İktidarlar aldıkları çok önemli kararlar konusunda toplumu bilgilendermeye fazlaca ihtiyaç duymazlar.. Toplum birtakım gelişmelere bakarak ya da belli merkezlerden bazı yazarların kulaklarına fısıldananlara dayanarak yazdıkları yazılar ya da haberlere bakarak neler olduğunu öğrenmeye çalışır. Özellikle de dış politika konusunda bu gizlilik çok ileri boyutlardadır. Elbette her konu topluma anında açıklanmayabilir. Ama, ülkemizin geleceğini ipotek altına alacak kararlar alınmış, sözler verilmiş ise bunun şu ya da bu şekilde toplumla paylaşılması gerekir. Paylaşılmalıdır ki toplum neler olup bittiğini bilsin.

Sözü uzatmadan esas üzerinde durmak istediğim konuya girmek istiyorum..

Gazetemizin çıkmadığı bayram günlerinde medyaya İngilterede yayınlanan bir dergide yer alan haber-yorum yansıdı. Buna göre Başbakan Erdoğan ABDBaşkanı Busha bazı sözler vermiş, bu sözler karşılığın da Bush da Türkiyenin sınır ötesi operasyonuna izin ve destek vermiş..

Türkiyenin sınır ötesi operasyon konusunda Irak hava sahasının Türkiyeye açılmış olması önemli bir destektir. Böylece ABD Türkiyenin operasyonu sınırlı kalmak şartıyla karşı çıkmayacağını belirtmiş olmaktadır. Aksi halde işgali altındaki bir ülkeye yönelik bir başka ülkenin operasyonu elbette ABDvarlığına karşı bir harekat olarak nitelendirebilirdi. Birkaç ay öncesi hatırlanacak olursa ABDden gelen açıklamalar genellikle, "Türkiyenin Iraka yönelik operasyonuna için vermeyiz" şeklindeydi. Özellikle de kara operasyonundan ABD ciddi şekilde rahatsızlık duyuyordu. Geçen zaman içinde belli ki ABD ve Türkiye bir anlaşmaya vardılar. Buna göre Türkiyenin yapacağı operasyonun sınırları belirlendi ve özellikle de karadan yapılması söz konusu olacak bir harekatla ilgili olarak belli bir ölçü belirlendi.

Bunları operasyonların ardından yapılan açıklamalardan açıkca anlıyoruz. Özellikle sivillerin zarar görmediği, köylerin saldırıların dışında tutulduğu gibi açıklamalar bu husustaki anlaşmanın varlığını gösteriyor.

Peki anlaşma sadece operasyonların sınırları ile ilgili mi kaldı

İşte kamuoyunun bilgilendirilmesi gereken esas mesele bundan sonrası ile alakalı.. Yani ABDnin Türkiyeye verdiği bu sınırlı destek karşılığında verilmiş sözler var mı Varsa nelerdir

Fısıltı gazetesine yansıyanlara bakıldığında bu söz iki noktada toplanıyordu. Bunlardan birisi Kuzey Irakta oluşturulmuş olan yönetimin tanınacağı, ikincisi ise ABDnin İrana yönelik bir müdahalesinde Türkiye ABD safında yer alacaktı. Ancak, bu fısıltıların dolaştığı günlerde Türkiyenin enerji konusunda İranla anlaşmalar imzalamasının gündeme gelmesi ile kafalar karıştı. Eğer İran konusunda birlikte hareket edileceğine dair bir söz verilmiş ise bu anlaşmaların imzalanmaması gerekirdi diye düşünülmeye başlandı. Hatta, iktidar yanlısı bazı yorumlarda Türkiyenin ABDye meydan okuduğu şeklinde değerlendirmeler yapılıyordu.

Bu arada Bayram günlerinde bir İngiliz dergisinden aktarılan haberde de Başbakan Erdoğanın Busha bazı konularda söz verdiği bunun başında da Kuzey Iraktaki yeni yönetimin tanınacağı iddiası geliyordu. Bir bakıma Türkiyede fısıltı gazetesi aracılığı ile yaygınlaşan söylenti bir İngiliz dergisi aracılığı ile gündeme getiriliyordu. Ancak, dergiden yapılan çeviri ile gündemimize getirilen haberde İran konusuna hiç yer verilmiyordu. Bu konuya özellikle mi yer verilmemişti orası tam olarak bilinmiyor. Sadece Kuzey Iraktaki yeni oluşumunTürkiye tarafından tanınacağına dair bir mutabakat sağlanmış olsa bile bu Türkiyenin kürt politikasında önemli değişiklik anlamına geliyor. Bunun da ötesinde yıllardan beri tekrarlanıp durulan Irakın bölünmesine karşı olduğumuza dair söylemden de vazgeçilmesi demektir. Türkiyenin Iraka yönelik böyle bir politika değişikliği söz konusu ise bunun toplum ile paylaşılması gerekmez mi Çünkü, olay sadece Irak ile ilgili değil, komşularımızın parçalanmasına bundan böyle sesimizi çıkarmayacağız anlamına da gelir. Bu da BOPa bütün sonuçları ile destek vermek anlamına gelir.