Bilgileri, belgeleri evrensel yöntemlerle geleceğe aktarmanın yüzlerce metodu var. Kitaplar, belgeseller, arşivler Kuşkusuz bu yöntemlerin içinde, tarih bilincine en keskin şekilde yardım eden formül, "Sinema filmleri, belgeseller ve diziler" Belgeseller, eninde sonunda bu tarza meraklı insanların ilgisini çekebilecek, önemli bir arşiv dökümanı. Fakat, sinema filmleri ve diziler ise, sıradan vatandaşların bile ilgisini çekebilecek ve satır aralarında vereceği bilgi kırıntılarıyla geçmişe dair izlerin izdüşümünü günümüze yansıtabilecek formüller. Geçmişe ait değerleri, tarihi kahramanları, muharebeleri böylesine engin bir ülkenin, yedinci sanat sinema aracılığıyla ortaya elle tutulur hiçbir ürün koyamaması ise gerçekten manidar bir durum. Elalem, tarihine ait en basit olayı bile allandırıp pullandırarak ortaya koyduğu ürünü milyonlarca kişiye izletebiliyor ve kendi kültürüyle ilgili tarihe not düşüyor. Ama, bizler, 70-80 yıllık, neredeyse düne ait tarihsel akışa damga vurduğumuz olaylarımızla ilgili elimizi bile kımıldatmıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın işi gücü, memlekete gelecek turistlerin ağırlanması ve dolarcıklarının memlekete katma değer üretmesi kaygısından ibaret. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Turizm ve Tanıtma bakanlığına dönüşmüş durumda. Hiçbir artı değer üretmeyen, ne oynadıkları, ne oynamadıkları belli olmayan özel tiyatrolar bile bakanlığın kültüre ait bölümünden kendilerine üç beş kuruş iane düşmesi için ağız dalaşı yapıyorlar. Yeşilçam bitmiş, yapımcılar, prodüktörler tüm enerjilerini televizyon ekranlarında yayınlanacak abidik gubidik dizilerin reytinglerine hasretmiş durumdalar. Kitap, gazete, dergi zaten nanay Yani, okuma kültürümüz zaten yerlerde sürünüyor. Zihinleri dönüştürülmüş, her şeye rıza gösteren, algıları ve frekansları kendilerini uyutan medya organlarının kalitesiz, seviyesiz işlerine şartlandırılmış bir nesil ortaya çıkmış durumda. Gündemimizi medya belirliyor, tartışmalarımızı medya belirliyor. Ne geleceğe ne geçmişe ait kümülatif bir değer hazinemiz yok. İstikbale ilişkin bir vizyonumuz yok
Önceki gece Show Tv ekranlarında Kenan İmirzalıoğlu nun başrolünde oynadığı Son Osmanlı Yandım Ali filmi yayınlandı. Biz filmi daha önce izlemiştik. Ama yorumunu ve eleştirisini yapmak şimdiye kısmet oluyor. Bu kadar basit, bu kadar sığ, bu kadar tarihi gerçeklere yüzeysel bakan bir tarihi film, ancak böyle yapılabilir. Aşk, Osmanlı kabadayılığı, entrika, Anadolu nun kurtuluş destanı Herşey var Ama, hepsi biraraya gelmiş, lezzetinin ne olduğu belli olmayan bir çorba ortaya çıkmış Bize göre, Mustafa Kemal Atatürk le ilgili bölümler de, filmi kurtarmak için sos niyetiyle aralara serpiştirilmiş
Senaryo dönmüş, "Ne alırsan şu kadar YTL" tezgahlarındaki karman çorman duruma.
Bu işleri çok daha iyi yapmanın, harika senaryolar yazmanın, çok kaliteli oyuncularla mükemmel filmler çekmenin imkanı yok mu Elbette var Öyle bir proje üreteceksiniz ki, işini gücünü Antalya sahillerindeki Rus lara hizmet etmeye adamış Kültür ve Turizm Bakanlığı ndan projenizin sağlamlığıyla destek alacaksınız. Biz de, ortaya konulan adam gibi filme gidip, tarihe nasıl not düşülür izleyeceğiz. Dünyanın her tarafında film çekmek kolay, bir bizim ülkemizde zor! Anlayan beri gelsin!