“Tell me why” Fransa Malilileri doğruyor!
İngiliz müzik gurubu Genesis’in vokalisti Phil Collins’in
1991 seslendirdiği bir şarkısı var.
Şarkının sözleri şöyle başlıyor:
“Mothers crying in the Street (Caddede anneler ağlıyor)
Children dying at their feet, tell me why (Çocuklar
ayaklarının dibinde ölüyor, söyle neden)
People starving everywhere (Her yerde insanlar açlıktan
ölüyor)
There’s too much food but none to spare, tell me why”
(Çok fazla yiyecek var ama kimse vermiyor, söyle neden)
Geçen gün radyodan dinlediğim bu şarkıyı, başta
Fransa’nın Mali’ye müdahalesi olmak üzere Batılı hükümetlerin Müslüman
coğrafyada yaptığı katliamlara uyarladım.
Kendi ülkelerinde
yaşayan Müslümanları bir yük olarak gören ve ellerinden gelse ülkeden kovmayı
düşünen Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar ve diğerleri Irak’ı, Afganistan’ı,
Mali’yi ve daha birçok yeri neden “Demokrasi ve refah götürmek” için işgal
ediyorlar Ve “demokrasi ve refah” götürürken neden evlerde, sokaklarda,
caddelerde anneleri, babaları ve çocukları bombalıyorlar Collins’in deyimiyle
“Söyle neden ” Bu soruya “İyi terörist, kötü terörist” başlıklı Globalresearch
sitesindeki makalesinde Uluslararası Adil Bir Dünya Hareketi (JUST) Başkanı Dr.
Chandra Muzaffer şöyle cevap veriyor: “Eğer şiddet (Batılı ülkelerin)
menfaatlerine yarıyorsa, bu kabul edilebilir. Eğer yaramıyorsa o zaman
militanlar hedef seçiliyor. Diğer bir deyişle iyi terörist’ ve kötü
teröristler’ vardır.”
Muzaffer, Fransa’nın Mali’yi işgal etmesini de
militanların Fransa’nın menfaatlerini vurmasına bağlıyor. Çünkü Fransa elektrik
üretiminin yüzde 80’ini Mali’den ithal ettiği uranyumdan sağlıyor. Yoksa,
Fransa’nın Malililerin hayatını koruma gibi bir endişesi bulunmuyor.
Muzaffer, Batı’nın terörizme karşı savaşı’nın arkasında
yatan ekonomik ve siyasi nedenlerin bilinmesine rağmen, bu durumun Batı
demokrasilerinde yaşayan insanlar tarafından neden kınanmadığını da sorguluyor
makalesinde. Muzaffer’e göre Batılı demokrasilerde insanların gerçekler
hakkında bilgilendirilmesi gerekirken bunun önünde duran bir engel var: Medya.
Çünkü medya tüm doğruların bilinmesini istemiyor. En önemlisi de medya
Batı’daki güç merkezlerince belirlenmiş propagandayı defalarda çiğneyip önümüze
tekrar koyuyor. Eğer Fransız askerlerinin vurdukları kötü teröristlerse’ o
zaman medyada Fransızlar kutsal bir vazifeyi yerine getiren kahramanlar olarak
lanse edilir ve Fransa’nın asıl amacının ne olduğu medyada tartışılmaz. “Eğer
Batı’nın desteklediği iyi teröristler’ bir katliam gerçekleştiriyorlarsa o
zaman bu katliam ya görmezden gelinir ya da düşmanın üzerine atılır.”
Muzaffer’in iyi teröristlerin’ işleyip de medyanın
düşmanın’ üzerine attığı olaya Halep Üniversitesi’nde 15 Ocak’ta katledilen 87
öğrenciyi örnek gösteriyor. Medya, bu katliamı hiç sorgulamadan, Esad hükümetinin yalanlamasına rağmen, Beşar Esad’ın
gerçekleştirdiğini yazdı. Ancak sonra gösterdi ki, bu katliamı Batı’nın iyi
teröristleri’ yapmış.
Peki biz neden Batı’nın konseptini belirlediği ve medya
aracılığıyla önümüze farklı şekillerde sunulan bu propagandaya inanıyoruz Hadi
Batılıları anladık da, bizim Müslüman medyamız’ neden öncü kuvvettin de öncüsü
gibi davranıyor Esad’ın doğmamış çocuğuna bile katil’ imasında bulunabilecek
kadar acımasız olmuş muhafazakar bir haber sitesi, neden Mali’de Fransızlara
bonjour’ çekiyor Esad zalim olabilir de, Esad’ın karısı ve çocuklarıyla
çekilmiş resminin üstünde “Katil Esed’in eşi hamile” diye yazıp da vicdansızlık
yapanlar da en az Esad kadar zalimlik yapmıyorlar mı Phil Collins’in deyimiyle
“Tell me why biz bu kadar zalimleştik ve vicdansızlaştık