Çinde Türk damak zevkine uygun yemek bulmak çok zor. Ekmeğin olmadığı haşlanmış Pirinçin ekmek olarak yendiği Çin‘de helal yiyecek de çok zor. Kedi, köpek ve daha bir çok yenmemesi gereken hayanların kesilip yendiği Çin‘in en özel yemeğinin yılan eti yemeği olduğunu öğreniyoruz.

Yılan yetiştirmek için özel çiftlikler kurulduğunu, yılan turşusunun en önemli konuklara ikram edildiğini öğreniyoruz. Çin‘in yemek kültürü gerçekten çok ilginç. Çin‘de bir zamanlar Sars salgın hastalığı olarak bilinen mikropların kedi ve köpek yenmesinden kaynaklandığı söyleniyor. Sars salgınından sonra bu tür hayvanların daha az tüketildiğini öğreniyoruz.

1 milyar 500 milyon nüfusa sahip Çin‘de Sars mikropunun yayılmasında halk büyük sıkıntılar yaşamış. Rüzgar ve hava akımı ile yayılan mikrop yüzünden Çin şehirleri ve tüm sokaklar boşalmış, insanlar günlerce evlerine kapanmışlar. Çin bu korkunç salgın hastalıktan kaç kişinin öldüğünü açıklamak istemiyor. Bazı söylentilere göre yüzbinlerce kişinin bu salgından dolayı öldüğü söyleniyor.

Saras mikrobunu; ekonomik ve siyasi olarak gelişen Çin‘in önünü kesmek için Amerika‘nın biyolojik saldırısı olduğu ve Çin devleti tarafından yapılan araştırma‘da Sarsın laboratuvarlarda üretildiğinin tesbit edildiği söyleniyor. Ancak bir gerçek var Sars; salgını ile ilgili dünya kamuoyu yeterli bilgiye sahip değil. Gerçekten ABD ile Çin arasında gizli bir biyolojik savaş mı yapıldı? Tarih bir gün bu olayı araştıracak, gerekli hükmünü verecektir.

Bitki çayı ve sıcak suyun Çinlilerin hayatında özel yeri var

Kuş gribinin ilk yayıldığı Çin‘de bu salgından çok sayıda Çinlinin öldüğü biliniyor. Et ve pirincin çok tüketildiği Çin‘de zeytin, beyaz peynir, ekmek tüketilmemekte. Ekmek Uygur lokantalarında pide şeklinde bulunmakta. Biz yemek sıkıntısını Pekin‘de kaldığımız otelde yaşadık. Daha önce uyarıldığımız için Çin‘e hazırlıklı gittik. Bavullarımızda beyaz peynir ve zeytin paketlerinin ayrı bir yeri vardı. Pekin‘de kaldığımız oteldeki özel kahvaltı bölümüne geldiğimizde masanın üstünde bulunan yiyecekler karşısında şaşırdık. Kahvaltı masasında bulunan hiç bir şeyi yiyemedik.

Çay yerine çeşitli türden çorbalar var. Soya fasülyesi ile yapıldığı için hoş olmayan kokular yüzünden çorba içemedik. Çin‘de özel bitki çayları var. Oteldeki odamızda Çin bitki çayı, fincan ve sıcak su ısıtıcıları var. Kendi çayımızı kendimiz yaptık, kahvaltımızı Türkiye‘den getirdiğimiz yiyeceklerle otel odamızda yaptık.

Garsonlardan su istediğinizde sıcak su getiriyorlar. Çinliler sağlıklarına çok önem veriyor. Soğuk su içmiyorlar. Arabalar ve işyerlerinde her Çinlinin kendisi için bitki çayları var. Cam termoslar bitki çayları ile dolu. Herkes bitki çayı içiyor. Ufek tefek olan Çinliler çok iyi yemek yiyorlar. Çubuklarla yemek yemeleri görülmeye değer.

Biz de Pekin‘deki otelin kahvaltı salonunda iki çubukla yemek yemeye çalışıyoruz. Ama yemek yemek ne mümkün. Yarım saat uğraştıktan sonra çubuklarla az da olsa yemeye çalışıyoruz. Çin‘deki yemek kültürünü anlatmak için sayfalar yetmez. Çin‘in yemek kültürü başlı başına incelenmeli.

Çin yemek çubukları (Kuaizi)

Rehberimizden Çin sofralarının simgesi yemek çubukları (Kuai zi) için bilgi alıyoruz. Genellikle kabul edildiği üzere dünyada yemek yemek için üç yöntem vardır. Doğrudan elleriyle yemek yiyenler, insanlığın yüzde 40‘ını; çatal, kaşık ve bıçakla yemek yiyenler yüzde 30‘unu; çubuklarla yemek yiyenler ise yüzde 30‘unu oluşturuyor.

