Ufuk beliriyor sonra uzaklaşıyor. Yaklaştık derken ne kadar uzaklaşıldığı fark ediliyor. Fark etmek yaklaşmanın uzaklığını belirginleştiriyor. Yaklaşmak, mesafenin ne kadar olduğu hakkında fikir veriyor ancak. Mesafe kısaldıkça uzaklık artıyor adeta. Tam tamam derken yeni bir serüven ayak seslerini yavaştan duyuruyor. Yakınlaştıkça yavaşlık hızlanıyor. Öyle ki uzak kalmak daha mı iyi düşüncesi hızı artırıyor sanki. Hızın belli bir yükseklikte kalması canlılığın ilk belirtisi gibi. Yaklaşmışlığın yavaşlığından uzaklığın hızı daha çekici geliyor. Gerilimin belli seviyede kalması devinime dair güçlü veriler verebilir. Devinimsiz tekâmül mümkün değil. Gerilimsizlik hiçbir şeysizliğe yol açıyor sanki. Hızın uzaklıkla bir penceresi olabilir mi. Birinden bakınca diğerini görmek. Diğeri, hep var olan bir gerçeklik. Muhkem bir şekilde, uzaklıktaki hızın ipuçları. Ne kadar var mesela. Ne, ne kadar var.

Cevapsızlık duvar ördürür. Duvar iyidir belki de, belli bir senkronda durursa. Aşamanın teşrinlerini taleplere göre müdane etmek ilganın fezlekesinden. Duvarın belli bir cevap hizasında yükselmesi gelişimi açan kanalların varlığına delil olarak sunulabilir. Mesafeyi kısıtlayıcı bir süzek belki de lazımdır. Kısıtlığın verdiği müştak hürlüğün iştihasına yol açabilir. O halde duvar yükseltilerek hız düşürülemez. Duvar var oldukça var olmayan pencereler oluşabilir. Engelleyici etkenler engelsizliğe yol açılmasına yol açmada itici güç konumuna yükselebilir. Duvarın varlığı burada zamandaş bir kaldıraç olarak uzaklığın çatısında sarkaç olabilir. Sarkacın bir ucunda sürekli mesafe açılırken diğer ucunda sürekli mesafe kısalıyor. Vardın varmadın. Ama hareket baki. Hareketin bakiliği verimliliği artırıcı özelliğinden dolayı varma ya da varmama dolayımı hürriyeti kısıtlamaz. Çünkü hareket hürriyet demek. Duvarın iyiliği serbestliği sağlayan yükseltisinden geliyor. Örülmüş bir şey yıkılabilir. Yıkmak için örülmüş olması gerek. Örülmemiş şey zaten örülmemiştir. Karşıdaki örülmüşlük hangi cepheyle yakınlaştırılabilir. Hangi veçheyle...

Yakınlaşarak uzaklaşıyor olması ufkun hareketliliğini ortaya koyarken mecnun olanları mecruh hale getirmesi de kaçınılmaz oluyor. Hep koşma hali bir yerden sonra adımlaşarak çölleşiyor. Yakıcı sıcaklık bir yerden vururken toz toprak da diğer yerden vuruyor. Her şey alabildiğine genişken etraf o kadar kapalı ki hareket kabiliyeti mesafe durgunluğuna irca oluyor. Mesafenin zemine kayıtsızlığı ulaşılırlığı sürekli uzaklaştırarak her an devinime yol olurken ulaşılırlığın müphemliği müşahedeyi mümkünler seviyesinde tutarak gerilimi hazırlıklı kılıyor. Ne yapılsa yeri yeridir ne yapılmasa değildir. Varılacak yer hep varılacak, ama sadece varılacak. Varıldığında varılacak olan varılmamış olacak. Her adımda biraz daha biraz daha. Dahası daha olarak kalacak. Hep kalacak. Kalıyor.

Bırakılsa ne olur. Ufuk bırakılır mı, ya da ufuk bir yerde bırakılsa orada kalır mı. Kalması için yakınlık lazım. Yakın orada duracak ki uzaklık işleyecek. Uzaklıktaki hareket yakınlığı doğuran bir belirteç olarak ne kadar yaklaşılırsa yaklaşılsın kendi çekirdeğini kendi katmanında taşıyor olacak. Mesafenin ısısı devinimi süreklileştiriyor. Ufuk gerilimi artırıyor. Gerilim artarken verim devamlılaşıyor. Kesintisiz bir seviye sürekli doğal olarak var. Seviye ufka temel olarak dayanaklaşıyor. Ufuk çatıdır, her şeyi kaplayan. Her şeyi karan, taşıyan ve taşıran. Son damla olduğu gibi ilk gözenektir. İlk kaynak. Sonsuz memba. Gürül gürül. Dehrin her kesitinde.

Ufuk ufukta hep beliriyor!