İsmet Özel, 12 ciltte tamamlanacak olan "Şairin Devriye Nöbeti" serisinin ilk kitabı için düzenlenen toplantıda, "Türkiye‘de ne kültür ne de yazı hayatı var" dedi. Türkiye meselesinin aynı zamanda Türk şiiri meselesi olduğunu da dile getiren Özel, Türkçe‘nin sınırlarını Yunus Emre‘nin çizdiği değerlendirmesinde bulundu.

İsmet Özel‘i dinlemek, mayın tarlasında yürümek gibi. Ya İsmet Özel olmak?

Aslında bir tarafıyla sürpriz sayılabilir "Şairin Devriye Nöbeti" kitaplarının bir seri halinde çıkacak olması. İsmet Özel ilk yazısını Yeni Devir‘de yazıyor. Kendisi o dönemde yazmasını, öğrencilik yılları içinde çalışmak zorunda oluşuyla açıklıyor. Bir bakanlıkta çalışmaktadır ve Yeni Devir‘de yazması teklif edildiğinde maişetini düşünmektedir. İsmet Özel, Şûle Yayınları‘ndan çıkan serinin ilk kitabı olan "Tok Kurda Puslu Hava"da bana ilginç gelen çok önemli yazılar yazıyor. Her ne kadar bugün ne söylüyorsam o gün de aynı şeyleri söylemiştim dese de, bana farklı gelen yönleri kitaptan çekip çıkarmam mümkün. Aslında o yazıları dönemin gazetesini bir kütüphanede incelerken okumak gibi önemli bir görevi bizim yerimize çok iyi bir şekilde Ercan Yıldırım yaptığı için oldukça titiz bir baskıyla okura ulaşan kitaptan çıkarıveriyoruz ‘erken dönem İsmet Özel‘ cümlelerini. Mesela beni şaşırtan on günlük süren MSP yazısı var. Attila İlhan ve Mümtaz Soysal‘ın çerçeve çizmeye çalıştıkları dönemin siyasal partisine ve inanmış insanlara yönelik düşüncelerine karşı çıkıyor Özel ve yeni tanımlamalara girişiyor.

Hep aynı düşüncedeyim

Her şeyden önce, sadece gazete sayfalarında kalmış yazılarının kitaplaşmasına izin verdiği için teşekkürü hak ediyor Özel. Gerçi evet, bazı yazıları Taşları Yemek Yasak, Üç Mesele ve daha sonra gelen kitaplarda bir araya geldi ama bir bütünlük içinde İsmet Özel çizgisini takip etmek, ancak Yeni Devir ve Millî Gazete‘de yayımlanan yazılarını okumakla mümkün olabilir. Ali Ural‘ın Yeni Devir‘de 1977‘de yayınlanan yazısını göstermesi üzerine heyecanlanması beklenen Özel farklı bir tepki verir. Söylediği şu: "Ben ilk günden itibaren hep aynı düşünceler içinde oldum." Tabi, bu sözleri özellikle son dönemde gazete ve dergi yazılarını bırakmış, internet sitesi üzerinden gerektiğinde yazan bir şair söylüyor. Söylem itibariyle de bize yeni gelen düşünceler taşıyarak. İstiklal Marşı Derneği‘ni kuran Özel, ucu Pentagon‘a uzanan cümlelerle bizi şaşırtmakla birlikte ‘acaba‘lı bir ifadenin de ardına düşmemizi engellemeye çalışmıyor.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi‘nde düzenlenen kitap tanıtım toplantısında, "Türkiye Cumhuriyeti abim sayılır" diyen Özel, ömrünün Türkiye ile neredeyse yaşıt olduğunu söylüyor. Türkiye‘de henüz çok partili bir düzen oluşmamıştır 1944‘te. İstihbarat savaşlarına değiniyor İsmet Özel ayrıca. Oldukça karamsar sürdürüyor sözlerini. Birkaç on yıl sonra Türkiye‘nin dünya hayatını terk edip etmeyeceğiyle dışarıdan birilerinin meşgul olduğunu dile getiriyor. Dünyada bir çok insan bununla meşgul olurken Türkiye‘deki insanların tamamına yakını onların meşguliyetleri sebebiyle yaşıyor diyor. Devamında ise, akibeti birileri tarafından tesir altında bırakılıyor ve bu tesir Türkiye‘de yaşayan insanlarını hayatlarını belirliyor görüşünü öne sürüyor. "Türkiye‘de yaşayan insanlar Türkiye‘nin akıbetini belirlemek üzere bir şey yapmıyorlar, fakat Türkiye‘nin akıbetini belirleyen birtakım insanlar, Türkiye‘de yaşayan insanların özenecekleri şeyleri üretiyorlar" gibi demir leblebi bir cümle kurmayı da ihmal etmiyor Özel.

