Kült olarak tasnif edilen filmler, klasik filmlerden başka özelliklere sahiptir. Klasik film de, kült film de her zaman değerini korur, arşivde kendine özel yerde durur. Ama, kült film, kendine has özellikleri içinde barındıran, absürd olmayı başarabilen filmdir. Saçma sapan olarak bulunabilir, herkes tarafından beğenilmeyebilir. Herkesin beğenisine hitap etmeyebilir. Fakat, kendi alanındaki örnekleri içinde bambaşka bir kategoriyi ortaya koyar Seyrettiğinizde insanı irkiltir, heyecanlandırır, örneklerinden ayrılan yönleriyle başbaşka tatlar ve lezzetler verir. Mesela, Dünyayı Kurtaran Adam filmi kült bir filmdir. Amerika da, İngiltere de, dünyanın her tarafında meraklıları vardır Döneminde, uzay yolu filmlerine özenerek çekilmiştir. Fakat, figürasyonu, kostümleri, senaryosu, oyunculukları, görsel efektleriyle o dönemin şartlarının imkansızlıklarıyla ortaya konulduğu için, benzerleri içinde bambaşka bir kategoriye oturmuştur. Uzaylı karakterleriyle Cüneyt Arkın ın nev-i şahsına münhasır dövüş sahneleri, belki de her izleyenin yüzünde tebessüm oluşturmaya yeter de artar. Kara Murat, Malkoçoğlu filmlerindeki topraktan havaya zıplayan, kaleden kaleye uçan Cüneyt Arkın ın, "Dünyayı Kurtaran Adam" karakteriyle bir çok sahnede uzaylılarla aynı tekniklerle dövüş etmesi, izleyenlerde farklı tatlar bırakır. Filmin, belki de en absürd ve "Olmaz bu kadar" dedirten sahneleri ise, Cüneyt Arkın ın büyük kayaları tekmelemesi, bir yumrukta bu kayaları ikiye ayırma sahneleridir.

Kült filmlerinin devamının çekilmesi bir çok tehlikeyi içinde barındırır İzleyici, aynı lezzeti alamayabilir. "Benim adım Hıdır, elimden gelen budur" şeklinde özetlenebilecek teknik imkansızlıkların ortaya koyduğu absürdlükler tekrarlanamayacağı için, çekilen devam filminin öncekinin gölgesinden çıkamaması sonucu doğar.

Nitekim böyle olmuştur Dünyayı Kurtaran Adam filmimin şöhretine yaslanarak çekilen ve önceki gün Show TV ekranlarında yayınlanan Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu filmi, sadece "gişe" ve "ticaret" fikriyle ortaya konulan bir film olarak arşivlerde yerini almıştır.

Filmin başrollerinde oynayan Mehmet Ali Erbil in, "komedyenlik" yönüne yaslanarak çekilmeye çalışılan Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, basit, sığ, düzeysiz esprileriyle bu türün meraklılarının hiçbir arzusuna cevap verememiştir. Taş yerinde ağırdır diye bir atasözümüz vardır Dünyayı Kurtaran Adamın  Oğlu filmini çekenler, bu atasözünün ve hatta "kült film" arşivine konulmuş taş gibi bir filmin ağırlığı altında ezilmişlerdir. Film, aynı zamanda "Çek bir Türk filmi, Mehmet Ali Erbil başrolünde olsun" zihniyetinin bir uzantısı olarak tasarlandığı ve Erbil in "komedyenlik" yönü televizyon ve sinema sektöründe artık kabak tadı verdiği için, sinema keyfi ta başından yaralı bir ürün olarak ortaya çıkmıştır. Bir çok ünlü ve şöhretli ismi filmin içine doluşturarak, medyaya magazinel malzeme sunmak ve ticari başarı elde etmek isteyenler, belki bu niyetlerinden ranta dönük bir şeyler kazanmış olabilirler. Ama, bizim izlediğimiz Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, her ürünün kendi döneminde güzel, her filmin kendi absürdlükleriyle zihinlerimizde yer edinmesi gerçeğini ortaya koymuştur. Yani, öyle bir şey yapın ki, siz de tarihe geçin kardeşim!