Ebu Ümame (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Rabbinize ibadet ediniz! Beş vakit namazınızı kılınız! Ramazan ayındaki orucunuzu tutunuz! Beytinizi yani Kâbe yi haccediniz! Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile veriniz ki Rabbinizin cennetine giresiniz." (A.b. Hanbel, No:21757; 5/262) buyurdu.
Ramazan da oruç tutmanın farz oluşu üzerinde Müslümanlar görüş birliği içindedir, yani icma etmişlerdir.
Orucun hükmü: Orucun farziyyeti: Kitab yani Kur an-ı Kerîm, sünnet, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Hadis-i Şerifi ve icma-ı ümmetle sabit olduğu için muhkem bir fariza olup inkâr eden, hafife alan, alay eden kâfir olur, dinden çıkar. İnkâr etmeksizin, dinen geçerli bir mazereti olmadıkça orucu tutmayanlar günahkâr olurlar, azaba maruz kalırlar. İman ederek ve mükâfatını ALLAH Teâlâ dan bekleyerek orucunu tutanlar ise, dinen farz olan borçtan kurtulurlar ve ahirette büyük sevaba nail olurlar. Lütfü ve ihsanı sonsuz olan yüce ALLAH, kullarının ibadetlerine, yaptıkları iyiliklere bire ondan yediyüz katına kadar mükâfat vereceğini bildirdiği halde; oruç hakkında:
"Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben veririm." (Buhari, Savm: 9; Müslim, Sıyam: 30) buyurarak oruca ayrı bir önem vermiş; dolayısıyla mükâfatının çok daha fazla olacağına işaret etmiştir.
Oruç büyük bir sabır ve fedakârlık sonucu yerine getirilen bir ibadet olduğu için, karşılığı da ona göre kat kat fazlasıyla verilecektir. Hatta oruçlular, kendileri için özel olarak ayrılan "Reyyan" kapısından cennete girecekleri, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz tarafından bildirilmiştir. (Buhari, Savm: 9; Müslim, Sıyam: 30)
Oruçlu, ALLAH Teâlâ ya kavuşup mutluluğun zirvesine çıktığı gün en büyük sevinci tadacaktır. Nitekim: Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Oruçlunun sevinip neşelendiği iki sevinci vardır: Birisi orucu bozduğu zaman sevinir, öbürü de Rabbına kavuştuğu zaman orucunun mükâfâtı ile sevinir." (Buhari, Savm: 9; Müslim, Sıyam: 164; Tirmizi, Savm: 55; Nesei, Sıyam: 41; İbn-i Mace, Sıyam: 1; Muvatta, Sıyam: 58) buyurdu.
ORUCUN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
Soru: Bir kimseye Ramazan orucunun farz olmasının şartları nelerdir
Cevab: Bismillâhirrahmanirrahim.
Bir kimseye Ramazan orucunun farz olmasının şartları şunlardır:
1- Müslüman olmak. Kâfirler herşeyden önce iman ile mükelleftirler.
2- Akıllı olmak. Oruç, delilere farz değildir. Bir delinin deliliği sürdükçe kendisine oruç farz olmaz Meselâ Ramazan ayının ilk on gününde deliren birisi, on günün sonunda normale dönse, geri kalan günlerde oruç tutmakla mükellef olacağı gibi geçen günleri kaza etmekle de mükellef tutulur. Fakat Ramazan ayının tamamını deli olarak geçirip Bayram ve Bayram dan sonraki günlerde normale dönen kimse Ramazan orucunu kaza etmez. Baygınlar, komada olanlar ve bitkisel hayata girenler deli gibidirler. Ramazandan önce komaya veya bitkisel hayata giren hastalar, Ramazanı bu şekilde geçirip ancak Ramazan dan sonra ayıldıklarında, o Ramazan orucunu kaza etmezler.
3- Erginlik, buluğ çağına ermek. Erginlik çağına ulaşmayan çocuklara oruç farz değildir. Fakat onları da güçleri ölçüsünde yavaş yavaş oruca alıştırmak, heveslendirmek lâzımdır.
4- Kâfirler diyarında yeni Müslüman olmuş olan kimsenin orucun farz olduğunu bilmesi.