Eğitim sistemimizde pek çok sıkıntı var. Bu sıkıntılar ne kadar giderilmeye çalışılıyor olsa da bazen daha iyisi bulundu sanılırken ortaya birtakım yanlışlar çıkabiliyor. Söz gelimi şu anda eğitim sistemizde üç tip öğretmen görev yapıyor. Bunlar; kadrolu öğretmenler, sözleşmeliler ve vekiller. Aynı okulda kadrolu, sözleşmeli ve vekil öğretmene rastlamak mümkün. Gerçi yeni öğretmen alımları ile öğretmen açığı kapatılmaya, vekil ve sözleşmelilerin sayısı azaltılmaya çalışılıyorsa da sözleşmeli öğretmenlerin şikayetlerini ve taleplerini yansıttıkları mesajlarını aktarmak ve ilgililerin dikatini çekmek istedim.. İstedim ki; sözleşmeli öğretmenlerimizin "Sesimizi duyan yok mu " çığlığı köşemizde yankı bulsun ve bu sese kulak vermesi gerekenler meseleye bir çözüm bulmanın gayreti içinde olsunlar, gayretlerini artırsınlar...

İşte 25 sözleşmeli öğretmenin aktardıkları ve istekleri:

"Öncelikle iyi günler. Bizler eğitim öğretim adına Türkiyede yapılan ve telafisi mümkün olmayan bir yanlış hususunda sizleri bilgilendirmek istedik.

Milli Eğitim Bakanı Çelikin uygulamaya koyduğu SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK uygulamasının hiçbir yasal dayanağı ve dünya üzerinde bir tek örneği yoktur. TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİ felç etmiş, öğretmenleri adeta kaçak işçi gibi çalıştırmaktadır. Bakan Çelik her fırsatta sözleşmeli öğretmenlerle kadrolu öğretmenlerin eşit şartlarda çalıştığını söylüyor ama durum hiç de sayın bakanın dediği gibi değil.

İşte farklardan sadece birkaçı;

1)Yeni başlayan sözleşmeli öğretmenler 90 iş gününü doldurmadan sağlık karnesi alamıyor. Geçen yıl bir sağlık karnesi için 5 ay çalışmak durumunda kaldım. Hasta olduğumda sağlık karnem olmadığı için doktara gidemedim.

2) Her yerde farklı maaş dağıtılıyor. Türkiyenin heryerinde farklı.

3)Askerlik için işimizi bırakmamız lazım. Bakanımız ne kadar geri geldiklerinde işlerine tekrar dönecekler dese de Milli Eğitim Müdürlükleri, "Resmi yazı yok dönemezsiniz" diyor. Bakanın açılaması "Savuma Bakanlığına bu konuda müracat ettik" şeklinde ama biz askerliğimizi asker öğretmen olarak yapmak değil öncelikle dönüşte kadrolular gibi iş hakkımız olsun istiyoruz ve bu konu meçhul. Kasım ayındaki celb döneminde tehir için rapor almak istedim ve rapor alırken neler çektim.

4) Her an işten çıkarılma korkusu var. Elimizdeki sözleşmelerin bazı maddelerinin Danıştay yürütmesini durdurmasına rağmen yeni dönemde aynı sözlemeyi imzaladık.

5) Tayin, becayiş hakkı yok. Eşimizden, sevdiklerimizden 2 yıldır ayrıyız.  Bulunduğumuz yerde çakılı durumdayız.

6) Özel kurumlarda çalışan öğretmenlerin stajyerliklerini kaldırmalarına rağmen. bizim bu haklara sahip olmadığımızı söylüyorlar.

7) Anayasanın 42, 49, 50, 51, 52, 53, 55 ve 60. maddelerine açıkça aykırılık teşkil eden bu uygulamanın sona erdirilmesi, sözleşmeli öğretmenlerin mesleki, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve teminat altına alınması için gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır ve bu durumda çalışan 30.000 öğretmen var.

Sizden isteğimiz bizlerin, yani sözleşmeli öğretmenlerin sesine bir nebze katkıda bulunmanız."