Bir takım köşe yazarları gibi bazı kaynaklardan bir takım

özel bilgiler almış görüntüsü vererek komplo teorileri üretmeyi sevenlerden

değilim. Yarım asra yaklaşan meslek hayıtımızda bize de zaman zaman bazı özel

bilgiler geldi. Bu bilgiler bazen kamuoyunu yönlendirmeye, bazen de bir takım

kişilerin planlarına hizmet etmeye yönelikti. Bu bilgileri kullananların

kamuoyunda akil kişi gibi algılandığını, onlara popülerlik sağladığını

biliyorum. Ama gazeteciliğin kişisel çıkarlara alet edilmemesi gerektiğine olan

inancımı bugüne kadar yitirmedim. Bunun sonucu olarak sıkıntılar çekmiş olsam

da, prensibimden vazgeçmedim. Bunu söylerken hiç yanıltılmadığımı, yanlışa

düşmediğimi söylüyor değilim. Ama bunu bir takım hesaplarla kesinlikle

yapanlardan olmadım. Bu izahın ardından, gelinen noktada bir takım gelişmelerin

birbirini takip etmesi ister istemez insanın aklına çeşitli sorular getiriyor.

İsrail in Mavi Marmara sebebiyle Türkiye den özür dilemesi, Gazze ye sürdürdüğü

ambargoyu nispeten kaldırması, şehitlerin ailelerine tazminat ödenmesi

hususunda bir heyetin Türkiye ye gelecek olmasının ardından Suriye

muhalefetinden önemli adımlar atıldı.

Doha daki Arap Birliği Zirvesi nde Suriye muhaliflerince

temsil edildi. Bununla da kalınmadı Doha daki Suriye elçiliği muhaliflere

verildi ve Suriye yi Katar da muhalifler temsil etmeye başladı. Bunun yanında

Suriye muhalefeti ABD den Patriot füze sistemi istedi. Bu istek bazılarınca

Türkiye deki Patriotların Suriye de uçuşa yasak bölge ilanında kullanılması şeklinde

değerlendirildi. Patriotların talep edildiği ülke ABD. Çünkü bu talep doğrudan

ABD Dışişleri Bakanı Kerry ye iletilmiş durumda. Sanıyorum bu talebin pat diye

yerine getirilmesi söz konusu olmaz. Çünkü Türkiye nin talebinin yerine

getirilmesi bile bir yılı aşkın bir sürede gerçekleşti. Ülkemize yerleştirilen

Patriotların muhtemel bir Suriye saldırısına karşı konuşlandırıldığı

söylenmişti. Buna rağmen eğer Suriye de uçuşa yasak bölge ilan edilecekse bu

bölgenin korunması için ülkemizdeki Patriotların kullanılacağının düşünülmesi

zorlama bir yaklaşım olmayacaktır.

Bu arada Suriyeli mültecilerin çadır kentte çıkan bir

yangının arkasından ayaklanma girişiminin de bir tesadüf olduğunu düşünmek

istemiyorum. Hükümette bu kanaatte olmadığı için 600 civarında Suriyeli mülteci

sınır dışı edilmiştir.

Dikkat çekici bir gelişmede dünkü Vatan gazetesinde yer

alan, Türkiye hava sahasını ABD ye ait kıtalararası uçabilen casus insansız

hava araçlarına açtığının ortaya çıktığı haberi ve hemen yanında yer alan,

İncilikte silahlı predatör başlığı altında yer alan haberlerdi. Haberde Türk

makamlarının İncirlik teki predatörlerin silahsız olduğunu açıklamasına

karşılık, ABD Hava Kuvvetleri nin geleceğini dizayn eden CİA kökenli Dr.

Benjamin Lambeth ın, silahlı predatörlerin İncirlik te konuşlu olduğunu

söylediği ileri sürülüyordu. Hem de bu bilgiler ülkemizde düzenlenen

Uluslararası Havacılık ve Uzay Gücü Konferansı nda dile getiriliyor.

Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu İsrail in özür dilemesi

ile Suriye ve İran arasında bir bağlantı kurulmaması gerektiğini söylemesine

karşılık ister istemez gelişmeler insanın aklına bazı sorular getiriyor ve

gelişmeler insanı İsrail in özrü arasında bir bağ kurmaya zorluyor.

Dileriz bir bağ yoktur. Ancak, İsrail in ABD nin

zorlaması ile özür dilemesini sadece Türkiye nin gücü ile izah etmek yeterli

değildir. Özür öncesi bir pazarlık olduğunu düşünmüyorum ama Bayram değil,

seyran değil eniştem beni niye öptü diye sormanın da yadırganmaması

gerektiğini düşünüyorum.