Çin yemek çubukları olan "Kuai zi"nin nasıl keşfedildiğine gelince... Bazı tahminlere göre, eski insanlar yiyecekleri pişirirken rastgele iki ince ağaç veya bambu dalını kesiyor, yiyecekleri ateşin üstünden bu çubuklarla alabiliyorlardı. Böylece yemeklerin lezzeti ve sıcaklığı kaybolmuyordu. İnce ağaç dalları Kuai zi (çubuklar ) halinde geliştirildi.

Kuai zi‘lerin yalnızca iki ince çubuk olduğunu zannetmeyin. Bu iki ince çubuğu iyi kullanabilmek için zamana ve çaba harcamaya ihtiyaç vardır. Çinlilerin çubuk kullanmadaki ustalıkları yabancıların dikkatini çekmektedir. Hatta bazı batılı ülkelerde çubukları kullanmayı öğreten "yetiştirme merkezleri" de açıldı. Bazı tıp uzmanları, çubukları kullanırken insan vücudunda 30‘dan fazla eklemin ve 50‘den fazla kasın harekete geçtiğini, çubuk kullanımının parmakların çevikliğine ve beynin gelişmesine son derece yararlı olduğunu belirtiyorlar.

Çin‘e gideceklere önemli hatırlatma

Evet Pekin‘de kaldığımız otelin kahvaltı salonunda tanıdığımız yemek çubukları artık Çin‘de kaldığımız 10 günlük süre içinde hayatımızın bir parçası oldu. Çatal-kaşık bırakmalarına rağmen ben sofrada çubuklarla yemek için çaba harcıyorum. Çubuklarla yemek yemeye başladığım sırada Çin gezimizin de sonuna gelmiştik. Hatıra olarak Çin‘den iki yemek çubuğu getirmeyi ihmal etmedim.

Bir gün yolunuz Çin‘e düşerse Çin‘e gitmeden önce Türkiye‘den zeytin, sallama çaylar, beyaz ve kaşar peynir almayı unutmayın. Ben yanıma aldığım zeytin, peynir ve çay sayesinde sıkıntı çekmedim. Siz siz olun bu yiyecekleri yanınıza almayı unutmayın. Uygur lokantalarına gidip Doğu Türkistan yemek kültüründen, mutfağından doya doya yiyebilirsiniz. Ancak her Uygur lokantasını Müslüman Uygurlular işletmiyor. Bu lokantalarda yılan, kedi ve köpek ızgaraları da pişiriliyor. Aman dikkat.

Pekin‘deki Tianenmen meydanı ve yasak şehri geziyoruz

Pekin‘de son günümüz. Bugün Tianenmen meydanı ve Yasak şehri gezeceğiz. Tianenmen meydanında Çin Halk Cumhuriyeti‘nin kurucusu Mao‘nun mumyalanmış anıt mezarı var. Meydan çok geniş. Mao‘nun 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti‘ni ilan ettiği konuşmayı Yasak şehrin (Kraliyet Sarayları) girişindeki tarihi Sarayın hemen önünde yapmış. Bu meydanda 20 yıl önce özgürlük isteyen binlerce Çinli öğrenci Çin askeri tanklarının altında ezilmişti. Çinli öğrencileri Amerikalı ünlü dolar milyarderi, Gürcistan, Kırgızistan ve Ukraynadaki pembe ve turuncu devrimlerin düzenleyicisi George Soros‘un kışkırttığı ve öğrenci eyleminden hemen önce Soros‘un Çin‘deki tüm faaliyetlerinin durdurulduğunu öğreniyoruz. Bu meydandan Yasak şehre gitmek için acele ediyoruz.

Tianenmen meydanı çok geniş bir alan. Mao‘nun anıt mezarının bulunduğu binaya gitmek için binlerce kişi kuyrukta bekliyor. Çinli asker ve polislerin görev yaptığı alanda istediğimiz gibi belgesel çekimleri yapıyorum. Tarihi binalar ve anıt mezarların olduğu bina ve meydan kızıl Çin bayrakları ile süslenmiş. Mao‘nun mumyasını görmek için insanlar saatlerce soğuk ve yağmurda bekliyor. Köylüler ve fakirler Mao‘yu halen çok seviyor.

