RTÜKün hazırladığı bir anket çalışmasında şöyle bir sonuç ortaya çıkmış. "Kadınlar günde ortalama 4.5 saat televizyon izliyor. Yaklaşık yüzde 20lik bir kitle altı saat veya daha fazla televizyon izliyor. Evli kadınlar bekarlardan, ilkokul mezunu kadınlar yüksek eğitimlilerden, işsiz kadınlar çalışanlardan, metropolde yaşayan kadınlar taşrada yaşayanlardan, emekliler ve ev hanımları çalışan kadınlardan daha çok televizyon izliyor" Korkunç bir sonuç 4.5, 6 saatini televizyon başında geçiren bir kitle Düşünebiliyor musunuz Televizyon için "aptal kutusu" tanımlaması yapan filozof a kızmaya hakkımız var mı
Televizyon icat edilmeden önceki nesle, "Gün gelecek, insanlar evlerinin bir köşesine, değişik ebatlarda bir kutu koyacaklar. Ve, saatlerce bu kutunun önünde durup, öylece seyredecekler" diyebilecek durumumuz olsaydı, kimbilir onlar bize nasıl cevap verirlerdi
Ne günlere kalmışız Yapılan araştırmalarda, dünyaya stratejileriyle yön verdiği için bilgili insanların yaşadığı zannedilen, fakat dünyanın en cahil cühela tiplerini barındıran Amerika yı, televizyon izleme konusunda geçmek için var gücüyle çalışıyoruz Peki, ne var bizim televizyonlarımızda da, bu kadınlar neyi seyrediyorlar Sabahleyin erken saatlerde, vur patlasın çal oynasın eğlenceler Sabahın Körü, Sabah Sabah Seda Sayan Maraz merakları gıdıklamak ve dedikodudan reyting sağlamak için kurgulanan Dobra Dobra, Herkes Yanlış Biliyor programları Öğleden sonra kuşaklarında Serap Ezgü ile Sizin Sesiniz, Esra Ceyhan la artık magazinel boyutu gına getiren konuların konuşulduğu dedikodu programı Akşam kuşaklarında ise tuzu kuru ailelerin arızalı ilişkilerini, gayri meşru hayatlarını, töre-mafya-siyaset üçgeninde ele alan hayatın fersah fersah uzağında diziler
Özel televizyonların yayına başladığı ilk günlerde, ilk kanal faaliyete çıktığında çok sevinmiştik. Aradan yıllar geçti, bir sürü kanal geldi ama, şimdi eskiyi arak hale geldik. TRT den başka haber veren kanal bile kalmadı. Çünkü, özel kanallarda dedikodudan, kimin eli kimin cebinde, kim kiminle düşüp kalkmış, kim kiminle yakalanmış haberlerinden başka seyredilecek hiçbir şey yok. Alın elinize kronometreyi, ölçün, biçin TRT nin haberleri 30-35 dakikayı geçmez Diğerlerinde ise, hayvanlar alemi, bar muhabbetleri, magazin dedikoduları, mankenlerin polemikleri, sanatçıların birbirlerine sataşmaları tam 50 dakika boyunca, haber diye yutturulur.
İnsanların beyinlerini uyuşturmak, koyun gibi güdülecek kıvama getirmek, rıza üretmek, siyasi, ekonomik, kültürel konularda manipüle edilecek bir zemine sürüklemek için özel televizyon kanalları ekranlarını bir manivela gibi kullanırlar. 6 saat boyunca ekranın karşısında boş boş oturan ve bu kanallardan akanlarla vücudu zehirlenen, beyni iğdiş edilen bir insanı düşünün. Bu insanı, tekrar hayata kazandırabilmek, gerçekleri anlatabilmek, hayatın realiteleriyle yüzleştirebilmek ne kadar mümkün olabilir Hayat, bu televizyon ekranlarında gözümüze sokulan üç beş mankenin, üç beş kıytırık sanatçının arızalarına yönelen kameralar ve Laila ların, gece kulüplerinin önünde geçen bir şey olsaydı, herkes ne kadar rahat ederdi! Lüküs hayat, lüküs hayat Oh ne rahat Yan gel de yat!...