Fatih Terim’in soyunma odasında futbolculara verdiği gazlar (tüpler) de bizim Dünya Kupası’na gitmemize yetmedi.

Hollanda karşılaşmasından sonra aklım 2006 ya gitti. Yine aynı karelerde bu sefer rakip İsviçre ve sahada perişan olan futbolcular, Fatih Terim ve A Milli Takım var.

Ali Şen ile ilgili 2006’da Spor Meclisi dergisine ‘Türk Futbolu’nun kurtulmasını istiyorsanız beni dinleyin’ diye başlık atmıştık. Kapak da ise perişan olan ve Terim’in yere bakan bir fotoğrafı vardı.

Düşünün bu tablodan tam 7 yıl sonra aynı hüznü yaşamak ne kadar acı. Ama bana göre en büyük acı bu yedi yıl içerisinde Türk futbolunda bir gelişmenin olmaması. Aksine geri gitmesi. Andora ve Estonya’nın seviyesine düşmüş bir Milli Takım’ın bu durumlara gelmesinde birçok insanının büyük rolü vardır.

Şenol Güneş Trabzonspor’u çalıştırırken 12 yabancı yetmiyor 13. yabancı futbolcuyu da isteyecek durama geldi. Kulüpler Birliği toplantılarında meşhur olan Aziz Yıldırım yabancı kontenjanının sınırsız olmasını isterken Ünal Aysal da aynı istekte bulundu ve hiç kimsenin bu isteklere sesi çıkmadı.

Koskoca A Milli Takım Cenk Tosun’a umut bağlayacak duruma düşürüldüyse varın işin nereye gittiğini siz düşünün. Olcan’a zaten bir şey söylemiyorum.

Saha içerisinde Burak, Volkan, Umut’un durumlarını gördükten sonra bir daha A Milli Takım’a çağrılmaması gerektiğini düşünüyorum. Snayder Galatasaray’da henüz form tutamamış bir futbolcu ama Hollanda Milli Takımı’nda adeta döktürdü. Peki, benim Arda’m kendi takımında canavar, Milli Takım’da çimleri tekmeliyor, topa vuramıyor, pozisyonlara giremiyor. Sonra kalkıp Arda’nın büyük futbolcu olduğunu söyleyenler var. Hadi ordan, hadi ordan derler insana.

Beceriksiz, basiretsiz, başarısız olanlar her konuyu Sayın Başbakanımıza götürülüyor. Eğer bu işleri Başbakanımız çözecekse sizlerin orada ne işi var. Başbakanımız spor ve futbol tarihimizde en rahat ekonomik olarak çalışılacak bir ortamı sizlere sağlamış. Spor Bakanlığı bitmiş, federasyonlar tükenmiş, A Milli Takım havlu atmış. Ama birileri halen utanmadan sıkılmadan görevlerine devam ediyorlar. Trabzonsporlular Federasyonun bayrağı yerine, direğe tüp astılar. Doğalgaza geçtik derken ülkemizde tüplü dönem geri geldi her halde!..Ya da Türk sporunda tüp dönemi. Nasıl algılarsanız algılayan. Atılacak başlıklar konuşulacak çok şeyler var. Nasıl olsa futbolu ve sporu konuşamıyoruz. Bari geyik yapalım.

Abdullah Avcı’nın bir basın toplantısında medyacı arkadaşımıza takındığı tavrın arkasından eyvah dedim. Avcı’nın sonu geldi. Fatih Terim’den çok umutluydum. Ama Romanya maçı öncesi kendilerini yazan çizenleri vazifesi olmadan medya patronlarına şikayet etmesinden sonra aynı düşüncelerle, Terim’in bu Milli Takımı Dünya Kupası’na götürme  hedefi bitmiştir dedim. Ve maalesef oldu.

Hayatlarında ilk defa o koltuklara oturanlar, oturdukları o zavallı yerleri o kadar büyütüyorlar ki, kalelerini o kadar büyük ve kalın yapıyorlar ki kimse dokunmasın, bize ulaşamasın, soru sormasın, eleştirmesin, ‘Biz ne yapıyorsak doğru, ne söylüyorsak gerçek’ hastalığına tutuluyorlar. Ama kaderi değiştirme şansları yok. Çünkü güçleri yetmiyor Allah’tan. Yoksa onu da değiştirmeyi kendilerine görev bilirlerdi.

Hâlbuki o makamlar da, o futbolcular da, teknik direktör de, bütçelerde bu milletin malı. Çifte bayram yaşamak isteyen ve bekleyen Türk milleti kurbanda kurban edilmiştir.

Japonya’da bir bakan depremde köprü yıkıldı diye kendisini başarısız gösterip intihar ederek onurlu bir davranış gösterdi. Japonya’daki birçok görevliler de bu tür girişimlere başvuruyorlar. Bizde bırakın intihara kalkışmayı, istifa etme saygısını gösterecek bir numune bile yok. Japonlar ülkelerine hizmeti ar kabul ediyorlar, bizimkiler ise görev. Ama bir farkla, bizde birçok insan oturdukları koltukları eve götürecek durama geldiler. Yazık. Bu psikolojik rahatsızlıktan görevlilerin kurutulması gerekli.

Ben beklerdim ki Hollanda maçından sonra Yıldırım Demirören, Fatih Terim’i de alsın ve istifa edip gitsin. Ama olmadı, olamaz. Olimpiyatları alamamışız, Dünya Kupası’na gidememişiz, sporcu ve futbolcu yetiştirememişiz, geleceğe yönelik ne sporda ne de futbolda bir projemiz yok. Gündemi kurtaran, bunları yazanları, konuşanları yetkililere şikayet etmekle vaktimizi boşa harcamışız. Türk hocaları bir Bilic kadar dahi olamamış. Böyle gelmiş böyle gidecek.

Allah Türk milletinin sabrını artırsın, yetkililere de akıl ve insaf versin.