BAZI insanlar konuşur, bazı insanlar ile hayallerini yazıya geçirirler. Bunlardan birisi de Yasin Topaloğlu tarafından yayınlanan “Türkiye’yi Sarsacak 10 Gün” isimli kitaptır. Son günlerde okuduğum en ilginç kitaplardan birisi…

Yazar, hayallerini okuyucuyla paylaşıyor. Bazı farazi olayları zikrediyor ve bu olayların gerçekleşmesi durumunda ülkede yaşanabilecekler üzerinde bir kurgu gerçekleştiriyor. Yazarın tespit ettiği bu on sarsıcı gün şunlardır: 1. CHP’nin tek başına iktidar olduğu gün. 2. Türk Ordusunun Kudüs’e girdiği gün. 3. Halife uyandığı gün. 4. İstanbul’un 8.2 şiddetindeki depremde yakıldığı gün. 5. Haydar Dede’nin Diyanet İşleri Başkanı olduğu gün. 6. Abdullah Öcalan’ın Milletvekili seçildiği gün. 7. PKK’nın Fethullah Gülen’in Cenazesini kaçırdığı gün. 8. Turan Yazılım’ın Microsoft’u satın aldığı gün. 9. Türkiye’nin NATO ve AB’den ayrıldığı gün. 10. Recep Tayyip Erdoğan’ın öldüğü gün.

Evet, konu başlıkları gerçekten de dikkat çekici. Bu olaylar gerçekleştiğinde neler olabilir. İşte yazar, kurgusunda bunları yazıyor. Bazı tahminlerinde de başarılı oldu. Örneğin Milletvekili seçimlerinden önce Hdp’nin Diyarbakır’daki Milletvekillerinin tümünü aldığı öngörüsü bir eksikle gerçekleşti.

Yazar, kitabının önsözünde şu tespitlerde bulunmaktadır: “Anglosakson kültürün post modern bir söyleme dönüştüren kozmopolit Amerikan kültür ve zihin dünyası, her şeyin mümkünlüğünden yola çıkarak olabildiğince çok senaryo ve fikir üretmektedir. Shakespear’den Sherlock Holmes’a, James Bond’dan David Beckham’a kendisine mütemadiyen kültürel ihraç ürünleri oluşturan İngiliz-Yahudi medeniyeti, yeryüzünün her bir köşesini bilfiil işgal ederken aynı zamanda insanlığın zihin dünyasını felç edecek virüsü de yaymaya çalışmaktadır.

İngiltere’nin York şehrinden ABD’nin New York şehrine nasıl bir inşa edilmişse bugün bütün insanlık –başta Avrupa halkları olmak üzere- ABD, İngiliz ve Yahudi medeniyetinin tasallutu altındadır. Kıta Avrupa’sı halkları, Doğu medeniyeti halkları, kadim Mezopotamya halkları bu post modern sömürge zihniyetinin tesiri altında can çekişmektedir.

İslam medeniyetinin düştüğü bu durum, Batı medeniyetinin de sarsılmasına yol açmaktadır. Sömürgeleştirilerek yaşanmaz hale getirilen İslam havzası ve Doğu dünyası, Batı’nın korunaklı dünyasını şu anda en çok tehdit eden bir yapıya bürünmüştür.

Batı dünyası kendince aldığı geçici tedbirler, steril dünyalarını ters yüz edecek gelişmelere gebedir. İslam medeniyetinin ve Türkiye’nin dirilişi, Batı medeniyetinin de yeninden nefes almasını sağlayacak en büyük kurtuluş olacaktır.”

Kitaptan Halife’nin uyandığı gün bölümünden (bu hepimizin temennisi olduğu için) kısa bir anekdot sunayım: “CHP genel başkanı söz alarak hilafetin yeniden ihya edilmesini ile ilgili duygu yüklü, içli bir konuşma yaptı. Kur’an’dan bir ayetle “Allah nurunu tamamlayacaktır.” Diyerek sözlerini sonlandırdı.

Mecliste 550 milletvekilinin tamamı yerlerini almıştı. Meclis gerçekten tarihi bir gün yaşıyordu. TBMM’ye sunulan yasa teklifi, bir anda tüm dünyanın gündemine, magazin gazetecilerinin ifadesiyle bomba gibi düşmüştü.

Devlet başkanlığı ve hilafet binası İstanbul’a taşınmıştı. Başkent Ankara’ydı ama devlet başkanı ve halife Dolmabahçe Sarayı’nı kullanıyordu. Bakanlar Kurulu’nun Ayasofya Müzesini camiye dönüştürmesi dünyayı resmen yerinden hoplatmıştı. Hele bütün Müslüman ülkelerin genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanlarının resmi üniformaları ile Ayasofya’nın ibadete açıldığı ilk Cuma günü namaz kılmaları kimsenin aklından çıkmıyordu. Halife hazretleri kıldırmıştı Ayasofya’da asırlık esaretin ardından Cuma namazını.”

Bazı insanlar hayal eder ama aslında bu hayaller hem toplumun özlemini dile getirir ve hem de toplumu olası bu tür olaylara hazırlar. Bu tarz kitaplar ülkemizde fazla yayınlanmamaktadır. Çünkü ülkemizin ve aydınlarımızın gelecekle ilgili bir beklenti/ümit ve tasavvurları yoktur. Çünkü ülkemiz, tarihte özne olma vasfını yitirmiştir. Bu nedenle fikri durgunluk aydınlara ve yazarlara da yansımıştır. Yasin Topaloğlu’nun bu kitabı özlemini duyduğumuz gelecek inşası/ümit ve beklentileri tasvir etme açısından önemlidir. Bu tür eserlerin daha da çok yayınlanmasını temenni ederim.