Sürekli okuyucularım bu köşede Soykırım tasarısının ABDTemsilciler Meclisine gelişi ile ülkemizdeki terör olaylarının artışı arasında bir paralellelik olup olmadığı sorusunu çeşitli kereler dile getirdiğimi hatırlarlar. Bu düşüncemde hala bir değişiklik olmadı. Biliyoruz ki ABD hemen her sene bu tasarıyı gündeme getirir ve her gündeme gelişinde de mutlaka bir başka konunun pazarlığı yapılır. Elbette bu pazarlık açık açık yapılmaz, genellikle kapalı kapılar ardında yapılır ve neticede ABD alacağını aldıktan sonra tasarı ya geri çekilir ya da reddedilir.
Bu sene de sanki benzer durum yaşanıyor. Ermeni Soykırım tasarısı Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonuna geldiği günden itibaren ülkemizde terör bir anda şiddetini artırdı. Bir bakıma Türkiye tüm dikkatini ABD Temsilciler Meclisinde görüşülen Ermeni soykırım tasarısına çevirmişken içeride terör örgütü harekete geçerek toplu katliamlara girişti. Bu katliamların arkasında ABDve İsrail gibi devletlerin istihbarat örgütleri var mıdır Varsa rolleri nedir Bu soruların cevabı iyi araştırılmalı ve ona göre hareket edilmelidir.
Bu arada Türkiye çeşitli kanallardan Amerikada soykırım tasarısın reddedilmesini sağlamak için yoğun çaba sarfediyor, paralar harcıyor. Bush ve ekibinin de tasarının reddedilmesi hususunda çaba gösterdiği ileri sürülüyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Bushun bu konuda ve özellikle Türkiye ile ilgili konularda samimi olduğunu düşünmüyorum. O sadece kendi hedefine ulaşabilmek için bir takım senaryoların uygulanmasına önce izin veriyor ardından bazen sanki o senaryonun uygulanmasına karşıymış gibi bir tavır sergiliyor. Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak da benzer şeyleri düşünüyorum.
Böyle olmamasını tüm kalbimle arzu etmeme rağmen bu sene de soykırım tasarısı bir pazarlığın parçası olarak gündeme gelmiş olabilir. Bu bakımdan ABDTemsilciler Meclisinde Ermeni soykırım tasarısı reddedilse bile Türkiye terör örgütüne karşı tutumunda bir değişiklik yapmamalı, bu örgütün destekçisi olan ABD ve İsrailin oyununa gelmemelidir.
Artık bu ülke yönetiminde söz sahibi olan herkes bilmelidir ki, ABD ve İsrail bölgede sınırların yeniden belirlenmesini istemektedirler ve bu hususta da elele bir planı uygulamaya koymuşlardır. Uygulamaya konulan planın içinde Türkiyenin de bölünmesinin olduğunu bilmek durumundayız. Bu bakımdan soykırım tasarısının reddi karşılığı bölgenin parçalanmasına giden yolda ABD ve İsraile destek vermemek ve bu yöndeki pazarlıklara kesinlikle girilmemesi gerekir. Kaldı ki Türkiye için öncelikli konu terördür. ABD ve yandaşları terör örgütünden desteklerini çekmedikleri sürece hiçbir konuda pazarlığa girilmemesi gerekir. Unutulmamalıdır ki bizim her geri adım atışımız aleyhimize sonuçlar vermektedir. Şu an dik durulduğu ya da en azından dik durduğumuz intibaı verilmektedir. Bu duruşta sonuna kadar kararlı olunmalıdır.
Hele hele sorumlusu olmadığımız bir olayın hiçbir ilgisi olmayan ülkeler tarafından pazarlık konusu yapılması çok da çirkindir. Bu çirkinliğin suratlarına çarpılması gerekir. Biz alttan aldıkça ABD ve İsrail bölge ve Türkiye üzerindeki emellerini ve hayallerini daha da genişletmekte, bölgede sanki sadece kendileri varmış gibi hareket etmektedirler.
Sonuç olarak diyorum ki, Ermeni soykırım tasarısının ABDTemsilciler Meclisinde reddedilmesi karşılığı PKKterörüne karşı atılması düşünülen başta sınır ötesi operasyon olmak üzere bu adımlardan vazgeçilmemelidir. Böyle bir geri adım Türkiyenin bundan sonraki gelişmelerde sergileyeceği tüm tavırların ciddiyetine gölge düşürür ve inandırıcılığımızı yitiririz.