Bu Cumartesi’nin bana göre en çarpıcı maçı Alanyaspor'la Trabzonspor arasında idi. Çünkü biri lige yeni çıkmış idi. Diğeri ise kriz döneminden sonra güya kurtarıcı olarak Ersun Yanal'ı almıştı. Ama aynı Ersun Yanal yeni kulübü yeniden yapılanırken tutmuş Fransa'ya giderek bir kanalın yorumculuğunu üstlenmişti. Allah'tan daha o günlerde bu konuya değinmiş, böyle bir pozisyonun dünyanın hiç bir ülkesinde yaşanamayacağını dile getirmiştim. Hatta bazı Trabzonspor arkadaşlarım beni onaylarken, bazıları da eleştirmişti. Sanırım şimdiki tabloya bakarak onaylayanlar haklı çıkıyorlar...

Hemen transferlerin çoğunun yanlış olduğunu vurgulayarak başlayayım. Eh siz bu işler yapılırken Lig TV'de konuşlanırsanız böyle olur işte... Neyse ki, bizim milli takım içindeki huzursuzluklar yüzünden elendi de, Ersun Yanal Trabzon'a intikal ediverdi.

Hale bakınız! Geçen hafta üçlü başlıyorsunuz, çorba gibi takımı alabildiğine karıştırıyorsunuz. Peki, bu hafta neden üçlü başlamadınız? İtalya sizi de mi kandırdı? Neyse, Mustafa hâlâ sağ arkada bu maçta... Yahu siz değil miydiniz ekranda Zeki'yi yere göğe sığdıramayan? Mehmet Ekici ile sözleşme yenilenmeye hazırız diyorlar, bu oyuncu 64. dakikada oyundan alınıyor. Sakatsa diyeceğim yok. Ama hiç de öyle bir hali yoktu. Öyle goller yiyor ki Trabzonspor, aklıma 1970'lerin savunması gelince vah vah diyorum...

Özetle Trabzonspor dönülmesi çok güç bir yere doğru gidiyor. Benden söylemesi Usta başkan!

Sonra İstanbul'a dönüyoruz. Basının içeriden içeriden oymaya çalıştığı Galatasaray'da, Hollandalı hoca aynı takımı sahaya sürüyor. Yani diyor ki, basın değil ben yaparım takımı... Ve de şuna dikkat çekmek isterim; en az yabancı ile oynayan takım Galatasaray'dır... Tolga ön liberoda yerleşim gösterirken Selçuk daha öne doğru oynuyor. Böylece rakip sadece Sneijder'e değil ona da dikkat kesilmek dorumunda kalıyor. Bu arada Rizespor hem iyi takım kurmuş, hem de oyunu iyi planlamış. Ama nereden bilebilir ki Eren öyle bir gol atacak. Bruma boş koridor bulduğunda freni de olmadığından tutulmuyor ama paylaşmayı hâlâ öğrenmiş değil... Yasin en kısa zamanda yerini Podolski'ye bırakacak anlaşılan. Savunma giderek hamleci olmaya başladı. Bundaki en büyük sır, daha doğrusu Galatasaray'daki en ciddi gelişme, Mustafa Denizli'nin dibe vurdurduğu fizik kondisyonun geliştirilmiş olması. Hem de yüzde yüz oranında neredeyse... Galatasaray pres de yapabiliyor, oyunun neredeyse tamamında diri ve dik kalabiliyor. Taktik ve strateji mi? Bakın orada Hollandalı hoca var. Ben onlardan bu konuda büyük iş beklemem. Eren Derdiyok iki güzel gol attı. Tamam, ama bölge boşalmada gecikiyor. Geriye dönüp duvar olmada da... Böylece daha fazla pozisyona girebilecekken, hatta takımı öyle pozisyonlara sokabilecekken, Galatasaray sıkıntı çekiyor. Tabii ki Yasin ve Bruma'nın şahsi vaziyetleri de bunu etkiliyor.  Bu arada hakem Tolga Özkalfa Yasin'e yapılan yüzde yüzlük penaltıyı nasıl es geçti hayret ettim. Artık dişçi koltuğuna ağırlık vermeli derim.

İzin verirseniz iki satır da Sabri için yazayım. Maç akşamı ekranları taradım ve utandım Sabri için edilen sözlerden sonra. Hem de bu sözleri söyleyenlerin futbolculuk geçmişlerine bir baksanız Sabri'nin onda biri değil... Yahu adam 14 senedir Galatasaray'da... 44 milli maç oynamış. Toplamda 502. maç oynamış o formanın içinde... Kimler gelmiş kimler geçmiş pahalı transfer olarak ama hep Sabri kalmış... Yok efendim karısına pahalı araba almışmış. Ne var ki? İllegal kazandığı parayla mı almış o arabayı? Biraz emeğe saygılı olun! Hele hele siz Sabri'nin onda biri bile olmayanlar...