Vahşi kapitalizmin, küresel emperyalizmin ve çok uluslu şirketlerin, bir ülkenin algı haritasını değiştirmek için kullandıkları en etkili yöntem, gazete veya televizyon ekranlarına bombardıman niteliğinde verdikleri reklamlardır.

Markalarını, ürünlerini özellikle kreatif ve albenili reklamlarla medyada değerlendiren bu markalar, zihinlerde oluşturdukları satın alma dürtüleriyle cüzdanlarımıza sürekli “kirli ellerini” sokarak cirolarını şişirmenin formüllerini aramaktadırlar.

Reklamı izlersiniz ya da izlemezsiniz, markayı satın alırsınız veya almazsınız, bütün bunlar sizin elinizdedir gibi bir fikri seslendirebilirsiniz. Ama, durum hiç de böyle değildir… Çünkü, kirli küresel emperyalist firmaların, sosyal ve siyasal zeminde yapmaya çalıştıkları, gizliden gizliye oluşturmaya çalıştıkları mağduriyet atlasını da iyi analiz etmek ve atacağımız adımları da bu şekilde ortaya koymak zorundayız.

Çünkü, bir süpermarkete veya bakkala gittiğimizde, sepetimize koyduğumuz her ürünün, hayatımızdaki yeriyle ilgili de bir şekilde bilgi sahibi olmak ve bu alışverişin gönül coğrafyamıza yaptığı derin etkileri de düşünmek zorundayız. 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye ölüm yağdıran küresel eşkıya, Siyonist İsrail yaklaşık 71 bin Filistinli kardeşimizi şehit etti. O günlerde küresel eşkıya, Siyonist İsrail’e bol keseden para akıtan firmalarla ilgili sosyal medyada bir boykot rüzgarı estirildi. Ama bu boykot rüzgarı maalesef yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde çok da etkili olmadı. Neden? Çünkü cirosunu Siyonist menşeli markalardan ve ürünlerden şişiren 3 harfli zincir marketlerde bu markaların satışı çok büyük hızla devam etmekteydi.

Vatandaşlarımızın çoğu da bu boykot hadisesine kendilerini yakın hissetmediler. Ve Siyonistlere Gazze’de insanların üzerine bomba yağdırması, kan ve ölüm yağdırması için bu ürünlerden giden paralar aynen devam etti. Kimyasal silahların, türlü bombaların kullanıldığı Gazze’deki terörist faaliyetler dolayısıyla Birleşmiş Milletler ve dünyayı kendi hükümranlığı altında kukla gibi oynatan 5’li Çete, kıllarını bile kıpırdatmadı, uygulanan bu insanlık suçuna dair herhangi bir yaptırım uygulanmadı.

Gün geçmiyor ki, terörist Siyonistlerle ilgili gazetelere ve televizyonlara yansıyan bir haber olmasın…

Siyonistlerin Mescid-i Aksa’da yaptıkları, Müslümanlara reva gördükleri zulümleri, sıradan bir haber gibi izliyoruz. Bu haberler o kadar çok yapılıyor ki, artık dünyada bu görüntüleri izleyenler de sıradan bir olaymış gibi kanıksamış durumda

Terörist İsrail, bu zulümlerini sürekli kılarak, Müslümanların hissiyatının yok olmasına, zihinlerin tepkisizleştirilmesine ve İslam coğrafyasının bu olaylara karşı duyarsızlaştırılmasına yol açacak bir vicdansızlığı sergiliyor.

Siyonizme en yüksek meblağı aktardığı ifade edilen milyarları cebellezi eden Türkiye’deki firmalar da, sosyal projeleriyle ülkemizi ayağa kaldırdığını iddia eden reklamlarıyla televizyonlarımızı işgal etmiş durumda. Bu ne biçim dünya hikayesi zor?

Gerçekten Türk milleti olarak toplumsal hafızamız çok zayıf…

Siyaset tarihimize damga vuran bir siyasetçimizin “Dün dündür, bugün bugündür” gibi garabet bir sözü vardı. Biz, bu dünyaya bir amaç için gelmişiz… Allah (c.c.)’nün bir ayeti kerimesinde buyurduğu gibi, “İnsan başı boş yaratıldığını mı zannediyor?”…

Her şeyimizden sorumluyuz, attığımız adımdan, yürüdüğümüz yoldan, aldığımız havadan… Yaptığımız alışverişten, poşetimize koyduğumuz ekmekten, market rafında gözümüze ilişen ve menşeini sorgulamadan sepetimize attığımız emperyalist şirketin ürününden.

Mutfağımızdaki bir cips veya bir şekerli suyun, İslam coğrafyasında bir Müslüman’ın kalbine yönelen bir kurşun, suratında bir yumruk, hanesinin içinde bir bomba olma ihtimali bile varsa, bunun vebalini ve mesuliyetini taşıyabileceğinizi vicdanınıza sormalısınız.