TOBB, Başbakan Davutoğlu’na öyle bir öneride bulunmuş ki, şeker pancarının ve şeker fabrikalarının resmen ölüm fermanını istemiş.
‘Şeker fabrikaları özelleştirilmeli. Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) kotası kaldırılmalı’…
Evet, yanlış okumadınız… TOBB, Davutoğlu’ndan aynen bunu istemiş! Hem de gıda sektörünün kurtuluşu(!) için bu talepte bulunmuş.
Teklifin üzerinden 6 ay geçmiş ama biz de yeni fark ettik. Seçimlerden sonra hükümetin kurulamaması ve ülkenin sıkıntılı bir süreçten geçmesinden dolayı olsa gerek arada kaybolup gitmiş.
Öncelikle TOBB’un özelleştirme taraftarı olmasını anlayabiliyorum ancak NBŞ’nin kotalarıyla bu kadar yakından ilgilenmesi beni şaşırttı.
Neden derseniz, Türkiye şeker ihtiyacını şeker pancarından karşılayan bir ülke ve 10 milyon insan bu sektörden ekmek yiyor. NBŞ’nin kotalarının kaldırılmasını istemek, 10 milyon ülke insanının çıkarlarını bir tarafa bırakıp, ABD’li Cargill firmasının çıkarlarına hizmet etmekten başka bir anlam taşımaz.
TOBB gibi Türkiye’nin önemli ve saygın bir kuruluşun böyle bir duruma düşmesi gerçekten düşündürücü!
Öncelikle şunun altını çizmemiz gerekiyor. Kamunun elindeki şeker fabrikaları ucuz bir özelleştirme politikası ile özelleştirilemez. Eğer bu şekilde özelleştirilecek olursa Türkiye şeker pancarı üretiminden elini çeker. Bunun çok iyi bilinmesi gerekiyor.
Almanya, şeker pancarı üretiminde sayılı ülkelerin başında geliyor. Dünya ölçeğinde birçok küresel markası olan Almanya, şeker pancarı üretiminden vazgeçmezken ve bir devlet politikası olarak her bakımdan pancar üretimini desteklerken bize ne oluyor da hiçbir politika belirlemeden fabrikaları özelleştirerek pancar üretimini tehlikeye atacağız!
Şeker pancarı üretiminde söz sahibi olan ülkelerde şeker fabrikaları tamamen üretici modeli üzerinden özelleştirilmiş durumda. Özel sermayeyi kesinlikle bu işin içine katmamışlar. Amerika’da dahi sistem bu şekilde kurgulanmış.
Sayın Hisarcıklıoğlu, eğer gerçekten merak ediyorsa Polonya örneğini bir incelesin. Üreticinin olmadığı bir modelle yapılan özelleştirmeden nasıl ağızları yanmış bunu bir görsün.
Diğer yandan Hisarcıklıoğlu’nun, Özelleştirme İdaresi’nin şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili olarak üçlü konsorsiyuma hazırlattığı ancak uygulamadığı ‘Stratejik Raporu’ da mutlaka incelemesi gerekiyor. Bu raporda açıkça deniliyor ki; ‘Çiftçilerin doğrudan katılımının şeker pancarı işleme endüstrisinin sürdürülebilirliğini sağlayabilecek olması nedeniyle özelleştirmenin çiftçi kooperatiflerine yapılması uygundur’
Demek istediğim şu ki, şeker sektöründe kirli bir oyun oynanıyor. Ve bu oyunun sonunda Türkiye’nin kaybetmesi isteniyor.
Eğer gerçekten gıda sektöründe Türkiye’nin etkin bir rol alması isteniyorsa sayın Hisarcıklıoğlu’na burada önemli bir görev düşüyor.
Bugüne kadar sahipsiz bırakılan şeker fabrikalarının ve sektörün, dünyadaki örneklerinde olduğu gibi yeniden yapılandırılmasına öncülük yapabilirse bu ülkenin kalkınmasına omuz vermiş olacaktır.
Sayın Başkanın temsil ettiği makam da bunu gerektiriyor.