Huzur Sokağı romanının yazarı Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında yeniden anılırken hayatı da TRT tabii’de yayımlanan Şule: Senin Hikâyen dizisiyle gündeme geldi. Gazetecilikten edebiyata uzanan kariyerinin yanı sıra Şulebaş adı verilen başörtüsü modeli, konferansları, siyasi ve toplumsal faaliyetleriyle Türkiye'nin yakın döneminde tartışılan isimlerden biri olan Şenler, 81 yıllık yaşamında önemli dönüm noktaları yaşadı. Yazarın özel hayatı da merak edilirken Şule Yüksel Şenler kimdir, aslen nereli, eşleri ve çocukları kimdir, hangi cemaatten, Huzur Sokağı'nı ne zaman yazdı, neden cezaevine girdi, kaç yaşında ve neden öldü, mezarı nerede? soruları yeniden araştırılmaya başlandı.

Şule Yüksel Şenler Kimdir, Aslen Nereli?

Şule Yüksel Şenler, 29 Mayıs 1938 tarihinde Kayseri'de dünyaya geldi. Biyografilerinde ailesinin Kıbrıs kökenli olduğu belirtilen Şenler'in doğumda verilen adı Yüksel'di. Yazı hayatında kullanmaya başladığı “Şule” ismi zaman içerisinde kimliğinin ayrılmaz bir parçasına dönüştü ve kamuoyu onu Şule Yüksel Şenler olarak tanıdı.

Ailesinin İstanbul'a taşınmasıyla çocukluk ve gençlik döneminin önemli bölümü bu şehirde geçti. Annesinin rahatsızlığı nedeniyle ortaokul döneminde eğitimine ara veren Şenler, bir terzinin yanında çalışmaya başladı. Terzilikte kazandığı deneyim, yıllar sonra Türkiye'de kendi adıyla anılacak bir başörtüsü tasarımının ortaya çıkmasında da etkili oldu.

Şule Yüksel Şenler'in Eğitimi ve Gazetecilik Hayatı

Şenler'in yazıyla ilişkisi oldukça genç yaşlarda başladı. Henüz 14 yaşındayken Yelpaze dergisinde hikâyeleri yayımlandı. 21 yaşına geldiğinde ise Kadın Gazetesi'nde “Duyuşlar” isimli köşeyi kaleme alarak gazetecilik alanında ilerledi.

Meslek hayatını daha sonra Yeni İstiklal Gazetesi'nde sürdüren Şenler, köşe yazıları ve toplumsal konulara ilişkin görüşleriyle tanınmaya başladı. Yazarlık ve gazetecilik, ilerleyen yıllarda verdiği konferanslarla birleşerek kamuoyundaki görünürlüğünü artırdı.

Şulebaş Nedir?

Şule Yüksel Şenler'in hayatındaki önemli değişimlerden biri 1965 yılında tesettüre yönelmesiyle yaşandı. Kendi giyim biçimini oluştururken terzilik yıllarından edindiği deneyimlerden de yararlandı.

Şenler'in tasarladığı ve klasik başörtüsü kullanımından farklı biçimde şekillenen model, özellikle şehirli genç kadınlar arasında yaygınlaştı. Dönemin basınında ve kamuoyunda bu başörtüsü biçimi zamanla “Şulebaş” adıyla anılmaya başladı.

Şulebaş yalnızca bir giyim biçimi olarak değil, Türkiye'deki tesettür tartışmalarının sembollerinden biri olarak da yakın dönem toplumsal tarihindeki yerini aldı.

Huzur Sokağı ve Şule Yüksel Şenler'in Eserleri

Şenler'in edebiyat dünyasında geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan eseri Huzur Sokağı oldu. Roman, 1969-1970 yıllarında Bugün Gazetesi'nde tefrika edildi ve daha sonra kitap olarak okuyucuyla buluştu.

Huzur Sokağı'nın etkisi edebiyatla sınırlı kalmadı. Roman, yönetmen Yücel Çakmaklı tarafından Birleşen Yollar adıyla sinemaya uyarlandı. Filmde başrolleri Türkan Şoray ile İzzet Günay paylaştı. Eser yıllar sonra “Huzur Sokağı” adıyla televizyon dizisine de uyarlandı.

Şenler'in kaleme aldığı eserler arasında Gençliğin Izdırabı, Hidayet, Bize Ne Oldu, İslam'da ve Günümüzde Kadın, Uygarlığın Gözyaşları ve Yılanla Tilki de bulunuyor.

Şule Yüksel Şenler'in Siyasi Hayatı

Şenler'in kamuoyundaki faaliyetleri edebiyat ve gazetecilikle sınırlı değildi. 1962 yılında Adalet Partisi'ne katıldığı, Bakırköy Gençlik Kolları bünyesinde Edebiyat ve Kültür Kolu Başkanlığı görevlerini üstlendiği aktarılıyor.

Tesettüre yönelmesinin ardından Anadolu'nun farklı kentlerinde konferanslar veren Şenler, özellikle kadınların giyim tercihleri ve başörtüsü konusundaki görüşleriyle dönemin tartışmalarının merkezindeki isimlerden biri hâline geldi.

1978 yılında ise İdealist Hanımlar Derneği Başkanlığına seçildi.

Şule Yüksel Şenler Neden Cezaevine Girdi?

Şenler'in yazıları ve konferansları nedeniyle farklı dönemlerde hakkında davalar açıldı. En çok bilinen hukuki süreçlerden biri dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a yazdığı mektup sonrasında yaşandı.