Tianenmen meydanını geride bırakarak Yasak kente geliyoruz. Yasak kent diye anılan Kraliyet Sarayının girişi bile gerçekten görülmeye değer. 600 yıldan beri Çin kralı olan her hanedan kendi adına bir saray yapmış. Kraliyet döneminde halka kapalı olan bu kent ve saraylar bugün turistlere açık. Pekin‘de görmemiz gereken Yasak şehre mesai saati geçtiği için giremiyoruz. Yasak kentin kapısı kapanmış. Kapalı Saray Kapısının önünde üzgün bir vaziyette Yasak kentle ilgili rehberimizden bilgiler alıyoruz.

500 imparatorun yaşadığı Pekin‘deki yasak kent (Gugong)

Çin‘in başkenti Beijing‘in merkezinde altın gibi parlak ve çok görkemli eski bir yapı bulunuyor. Bu yapı, dünyaca tanınmış Yasak Kent‘tir. Beijing‘deki Yasak Kent, Çin‘in eski çağlarındaki imparatorluk saraylarının "incisi" ve dünyanın en büyük çaplı, en iyi muhafaza edilen ahşap yapı topluluğu olarak kabul ediliyor. Yasak Kent, 1987 yılında, "Dünya Mirasları Listesi‘ne girdi.

1406 yılında hüküm süren Ming hanedanının ikinci imparatoru Zhu Ding‘in emriyle inşa edilmeye başlanan Yasak Kent, 14 yılda tamamlandı. Çin tarihinde son hanedan olan Qing hanedanının yıkıldığı 1911 yılına kadar geçen yaklaşık 500 yıl içinde, toplam 500 imparator Yasak Kent‘te yaşadı ve devlet işlerini gördü. Beijing‘deki Yasak Kent, büyüklüğü, tarzı, mimarlık sanatı ve lüks süslemeleri açısından dünyada nadir görülen örneklerden biridir.

Yaklaşık 720 bin metrekare alanı kaplayan Yasak Kent, güneyden kuzeye yaklaşık bin metre uzunluğunda, doğudan batıya yaklaşık 800 metre genişliğindedir. Yasak Kent‘in dört tarafı, 10 metreyi aşkın yükseklikteki duvarlarla çevrilidir. Kent duvarı dışında 5 metre genişliğinde koruma kanalı vardır. Yasak Kent, feodal hanedanın kuralları, siyasi ölçütleri ve töre ruhuna sıkı bir şekilde uyularak yapılmıştır. Yasak Kent, yapısı, ölçüsü, mimarlık tarzı, kullanılan renk ve yapılan süsler açılarından imparatorun yetkisinin her şeyin üstünde olduğunu ve katı sınıf yapısını gösterir.

Yasak Kent‘in, ziyaretçilerin dikkatini en çok çeken üç salonu vardır. Bunlar Taihe, Zhonghe ve Baohe salonlarıdır. Bu üç salon, imparatorların yönetim yetkisini kullandıkları ve önemli törenlerin yapıldığı ana yerlerdir. Taihe Salonu, Yasak Kent‘in merkezidir. İmparatorların altın koltuğu, bu salondadır. Yasak Kent‘in en görkemli yapısı olan Taihe Salonu, 30 bin metrekarelik büyük meydanın tam kuzeyinde yer alıyor. 8 metre yüksekliğindeki beyaz taş merdiven üzerinde inşa edilen Taihe Salonu, 40 metre yüksekliğiyle, Yasak Kent‘in en yüksek yapısıdır. Çin kültüründe ejderha, imparatorun yetkisini simgelemekteydi. İmparator, "ejderhanın gerçek oğlu" olarak adlandırılırdı. Taihe Salonu‘nun dekorasyonunda büyük oranda ejderha figürleri kullanılmıştır. Tüm salonda yaklaşık 13 bin ejderha figürü vardır.

Çin mimarisinin zirvesi: Yasak Kent

Yasak Kent‘teki yapıların birçok özelliği var. Yasak Kent‘te birçok salon ve kulübe bulunmaktadır. Rivayete göre, Yasak Kent‘te "9999.5" oda varmış. Eski çağlarda yaşayan Çinliler, Gök Tanrısı‘nın oturduğu sarayda en fazla 10 bin odaya sahip olduğuna inanmışlar. Tanrının oğlu olarak imparatorun kaldığı saraydaki odaların sayısı bu yüzden 10 bini aşamazmış. Bu nedenle Yasak Kent‘teki odaların sayısı, Gök Tanrısı‘nın sarayındakinden yarım oda daha azdır.

