar üzerinde yoluna devam ettiği dikkate alınırsa, pek yakında bizim ligde salona beş yabancıyla beraber çıkılmasından korkarım. Zaten Milli Takım’ın hali ortadadır, Son şampiyonu için söylüyorum. Gençler bazında Avrupa Şampiyonu olan basketbol, büyüklerde salona çıkma engeline takılırsa, yazık olmaz mı

Yabancı yasağına ben de karşıyım. Tabii ki her branşta kaliteli yabancı bize örnek olur, yoluna bizimkileri de eğiterek devam ederse bundan kazançlı biz çıkarım. Tamam. Ama bunun futbolda da olduğu gibi benim çocuklarımın önünü kesmemesi gerekir.

Bu konu gerçekten de çok önemlidir. Öteden beri yazıp söylediğim önemli bir konu ile ilgili çalışmalar yapıldığını duydum. Doğru ise helal olsun. Mesele şu; ülke gençliğinin yöresel olarak hangi spora yatkın olduğunu araştıracakmışız. Çok gel kaldık. Ama gene de açığı kapatmak adına telaşlananım. Bu çok önemlidir. Hep yazdım, hep söyledim; Bizden yüzücü çıkmaz. Ama bizden, özellikle de Doğu vilayetlerimizden harika uzun mesafe koşucuları çıkar. Basketbol ve voleybol için başta İstanbul olmak üzere derin araştırmaya devam edelim.

Özetle, spor bir ülkenin en büyük propaganda aracıdır. Üstelik sağlıklı nesiller yetiştirmenin de kaynağı, ilacıdır. Eh, başka ne söyleyelim. Bu da futbolun teknikleri, futbolun hizipçilikleri dışında genel bir spor bakışı oldu. Nasıl olsa yarın Galatasaray-Akhisar maçı ile devam edeceğiz. İyi tatiller. Bu arada unutmadan; 1976’da 16 milyonluk Doğu Almanya, Montreal’deki Olimpiyatlarda ABD’yi geçince bir araştırma yapmıştım. Ve bununla ilgili de bir kitap yazmıştım. Keşke bulunsa da okunsa diyorum...