ABD Başkanı Trump’ın her fırsatta ısrarla Türkiye’den iadesini istediği Amerikalı papaz Brunson’ın üçüncü duruşmasında tanıklar rahibin PKK sempatizanlarına yardım ettiğini ve kilisede bulunan gizli odada toplantılar yaptığını söylemişler. Sonuç olarak rahip hakkında mahkeme tahliye kararı vermemiş. Bu olay nedense medyada oldukça geniş bir yer aldı. Halbuki aynı Trump Gülen’in iadesi için çuvallar dolusu belgeler gönderilmiş olmasına ve kedilerinden darbeci Gülen ve çevresinin iadesi istenmesine rağmen hiçbir adım atılmış değil. Hiç bir gizli yanı kalmamış olan terör örgütü militanları ve başının darbeye kalkıştığı, bunun sonucu olarak 240 insanımızı katledenlerin iadesini gündemlerine bile almayanların Türkiye’nin terör örgütleri ile ilişkisi kesin olarak belirlenmiş olan rahibin yargılanması ve tahliye edilmemesinin ülkemizde gündem oluşturmaya devam etmesini anlamak mümkün değil. Her halde Trump istedi diye rahibin ilk duruşmada iade edilmesi beklenemezdi.

Bu girişin ardından başlığa aldığım, “Terör örgütleri ile sadece rahip mi ilişkili?” soru üzerinde durmak istiyorum. Artık biz ve tüm dünya da biliyor ki, bölgemizdeki terör örgütlerinin arkasında ABD istihbarat örgütleri ve yöneticileri var. Eğer hala bu gerçek bazılarınca bilinmiyorsa bu onların sorunu. Bu bakımdan sadece Gülen’in iadesi taleplerimizi cevapsız bıraktıkları için değil, gerek ülkemiz içindeki gerek komşumuz ülkelerde meydanlara sürülen terör örgütlerinin hamisi, eğitip silahlandıranı ABD’dir. Böyle olunca da meseleyi sadece Gülen ya da rahip Brunson’a indirgemek işin boyutunu gizlemek değilse bile gerçeğin bir kısmının gözden kaçırılması anlamına gelir.

Bu noktada rahip Brunson’ın tahliye edilmeyişinin bazı gazetelerde, “Trump’ın isteği olmadı” başlığı altında verilmiş olmasını anlamak gerçekten zor. Trump’ın gönlü hoş olsun diye rahip tahliye mi edilecekti? Sıkça üzerinde durduğum gibi Türkiye’ye verdikleri tüm sözlere rağmen Suriye’de PKK/YPG terör örgütüne bir alan açma çabalarını ABD’nin ısrarlı bir şekilde sürdürdüğü bilinirken, bunun ötesinde ülkesinde koruma ve kollamaya alınmış FETÖ mensupları elleri kollarını sallayarak gezebiliyor, işlerine gidip gelebiliyorlarsa Türkiye’den Brunson’ın tahliyesini istemeleri için yüzsüz olunması gerekmez mi?

Ülkemizde terör örgütleri ile hareket etmiş bir rahibin cezaevinden kurtarılması ABD için önemli ise ABD’deki terör örgütü mensuplarının ülkemize iade edilerek hesap sorulması ondan çok daha önemlidir. Bu bakımdan Brunson yargılanmasının medyanın gündeminde olmaması gerekiyor. Çünkü onlar ülkelerinde yüzlerce, beklide binlerce teröristi kanatlarının altına almış korumalarına rağmen ne kendi gündemlerinde yer buluyor ne de bizim medyamızda gerektiği kadar yer buluyor.

Netice itibarıyla artık ülke olarak şu Haçlı-Siyonist ittifakının etkisinden kendimizi kurtaralım. Kurtaralım ki, ülkemizin haklarını korumak için atılması gereken adımları düşünebilelim. Net bir tavır belirleyelim. Çünkü ABD ile çeşitli seviyelerde yapılan görüşmelerden zaman zaman bazı konularda anlaşma sağlandığı açıklanıyor ama sonuç boş çıkıyor. Bunun en son örneği Münbiç’ten terör örgütü YPG’nin çekilmesi konusunda anlaşma sağlandığı açıklandı ama aynı örgüt Esad yönetimi ile ülkenin zenginliklerinin paylaşımını masaya yatırıyor ve anlaşma sağlıyorlar. Bu gerçek bile hangi seviyeden olursa olsan ABD’li yöneticilerin samimiyetine güvenilemeyeceğini, sadece oyalama taktiği izlediklerini gösteriyor. Eğer, ABD yönetimi ülkelerindeki teröristleri iade etmiyorsa biz de rahip konusunu çıkartıp atmalıyız. Denebilir ki pazarlık yapılmıyor, yargı görevini yapıyor. İyi de o zaman FETÖ mensuplarının geleceğini ABD yönetimi mi belirleyecek?