Görkemli Yasak Kent‘teki yapılar topluluğu, Çin halkının zeka birikimini gösterir. Mimarlık yapısından, değişik damlarına, kapı ve duvarlarındaki süslere kadar tüm tasarımlar, büyük hayal gücünü yansıtır. Örneğin, Taihe Salonu‘nun beyaz taş temeli, salonun daha görkemli ve güzel görünmesini sağlar. Taş temelin, aynı zamanda binayı nemden koruma işlevi de vardır. Temeldeki kanalizasyon şebekesi, masallardaki gibi bir tür ejderha şeklindedir. Üç katlı temelde toplam binden fazla ejderha başı şeklinde su boşaltma borusu vardır. Yağmur yağdığında sular, ejderhaların ağzından boşatılmaktadır. Bu manzara, sanki bini aşkın gerçek ejderha, aynı anda ağızlarından su döküyorlarmış gibi görünür.

Yasak Kent‘teki salonların ve odaların tümünün ahşaptan yapılmasından dolayı, yangından korunma konusu, Ming ve Qing hanedanlarının inşaatçılarının başını ağrıtmış. Örneğin, Yasak Kent‘te dört sıra, içi büyük taşlarla doldurulmuş evler vardır. Bu evler, yangından koruyucu duvar olarak tasarlanmıştır. Yasak Kent‘teki her avluya aynı zamanda toplam 308 büyük bakır kavanoz konulmuştur. Yangın çıktığında söndürmek için bakır kavanozların içine su depolanırdı. Kış aylarında kavanozların içindeki suların donmasını önlemek için altlarında özel ateş yakılırdı.

Tarihi kayıtlara göre, Ming hanedanı döneminde Yasak Kent inşa edilirken, 100 bin işçi ve onlara yardımcı milyonlarca kişi kullanılmıştır. Yasak Kent‘in inşası için kullanılan malzemeler, birkaç bin kilometre uzaklıktaki, ülkenin güneybatısındaki Yunnan eyaleti de dahil hemen hemen Çin‘in dört yanından gelmiştir.

Yasak Kent‘de yer altı odaları

Ayrıca, imparatorluk sarayı olarak Yasak Kent‘te birçok değerli tarihi eser korunuyor. Eldeki verilere göre, Yasak Kent‘te toplam bir milyonu aşkın tarihi eser bulunmaktadır. Bu sayı, Çin‘deki tüm tarihi eserlerin altıda birini oluşturur. Bunların çoğunluğu, dünyada eşi bulunmayan eserlerdir. 1980‘li yıllarda Çin hükümeti, 100‘den fazla yeraltı odası inşa etti ve tarihi eserlerin çoğunluğu, bu odalarda saklanmaya başladı. Görkemli ve son derece güzel Yasak Kent‘teki yapılar, Çin milletinin parlak kültürünün sembolü olarak kabul ediliyor. Çinli ve yabancı inşaat mühendisleri, Beijing‘deki Yasak Kent‘in tasarım ve inşasının, eşi görülmemiş bir şaheser olarak, Çin‘in uzun geçmişe sahip olan kültürel geleneğini gösterdiği gibi, 500 yılı aşkın süre önce Çinli inşaatçıların inşaat alanındaki seçkin başarılarını da yansıttığı görüşündeler.

Yasak Kent‘in inşasından bu yana 580 yıl geçti. Yasak Kent‘in çoğu yapıları eskidi ve son yıllarda Yasak Kent‘i ziyaret edenlerin sayısı, sürekli olarak artarak yıllık ortalama ziyaretçi sayısı 10 milyonu aştı. Yasak Kent‘i daha iyi korumak için Çin hükümeti, geçen yıldan itibaren kapsamlı bir onarım yapmaya başladı. Alınan bilgiye göre, bu onarım projesi, 20 yıl sürecek.

İmparatorlar kenti Şian

12 Nisan 2006 tarihinde sabah saat 08.30‘da Pekin‘den ayrılarak uçakla Çin‘in İmparatorlar şehri Şian kentine gidiyoruz. Pekin Havaalanından Çin Hava Yollarına ait uçakla Şian‘a giderken, karlı dağlar ve düz ovalardan geçiyoruz. 2 saate yakın bir uçak yolculuğu yapacağız. Uçağın penceresinden uçsuz bucaksız karlı dağlar ve düz ovalar Çin‘in ne kadar büyük bir coğrafyaya sahip olduğunu gösteriyordu.

Şian şehri, araştırmacılar ve belgeselciler için çok önemli. Çin hanedanlarına 1000 yıl başkentlik yapmış bir yer. Dünyaca ünlü İpek Yolu ticaret kervanlarının başlangıç noktası. Bugün 7 milyon nüfusa sahip bu şehirde 1 milyon Çinli ( Tungan) Müslüman yaşıyor. Tarihi geçmişi ve kültürel zenginliği ile önemli olan bu şehri gezeceğiz. Uçağımız karlı dağların üstünden kuş gibi süzülerek uçarken, ben de elimdeki Çinle ilgili bilgileri okuyordum. Çin‘in gerçekten muhteşem bir tarihi geçmişe sahip olduğunu daha iyi anlıyorum.

