Toplantıdan sızan bilgiler, iki ülkenin sadece güvenlik değil, ekonomi ve egemenlik konularında da yeni bir sayfa açmaya niyetli olduğunu gösteriyor:

Belki de görüşmenin en kritik maddesi buydu. YPG unsurlarının Suriye devlet aygıtına dahil edilmesi konusu, hem ABD’nin bölgedeki ortaklarını koruma hem de Şam’ın egemenliğini tesis etme arasında bir orta yol arayışı olarak değerlendiriliyor.

Şam’ın liderliğinde ancak uluslararası bir komitenin gözetiminde yürütülecek yeni bir denetim mekanizması önerisi, uluslararası meşruiyet açısından bir "güven tazeleme" hamlesi niteliğinde.

Tom Barrack’ın Amerikan şirketlerinin Suriye’nin toparlanma sürecine katılımına dair ilgisi, Suriye'nin enerji kaynaklarının yeniden küresel pazara entegrasyonu için Washington'un yeşil ışık yaktığı şeklinde yorumlanabilir.

Görüşmenin en somut diplomatik çıktısı, temsilciliklerin yeniden faaliyete geçirilmesi kararı oldu. Bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerin de facto (fiili) durumdan de jure (hukuki) tanınma sürecine doğru evrildiğini kanıtlıyor:

Şam ve Washington’daki diplomatik misyon binalarının teknik hazırlıkları başlatıldı.

"Arka kapı diplomasisi" yerini doğrudan ve kurumsal diyalog mekanizmalarına bırakıyor.

Bölgesel Etkiler ve "Yeni Dengeler"

Washington ve Şam arasındaki bu yakınlaşma, bölgedeki diğer aktörler için de yeni bir denklem anlamına geliyor. Özellikle Türkiye, Rusya ve İran'ın bu yeni "Suriye-ABD iş birliği" modeline nasıl bir refleks göstereceği, sürecin kalıcılığını belirleyecek.

Kaynak: Haber Merkezi