Genel-İş ve Hizmet-İş, "Torba Tasarı"ya ortak tepki gösterirken, tasarının yasalaşması halinde, belediye hizmetlerinin alt işverenlere, taşeronlara teslim edileceğini ve böylece toplu sözleşmesiz, asgari ücretli, emeği sömürülen çalışan kitlesinin yaygınlaşacağını açıkladılar.
Hak-İş‘e bağlı Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, TBMM‘de görüşülmekte olan ‘‘torba tasarı‘‘nın yasalaştığında, belediye hizmetlerinin alt işverenlere, taşeronlara teslim edileceğini, böylece sendikasız, toplu sözleşmesiz, asgari ücretli, emeği sömürülen çalışan sayısının daha da artacağını ileri sürdü.
Kamuoyunda ‘‘torba tasarı‘‘ olarak adlandırılan, ‘‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı‘‘ na ilişkin Arslan ve DİSK‘e bağlı Genel-İş Sendikasının Genel Başkanı Erol Ekici, Akar Otel‘de ortak basın toplantısı düzenledi. Belediye mevzuatında, 2004 yılından bugüne yapılan değişikliklerle kurulan norm kadro düzeninin, belediye işçilerini ‘‘bilinçli bir şekilde‘‘ fazla personel haline getirdiğini savunan Arslan, söz konusu mevzuatın, belediye hizmetlerinde kamu istihdamını daralttığını ve taşeronlaşmayı yaygınlaştırdığını söyledi.
Taşeronculara gün doğacak
Belediyelerin tüm hizmetleri piyasadan satın alması için kurgulanan norm kadro düzeninin, tasarının yasallaşmasıyla doğrudan uygulamaya girmiş olacağını ifade eden Arslan, ‘‘Bu yasayla taşeroncu belediyelere gün doğmaktadır. Bu tasarı yasalaştığı takdirde, belediye çalışanlarının iradeleri dışında bazı kamu kuruluşlarının taşra teşkilatlarına gönderilmesiyle, belediye hizmetleri alt işverenlere, taşeronlara teslim edilecek, böylece sendikasız, toplu sözleşmesiz, asgari ücretli, emeği sömürülen çalışan kitlesi daha da yaygınlaşacaktır‘‘ dedi.
Tasarının mantığında, belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının personel giderlerinden kaynaklandığı gibi yanlış bir algılamanın olduğunu kaydeden Arslan, zor durumda olan bazı küçük belediyelere kaynak aktarılarak sorunun çözülmesi mümkünken, tasarının tüm belediyeleri kapsayacak şekilde genelleştirilmesiyle, belediyelerdeki istihdam koşullarının işçilerin aleyhine bozulacağını savundu. Tasarının yasalaşması halinde, iş yerlerinden koparılan işçilerin çok büyük hak kayıpları ve hak ihlali ile yüzyüze kalacağından derin endişe duyduklarını belirten Arslan, belediye işçilerinin hak ve çıkarlarının korunması için mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.
50 bin belediye işçisi etkilenecek
Erol Ekici de tasarının yaklaşık 50 bin belediye işçisinin kaderini doğrudan ilgilendirdiğini ifade ederek, belediyelerde örgütlü işçi sendikalarının görüşlerini kamuoyuna birlikte açıklamaları için Genel-İş Sendikası tarafından çağrı yapıldığını, bu çağrıya Hizmet-İş Sendikasının olumlu, Belediye-İş Sendikasının ise olumsuz yanıt verdiğini söyledi.
Yasanın çıkması durumunda, belediyelerde örgütlü sendikaların kitlesel üye kayıpları ile karşı karşıya kalacağını kaydeden Ekici, tasarıya karşı muhalefetin, sendikalar arası rekabetin önüne geçmesi gerektiğini vurguladı.Tasarı hazırlanırken, konunun doğrudan tarafı olan işçi sendikaları ve konfederasyonlarının görüş ve önerilerinin alınmadığını öne süren Ekici, ‘‘Sendikalarımız bu tasarıyı çalışanlar açısından sürgün yasası olarak değerlendirmektedir‘‘ dedi.