Kitap filan yazmayacaktım, ama...

Kitapların ortaya çıkışıyla ilgili olarak "Adımı biraz daha cafcaflı hale getirmek üzere bu kitapların yayınlanmasına rıza gösterseydim boşuna gayret olurdu, ben başka yollarla bu işi daha iyi yaparım. Kitapların yayınlanmasına telifi için rıza gösterdim" diyor İsmet Özel, ama bana sorarsanız, İsmet Özel de düşünce hayatımızdaki yerini gazete yazıları üzerinden görmek istiyordu, diyebilirim. Düşünce dergisinde yazdığı yazılar kitaplaşır. Üç Mesele‘nin çıkmasının ardından kitap yayınlamayı düşünmeyen Özel, şartların zorluğu dolayısıyla yeni kitaplarının yayınlanmasına izin verir.

"Şairin Devriye Nöbeti"nde yer alan yazıların önemini ortaya koyarken Özel, ‘zor zamanda konuşmak‘ durumunda kalmış gibi ne söylediğinden çok ne söylemediğini merak ettiriyor.

İsmet Özel‘e göre Türkiye‘de ne kültür hayatı ne de yazı hayatı: "Bütün bunlar palavra!" diyor. Peki öyleyse bizim gördüğümüz ne? İşte İsmet Özel‘in cevabı: "Türkiye‘de, Türk milletinin Cumhuriyet ilan edilene kadar biriktirdiği ne varsa heba edilmesinin hesabı yapıldı. Cumhuriyet ilerledikten sonra da Türk milletinin ayağa kalkmaması için yapılan her şeyin ileri götürülmesi faaliyeti var. Bu ne yazı ne kültür hayatıdır. Türkiye‘de iki şey var. Birincisi, 13. yüzyılda kurulan Türk hayatı. Değerlerin sıfırlanması, heba edilmesi bir misyondur, kimin misyonuysa! İkincisi, Cumhuriyetin ilanından itibaren bir daha Türkiye Cumhuriyeti‘nin ayağa kalkmaması için hangi program devreye sokulduysa onun tesiri ve ihyası söz konusudur. Bu, doğrudan doğruya din düşmanlığıyla yapılır. Çünkü Türk Milleti‘nin bir tek kültürel değeri vardır; o da İslâm‘dır. İslâm‘ı Türk‘ten alın, geriye bir şey kalmaz."

Türkçe‘nin sınırlarını Yunus Emre çizdi

Güney, Kuzey ve Batı sınırının mühim şeyler olduğunu dile getiren Özel‘e göre, bu sınırlar aynı zamanda Türkçe‘nin de sınırlarıdır. Yunus Emre çizgisini öne çıkaran Özel, Türkiye meselesinin aynı zamanda Türk şiiri meselesi olduğunu da söylüyor: "Bizim hayatımızda büyük yer işgal eden zat Yunus Emre‘dir. Biz Yunus Emre‘nin temellerini attığı Türkçe‘nin çocuklarıyız. Ve Yunus Emre‘nin mezarı birçok yerde vardır. Tıpkı İstanbul‘da bir çok sahabe kabrinin olması gibi. Müslümanlar onların İstanbul‘da olmasını istiyor. Ebu‘d-Derda gibi bir sahabe başka nerede yatabilir ki diye düşünülür. Yunus Emre‘nin de bu şekilde, bir çok yerde makamı vardır. Yunus Emre bu şekilde bize sınırlarımızı çizmiştir. Onun gerçek torunu da Karacaoğlan‘dır. Türkiye meselesi denildiği zaman Türk şiirinin meselesi demiyorsanız kirli işler içindesiniz demektir."

Eğer, İsmet Özel, 1977‘den beri bize ne anlatmaya çalıştı sorusunun cevabını arıyorsanız, ayda bir çıkacak olan "Şairin Devriye Nöbeti"nin ardına düşeceksiniz demektir. 12 ciltte tamamlanacak olan "Şairin Devriye Nöbeti", yüksek bir kültür, yüksek bir ahlak üretmenin gerekliliği ve önemine de vurgu yapıyor.

Bilgi için Tel: 0 212 528 11 46

Muhabir: Haber Merkezi