Söz konusu mektup nedeniyle Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla yargılanan Şenler, aldığı mahkûmiyet kararının ardından cezaevine girdi. Kaynaklarda yaklaşık 8 ay cezaevinde kaldığı belirtiliyor.

Bu dönem, Şenler'in hayatının ve kamuoyundaki kimliğinin en çok tartışılan bölümlerinden biri oldu.

Şule Yüksel Şenler'in Eşleri Kimdir?

Şule Yüksel Şenler'in hayatında iki evlilik bulunduğu aktarılıyor. İlk evliliğini 1970 yılında ilahiyat eğitimi aldığı ve tiyatroyla ilgilendiği belirtilen Abdullah Kars ile yaptı. Çiftin evliliği 1975 yılında sona erdi.

Şenler daha sonra Kanada'da yaşayan muhafazakâr bir maden mühendisiyle ikinci evliliğini gerçekleştirdi. Kamuya açık kaynaklarda ikinci eşinin kimliğine ilişkin bilgiler oldukça sınırlıdır. Bu evlilik de ilerleyen dönemde boşanmayla sonuçlandı.

Şule Yüksel Şenler'in Çocukları Kimdir?

Şule Yüksel Şenler'in biyolojik çocuğu bulunmuyordu. İki evliliğinden de çocuğu olmadığına ilişkin bilgiler biyografik kaynaklarda yer alıyor.

Şenler'in çocuk sahibi olmamasıyla ilgili kendisine atfedilen anlatılarda, yaşamını yalnızca bir aileye değil daha geniş bir toplumsal mücadeleye adadığı vurgulanır. Bu nedenle sevenleri tarafından zaman zaman “bir neslin annesi” şeklinde nitelendirildi.

Şule Yüksel Şenler Hangi Cemaatten?

Şule Yüksel Şenler'in düşünsel hayatını tek bir dini yapı veya cemaat üzerinden tanımlamak eksik kalabilir. Biyografik anlatımlara göre ağabeyi Üzeyir Şenler'in etkisiyle Risale-i Nur derslerine katıldı ve hayatının bir döneminde Nur çevreleriyle yakınlık kurdu.

İkinci evliliğinin ardından ise Nakşibendi geleneğinin İsmailağa çevresiyle ilişkiler kurduğu yönünde bilgiler bulunuyor. Bu dönemde yaşam ve giyim tarzında da bazı değişiklikler olduğu aktarılıyor.

Dolayısıyla Şenler'in hayatı boyunca tek ve değişmeyen bir cemaat mensubiyeti bulunduğunu söylemek yerine, düşünsel yolculuğunun farklı dini çevrelerle temaslar içerdiğini belirtmek daha doğru bir çerçeve sunuyor.

Şule Yüksel Şenler Kaç Yaşında ve Neden Öldü?

Uzun süredir çeşitli sağlık sorunları yaşayan Şule Yüksel Şenler, 28 Ağustos 2019 tarihinde İstanbul'da 81 yaşında hayatını kaybetti.

Şenler'in Bağcılar'daki Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nde tedavi gördüğü ve zatürreye bağlı septik şok nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklandı.

Vefatı, siyaset, edebiyat ve kültür dünyasında geniş yankı uyandırdı. Çok sayıda isim Şenler için taziye ve anma mesajları yayımladı.

Şule Yüksel Şenler'in Mezarı Nerede?

Şenler için vefatının ardından Eyüp Sultan Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine siyaset ve kültür dünyasından çok sayıda isim katıldı.

Şule Yüksel Şenler'in naaşı daha sonra Mihrişah Valide Sultan Külliyesi Haziresi'ne defnedildi. Mezarı İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde bulunuyor.

Şule: Senin Hikâyen Dizisi Neyi Anlatıyor?

Şenler'in yaşamı, vefatından yıllar sonra TRT'nin dijital platformu tabii'de yayımlanan “Şule: Senin Hikâyen” adlı yapımla yeniden gündeme taşındı.

Dizi, Şule Yüksel Şenler'in hayatındaki değişimleri ve yaşadığı dönemin toplumsal atmosferini merkeze alıyor. Yapımın yayımlanmasıyla birlikte özellikle genç kuşakların Şenler'in hayatına ve eserlerine yönelik ilgisi yeniden arttı.

Şule Yüksel Şenler'in Mirası

Şenler'in ölümünün ardından adını taşıyan Şule Yüksel Şenler Vakfı, çeşitli kültürel ve toplumsal faaliyetlerle çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri, konferansları ve Türkiye'deki başörtüsü tartışmalarındaki yeri ise farklı yönleriyle ele alınmaya devam ediyor.

Vefatının 7. yılı olan 28 Ağustos 2026'da Şenler için yeniden anma mesajları yayımlandı. Emine Erdoğan da paylaşımında Şenler'in inancı doğrultusunda sürdürdüğü çalışmalarına ve bıraktığı mirasa vurgu yaptı.

Gazetecilikle başlayan, edebiyat, konferanslar ve toplumsal faaliyetlerle devam eden yaşamı boyunca Huzur Sokağı, Şulebaş, kadınların kamusal alandaki görünürlüğü ve tesettür tartışmalarıyla adı geniş kitlelere ulaşan Şule Yüksel Şenler, Türkiye'nin yakın dönem kültür ve düşünce tarihinde iz bırakan isimlerden biri olarak anılmaya devam ediyor.

Muhabir: Haber Servisi