Uzun yıllar önceydi. Seksenli yılların ortalarıydı. 70’li yılların başında Brian Birch ile üst üste gelen şampiyonluklardan sonra (Coşkun Özarı’yı da unutmayalım) Galatasaray epey bir yıl şampiyonluk sevinci yaşamayacaktı. Yine o yıllardan ve o günlerden biriydi. Yazları Tekirdağ’da Barbaros köyü yakınlarında Tavanlıçeşme mevkiindeki mütevazi şirin yazlık evimizde geçirirdik. O yıllar ülke olarak henüz uçuşa geçmemiştik! Turgut Özal scrikss dolma kalemini daha yeni yeni uçuş moduna ayarlamıştı. Abimle köyde bulmadığımız bazı malzemeleri almak için Tekirdağ merkeze giderdik. Oto stop çekerdik. O yıllar Çinkes modaydı. Şimdilerin Converse bez spor ayakkabısı. Bir de balık avlamak için olta ve zıpkın takımı almaya gidiyorduk. Özel yol cadde çıkışından geçen arabalara oto stop çekiyorduk. Beyaz bir Tosbağa, ya da Vosvos nam-ı diğer Beetle Volkswagen bir araba durdu. Hafif ön kısmı dökülmüş, beyaz kırçıllı saçlı, orta yaşlı profesörlere benzeyen siması ve konuşma tarzı olan, arabada oturuş biçimine göre Türkiye’nin standardından biraz uzun boylu bir adam bize, “Merhaba gençler, nereye gidiyorsanız bırakayım sizi” dedi. Vosvoslar tek kapılıydı ve ön koltuk öne eğilir arka koltuğa öyle oturulurdu. Ben arkaya oturdum. Abim şoför yanına oturdu.
“Ben İstanbul’a gidiyorum. Siz nereye gidiyorsunuz?” dedi. Biz Tekirdağ’da ineceğiz dedik. Sahilde bırakırsınız bizi dedik. Sonra her zaman olduğu gibi laf döndü dolaştı, “Hangi takımı tutuyorsunuz?” sorusuna geldi. Biz de Galatasaraylıyız dedik. Tabii ardından Galatasaray’ı kurtarmaya, ne olacak bu Galatasaray’ın hali demeye başladık. Çünkü Galatasaray 12-13 yıldır şampiyon olamıyordu. Her Galatasaraylı gibi adamın da sinirleri bu duruma bozuktu. Sonra, “Ben kimim biliyor musunuz?” diye sordu. Tanımamıştık. Zaten tanımamıza da imkân yoktu. Çok eskiden Galatasaray’da forma giymiş ve adı da “Bomba Kemal”miş! Galatasaray’ı iyi bilirim. İyi de gözlemlerim. Yönetime bir mektup yazdığını ve mektupta Kaptan Fatih Terim ne zaman jübile yapar ise ertesi yıl Galatasaray’ın şampiyon olacağını yazdığını bize söyledi. Nedenini ise şöyle açıkladı. İddiaya göre Kaptan Terim, futbolcuların gece ve özel hayatlarına karışıyor, maçlar öncesi sıkıntılı ve sakıncalı (bar, pavyon, kumarhane gibi) yerlerden tekme tokat çıkartıyormuş. Bu yüzden futbolcular da Federasyon Kupası’nı Galatasaray müzesine götürüp, şampiyonluğu 2-3 hafta kala bırakıyorlar imiş. İddia buydu. Şaşkınlıktan donakalmıştık. Bomba Kemal’den ayrıldık. Fatih Terim görkemli bir şekilde jübile yapmıştı. Galatasaray’ın başına ise Avrupa Şampiyonası’nda Almanya’nın başında yer alan efsane isim Jupp Derwall gelmişti. Bu haber açıklandığında biz yine yazlıktaydık ve abimle birbirimize bakıyorduk. “Hadi canım sen de diyorduk.” “Yok ya boş versene” diye konuştuk. Haber doğruydu. Ve biz çok heyecanlıydık. Ve o Derwall, Galatasaray’ı 14 yıl sonra şampiyon yapmıştı. Ve ben o maçı Ali Sami Yen’de Yeni Açık Tribünü’nden izlemiştim. Sabah namazından sonra gişe önünde ezilme tehlikesine rağmen bilet için beklemiştik. Ve aklıma, “Bomba Kemal ve sözleri” gelmişti.
Ve yıllar sonra Fatih Terim’in yolu Galatasaray ile bir kez daha kesişti. Bu sefer Teknik Direktör’dü. Ve ben de Milli Gazete Spor Editörü’ydüm. Muhabir ve yazardım. Sayfanın her şeyi idim. Rahmetli Bilal Yüksel (amca) ile birlikte sayfaya renk katardım. Terim, kaptan olarak yaşayamadıklarını teknik adam iken yaşadı. Aslında başlamadan, başarıları yaşayamadan Galatasaray sayfası erken bitecekti.
Greame Souness Galatasaray’ın başarılı teknik direktörüyken, Galatasaray bayrağını Saraçoğlu çimlerine dikmişti. Galatasaray yönetimi çalışmak istemedi. Yerine Milli Takımlar Sorumlusu Fatih Terim’i getirdi. Fenerbahçe, Ali Sami Yen’de Galatasaray’ı 4-0 yenmişti. Boyalı basın, “Fener 4 bayrak dikti” diye başlık atmıştı. Galatasaray’da yönetim kapalı tribündeki liderleri Sebahattin’in olduğu “bedavacı tayfa”ya savaş açmıştı. O maçın çıkışında otobüslerin hemen arkasına “bedavacı tayfa” dedikleri kişiler “sürgündeki kapalı” diye pankart açmışlardı. O pankartın kimde olduğunu biliyorum. Terim istifasını yönetime sunmuştu. Yönetim kabul etmedi.
(Devam edecek.)