BAYRAMLAŞMA ziyaretlerinde siyasilerin gündemini her ne kadar koalisyon oluşturmuş, Meclis Başkanı’nın seçiminde bazı partilerin sergilediği tavır sebebiyle birbirlerini suçladılarsa da insanımızın ve bölgemizin ana gündemini bayram tanımayan terör oluşturdu. İçeride PKK terör örgütün iş makinası yakması, korucu kaçırması, Suriye’de PKK’nin uzantısı PYD’nin Türkmenlere yönelik kuşatması ve Türkmenleri oturdukları yerleri terke zorlaması, köy yakması, Irak’tan gelen IŞİD’in pazar yeri saldırısı ve bu saldırıda 100’ü aşkın insanın hayatını kaybetmesi çok daha fazlasının yaralanması gibi haberler tüm İslam dünyasının yüreğini dağladı.

Bu arada IŞİD’in Suriye ve Irak’ta kimyasal kullandığı haberleri eğer bir takım yabancı istihbarat örgütlerinin kamuoyunu yönlendirmek için icat ettiği haberler değilse terörün yeni bir boyut kazandığını söylemek yanlış olmaz. Elbette IŞİD’in Suriye ve Irak’ta kimyasal silah kullandığı haberleri insanın akılına bir takım sorular getiriyor, herkese de getirmesi gerekiyor. IŞİD devlet olmadığına, çeşitli ülkelerde ortaya çıkarak yaptığı eylemlerle sesini duyuyorsa yani ele geçirdiği bir takım yerleşim merkezleri olmakla birlikte düzenli bir yapıya sahip olmadığına göre bu kimyasal silahları kendisinin ürettiğini söylemek doğru olmaz. Böyle olunca da bu kimyasal silahların nereden ve hangi istihbarat örgütleri eliyle terör örgütüne sağlandığının düşünülmesi ve sorgulanması gerekiyor. Böyle bir sorgulama yapılmayacak olursa bir takım istihbarat örgütlerinin dezenformasyon faaliyetlerine hizmet edilmiş olur. Böyle bir hizmetin bilmeden yada bilerek yapılmış olması arasında fazla bir fark yoktur. Çünkü Müslümanın uyanık olması gerekiyor.

Bu arada küresel güçlerin bölgemizdeki terör örgütlerine yönelik ciddi bir tavır ve yaptırım sergilemediğini de unutmamak şart. ABD ve koalisyon güçlerinin özellikle Irak ve Suriye’de terör örgütü IŞİD’e yönelik ortak hareket ettikleri görüntüsü vermelerine rağmen bu görüntünün sonuca yansımadığı da ortada. Türkiye’nin ısrarla Suriye’de PYD’nin PKK’nın bir uzantısı terör örgütü olduğunu söylemesine rağmen ABD ve koalisyon ortaklarının PYD’ye yönelik bir eylem ve söylem içinde bulunmadıkları, aksine destek vermelerinin doğru değerlendirilmesi gerekir. Eğer mesele bir bütün olarak ele alınırsa emperyalist güçlerin bölgemizde barış değil sürekli çatışmadan yana olduklarını anlamak ve görmek zor olmaz.

Sadece üç günlük bayram boyunca yaşanan terör olayları ve haberleri değerlendirildiğinde görülür ki, terör örgütleri bir eylem birliği içindedirler ve hedefleri farklı bile olsa sömürgeci güçlere alet olmakta, hizmet etmektedirler. Böyle olunca emperyalist ülkelerden ve bu ülkelerin çıkarlarını korumak üzere oluşturulmuş başta BM olmak üzere uluslararası örgütlerin ne teröre çözüm bulmaları ne de çatışmalar sebebiyle yurtlarını terk ederek ülkemize ve diğer komşu ülkelere göç etmek zorunda kalanların derdine derman olmalarını beklemek doğru olur.

PKK ve PYD’nin Büyük Kürdistan peşinde olduğunu artık sağır sultan bile duydu. Bu bakımdan bu hedefe ulaşmakta eğer Irak ve Suriye’de bazı bölgelerin Araplar ve Türkmenlerden arındırılması gerekiyorsa bu husus gerçekleştirilirken ABD ve yandaşlarının böyle bir haksızlığı ve zulmü önlemelerini beklemek saflık olur.

Müslümanlar kendi göbeklerini kendileri kesmek, meselelerine kendileri çözüm bulmak zorundadırlar. Bunun yolu da bir takım ırkı ve mezhebi farklıları bir kenara iterek sömürgeci güçlere karşı ortak bir cephe oluşturmalarından geçiyor.