Çin Halk Cumhuriyeti‘nde bugün 60‘a yakın etnik millet var. Bu bakımdan pek çok dine inanan insan yaşamakta. Çin‘deki dinlerden en yaygın olanları; Konfüçyüzm, Budizm, Taoizm, İslâmiyet. Bugün misyonerler sayesinde Hıristiyanlık hızla yayılmakta. Elimdeki dünya haritasına baktığımda Çin‘in doğusunda Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan, Nepal, Butan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam, doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrili olduğunu görüyorum. Çin‘in hem geçmişte ve hem de bugün nasıl yönetildiğini insanın aklı almıyor. Çin gerçekten çok önemli bir ülke. Bugün bile bu kadar geniş bir coğrafyada onlarca etnik millet nasıl bir arada tutuluyor gerçekten araştırılmaya değer bir konu.

Beş bin yıllık yazılı Tarihi olan Çin‘in, geçmiş dönemlere ait yapılan araştırmalarda; Çin hakkında devamlı yeni bilgiler bulunmakta. Şian şehrindeki yeni bulunan tarihi belgeler Çin‘in tarihinin ne kadar zengin olduğunu da gösteriyor. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelen Türk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.

Tarihte Çin‘i ilk defa tek bir yönetim altında toplayıp, İmparatorluk haline getiren Çin krallarının yaşadığı Şian şehrinde 1975 yılında bulunan Taş askerlerin olduğu müzeyi ziyaret edeceğiz. Uçağımız Şian Hava Limanına inmek üzere alçalırken, etrafı karlı dağlarla çevrili yemyeşil bir bölgeye geldiğimizi anlıyoruz. Çin köyleri birer şehir gibi tarım alanları ve pirinç tarlaları önemli bir ressamın fırçasından çıkan muhteşem bir tablo gibi.

Çin‘in tarih ve kültür kenti Şian

Hava limanı ile 1975 yılında bulunan Taş asker heykelerin olduğu yerin arası 30 Km. Önce Taş asker heykellerinin bulunduğu müzeyi gezeceğiz. Etraf karlı dağlarla çevrilmesine rağmen hava sıcak, Nisan ayının başı olmasına rağmen bu bölgeye çoktan bahar gelmiş; insan temiz yayla ve ova iklimini bir arada yaşıyor. Rehberimiz Çin tarihi ile ilgili bilgi vermeye devam ediyor.

Türk tarihi ile çok yakın ilişkisi olan Çin tarihi hakkında verilen bilgileri can kulağı ile dinliyoruz. Rehberimizin verdiği bilgiler özetle şöyle:

.... "M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalır ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrılırlar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin‘in feodal devleti üç devlete bölünür. M.Ö. 221-206 aralarında Tsin‘in Sülalesi memleketi mutlakıyetle idare eder. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükümet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başlar. Büyük bir halk ayaklanması bastırılır. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölünür, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kurulur. Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin‘i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu‘lar (Hunlar) 303‘te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317‘den başlayarak bütün Kuzey Çin‘de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Sülalesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.."...

Şianda kurutularak satılan meyveler

Çin tarihi gerçekten çok ilginç. Kısa bir zaman içinde Çinle ilgili her şeyi bilmemiz mümkün değil. Ama gerçekten gördüğümüz yerler, aldığımız bilgiler Çin hakkında bize önemli fikir veriyordu. Yollar geniş, her yerde oto yol var. Eski bildik fakir Çin çoktan değişim ve dönüşüm sürecini tamamlamış. Çin‘de sadece büyük şehirlerde değil Şian gibi iç kesimlerdeki şehirlerde yeni binalar ve yollar yapılmış. Yol üzerindeki büyük fabrikalar bizleri etkiliyor.

Şian kenti bir meyve ve sebze kenti. Üzüm bağları ve meyve ağaçları görülmeye değer. Yol üzerindeki mola verdiğimiz bir tesiste elmadan armuda, hurmadan üzüme bir çok meyve çok modern tesislerde kurutularak satılıyor. Mağazasında onlarca Çinli kız satıcı mal satmak için birbiri ile yarışıyordu. Çok temiz ve güzel bir şekilde ambalajlarda satılan kurutulmuş meyvelerden satın alırken neden Türkiye‘de aynı tip üretim yapılmaz diye üzülüyorum. Çok sabırlı ve çalışkan olan Çin insanından alacağımız derslerin olduğuna inanıyorum.

Muhabir: Haber Merkezi