Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu nun, komşularla sıfır

sorun algı dayanağı nın mihveri sayılan Stratejik Derinlik Türkiye nin

Uluslararası Konumu strüktürü üzerine eklemlediği egemen paradigma anlayışı,

Türk dış politikasını uçurumun kenarına getiren ve Türkiye yi yalnızlaştıran

amil nedenlerin başında yer almaktadır.

Dış politikada kendinden menkul kavramlarla; jeopolitik,

jeokültürel ve jeostratejik yelpazenin genişlemesini hedefleyen anlayışla

hareket eden Ahmet Davutoğlu, ortaya koymaya çalıştığı yanlış teşhis ve tedavi

yöntemleri sonucu yelpazenin gitgide daralmasına ve kapanmasına neden olmuştur.

Ahmet Davutoğlu, ABD mahreçli devşirme buyruk cinsinden

politikaları performatif bir nosyon ile, İslam ülkeleriyle amaçlanan dış

politikanın yerine ikame etmeye (substitution) çalışması, İslam dünyasında

Türkiye ye karşı ters etki (perverse effect) politikaların ortaya çıkmasına

neden olmuştur.

Suriye konusunda Türkiye yi namlunun ucuna yerleştiren

ABD, İsrail çıkarlarını dikkate almadan Ortadoğu da hiçbir hamle atmayacağı

Suriye de yaşanan son kimyasal silah sendromu ile iyice mübeyyen olmuştur. Bu

nedenle Türkiye nin, Beşşar Esed konusundaki bütün tutum ve hamleleri müttefiki

konumundaki ABD tarafından boşa çıkarılmaya çalışılmıştır

Yüz binin üzerinde Müslüman ın hayatına mal olan

Suriye deki katliamlar, ne yazık ki, İsrail için büyük tehdit ve tehlike

oluşturan kimyasal silahın bir diyeti niteliğinde olmuştur. Suriye sendromunu

ve akabindeki muhtemel senaryoları, daha işin başından farklı değerlendirmeye

çalışan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son ABD-Rusya yakınlaşmasıyla

birlikte bir kez daha dış politika konusunda yalnızlığa itilmiştir.

Ortadoğu yu, Batı eksenli Arap Baharı çerçevesinde

Nahda (Rönesans) ile yeniden biçimlendirmeye çalışan ABD, bu konuda da Türk

Dışişleri ne büyük misyon yükleyerek arzu ettiği amaca ulaşmaya çalışmıştır.

Arap Baharı, gerisinde bıraktığı yaklaşık sekiz yüz milyar dolarlık bir yıkım

projesinden öteye gidememiştir. Türk dış politikasını, hiçbir temele dayanmayan

ampirik (deneye dayalı) karakterli bir düzlemde farklı bir anlayışla yürütmeye

çalışan Ahmet Davutoğlu, yüzeysel yapıdan derin yapıya inmeye çalıştıkça

ABD-İsrail engeli ile yüz yüze kalmıştır. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu nun

delaletiyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Batı Şeria ve Gazze

için düşünülen ziyaretin hâlâ gerçekleştirilememiş olmasını da buna bağlamak

gerekir kanaatindeyiz. Bu konuda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry nin açıklamaları

gayet sarih olup, bu konuya semantik düzeyde daha farklı anlam yüklememek

gerekir kanaatindeyiz. 

AKP iktidarı dış politikada yaşamakta olduğu yalnızlığın

en belirgin nedeni, Ortadoğu da ABD ye dayanarak dayatma politikaların

içerisinde yer almasıdır. AKP, ABD mahreçli dayatma politikalar yerine, D-8 e

sarılma yoluna gitmeye kalksa, şu anda İslam dünyasında çok farklı bir

saygınlığa sahip olacaktı.

Nitekim Ene (Ben) yerine Nehnu (Biz) prensibini

kendisine şiar edinen Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın dâhiyane fikriyatıyla

hayata geçirilen ve belki de İslam dünyasının son yüzyılın en kapsamlı projesi

sayılabilecek D-8 i, esas kurucusu olduğu halde yalnız başına temellük

etmeyerek, İslam coğrafyasının gelişmekte olan sekiz ülkesiyle birlikte hareket

ederek gerçekleştirmesi kanaatimizce en çok üzerinde durulması gereken bir

adımdır.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu nun, D 8 örneğinde

görüldüğü üzere;  Prof. Dr. Necmettin

Erbakan ın, İslam dünyasındaki farklılaştırma ve ötekileştirme yerine, birleştirme

ve bütünleştirme çabalarından önemli dersler çıkartarak, Türk dış politikasına

yeni bir yön vermeye çalışması artık kaçınılmazdır.