TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan bir

araştırma toplumuzdaki değişimi, daha doğrusu başkalaşımı gözler önüne seriyor.

Başkalaşımdan kastım yüz yılı aşkın bir süreden beri toplumumuza ulaşılması

gereken hedef olarak Avrupa gösteriliyor. Avrupa toplumuna ne kadar benzersek o

kadar medeni ve gelişmiş(!) olacağımız söyleniyor. Ve yine Avrupalı olabilmek

için ya evlenmemek ya da çocuk yapmamak gerekiyor. Bir başka deyimle ailede

çocukların yerini köpeklerin alması çağdaşlık olarak gösteriliyor. Böyle olunca

da Türkiye İstatistik Kurumu nun aile yapımızdaki değişimi belirlemek amacıyla

yaptığı araştırmanın sonuçlarına şaşırmamak gerekiyor. Bunun da ötesinde aile

bağlarımızın zayıflamasını, toplumda evlenmeden tek başına yaşayanların

artmasını, evlendikleri halde çocuk yapmaktan kaçınmaları, en fazla bir çocukla

yetinilmesini insanımızın Avrupalıya benzeme yönünde yapılan telkinlere

uyduğunu gösteriyor.

Bu arada TÜİK araştırma sonucu değerlendirilirken medyada

boşanmaların artması genellikle geçim sıkıntısına bağlanmış. Bir adım daha

atarsak birden fazla çocuk yapmayanların artması da yıllarca, Bakabileceğin

kadar çocuk yap telkinlerini dikkate almadan izah etmek eksik olur. Hâlbuki

boşanmaları geçim sıkıntısı ile izah etmek eksik bir değerlendirme olur.

Elbette geçim sıkıntısı ister evli ister bekâr olsun hareketleri belirlemede

etkili olabilir ama yeterli değildir. Olayın bir anlayış ve kültürel boyutu

vardır. Evliliklerin dağılmasında esas etken işin kültürel boyutudur. Bu

gerçeği görmeden insanların evlenmesini, birden fazla çocuk yapmasını çocuk

başına verilecek para ile sağlamak mümkün olmaz. Aile kurumunun yok olmasını,

insanlarımızın evlilikten kaçması, evlenseler bile gelecek endişesi ile çocuk

yapmamalarını önlemek için öncelikli olarak olayın kültürel boyutu dikkate

alınmalıdır. Yoksa toplumumuzda insanlar yalnızlığı seçiyor, evlenseler bile

kısa zamanda boşanıyor, boşanmayanlar da genellikle bir ya da iki çocukla

yetiniyor diye şikâyet edip ardından da bunu geçim sıkıntısına bağlarsak

bilinmelidir ki, ülkemizde gelir seviyesi iyi durumda olanlar dar gelirlilere

göre daha az çocuk yapıyor, daha çok boşanıyorlar. Kısacası sorunun sebebi

geçim sıkıntısı değildir. Kaldı ki, toplumumuza örnek gösterilen Batı

toplumunda insanlar çocuk yerine köpek beslemeyi geçim sıkıntısı sebebiyle mi

tercih ediyorlar Bu soruya evet demek ya Batı toplumumu tanımamak ya da

toplumu kandırmak anlamına gelir. Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka çarpıcı

husus ise büyük aile dediğimiz büyükanne ve büyük babayı da kapsayan aile

yapımızın yüzde 13 mertebesine gerilediğidir. Büyük aile yapısının dağılarak

yerini çekirdek aileye bırakmasının geçim sıkıntısı ile izahı ise yanılgının

ötesinde art niyetli olmayı gerektirir. Kısacası, ailenin dağılması,

evliliklerin dikiş tutmaması boşanmaların yüzde 40 ının ilk 5 yılda, ilk 10

yılda ise yüzde 60 larda meydana gelmesinde eşlerin fedakârlık noktasında

dayanıksızlığı etkilidir. Eşlerin birbirlerine karşı sorumlu oldukları

anlayışının yerini ferdiyetçiliğin (bencilliğin) alması hem ayrılmaları

körüklüyor hem de çocuk yapmak konusunda eşleri çekimserliğe itiyor. TÜİK in

araştırma sonuçlarını incelerken olayın birde insanımızın sadece kendini

düşünen bencil bir anlayışa sürüklendiğini görmek gerekiyor. Çünkü evlilik ve

çocuk taraflara büyük bir sorumluluk yüklüyor. Böyle bir sorumluluğa katlanmak

yerine haram ve günah anlayışının da giderek zayıflaması ile insanımız tek

başına kendi hayatlarını yaşamak gibi bir anlayışa kapılıyor. Bu arada tek

başına yaşayanlarda medyada, Tek kişilik aile olarak nitelendirilmiş. Hâlbuki

aile en az anne, baba ve çocuktan oluşur. Tek kişinin bir aile olarak tarif

edilmesi bile zihinsel karmaşamızı gösteriyor. Çözümü bulmak elbette devlete

düşer ancak, değer yargılarımızdan koptuğumuz, Batı ya benzediğimiz oranda aile

ufalacak, giderek yok olacak, evlerimizde köpekler çocukların yerini alacaktır.

Avrupa nın verdiği fotoğraf budur.