Fikir, söylem ve eylem birliğini bozan hatalı davranışların tedavisiyle sosyal yapı güç kazanır. Önce “benlik, tefrika, menfaat” virüsleri tedavi edilerek fikir birliği sağlanır. Sonra “tenkit, aşırılık, suizan” virüsleri tedavi edilerek söylem birliği kazanılır. Nihayet “tembellik, erteleme, ümitsizlik” virüslerinin tedavisiyle eylem birliği oluşur. Ramazan ayında bu üç birliktelik kısa zamanda yakalandığı için sosyal yapılar öne çıkar.
Fikir Birliği
Düzen ve sistem ile ifsat edilen insanlık, ferdi mücadele ile ıslah edilemez. Kötülükler, sözle ortadan kaldırılamaz, iyilikler müesseseleşmeden sürdürülemez. O halde; teşkilatlı bir şekilde çalışmak esastır. Teşkilat çalışmaları, bünyemizin sağlam ve sosyal yapımızın güçlü olması ile etkili ve verimli olur. Fikir birliği ittifak içinde çalışmakla başlar, ihlâsla yol alır, ittika ile kazanım sağlar.
“Birbiriyle uğraşıp çekişen bir topluluğun peşinden kimse gitmez!” O halde; birbirimizi hata ve kusurumuzla sevmek zorundayız. Çünkü yapılmakta olan bu kadar büyük haksızlıklar karşısında aynı değerlere sahip olan insanların kenetlenmesi gerekir. Uyumlu olmak ve nefislerimizden fedakârlık ettiğimiz ölçüde olgunlaşacağımızı bilmeliyiz. Kemâlat (olgunluk) bu noktadan başlar. Olgun insan “benim düşüncem de yanlış olabilir” diye düşünebilen insandır. Zira hayırlı başkadır, doğru başkadır.
Söylem Birliği
Bizim usulümüz yol göstermek, çalışmalara katkıda bulunmaktır. Gıybetten, iftiradan şiddetle kaçınmalıyız. Uyarılarımızı güzel ahlâk çerçevesinde ilgili kimseye yapmalıyız. Bir kardeşimizin hatasını görürsek, o hatayı, o kardeşimize yalnızken hiç kimsenin duymayacağı bir şekilde söyleriz. Üstelik insanlar uzun süre içlerinde sakladıklarını etraftan gizleyemezler, halleri belli olur. Bu tip insanlar hasımlarının desteğini alamadıkları gibi dostlarının güvenini de kaybederler. Bu sürecin yaşanması için sabırlı olmalıyız.
Söylem birliği, iyi ahlâk, ihsan ve istişare ile gerçekleşir. Bizim gayemiz tenkitçilik değil kardeşlerimize faydalı olmaktır. Şayet yanılarak yaptıysa, onu yaptığı bu hatadan kurtarmaktır. Bununla, faydalı hayırlı bir iş yapmayı istiyoruz. Yoksa o kardeşimizin arkasından konuşarak “gıybet etmeyi” onu “teşhir” etmeyi istemiyoruz. Ayrıca aşırılıkların her çeşidinden uzak durmalıyız çünkü bizim yolumuz orta yoldur. Yapmamız gereken ne ise onu yapar, hiçbir etki ile de yapmamız gerekeni terk etmeyiz. Bize zararı olur diye hakkı savunmaktan vazgeçemeyiz.
Eylem Birliği
Unutmayalım ki; “Hayır için bütün gücüyle çalışmak, yapılacak bir şeydir; konuşulacak şey değildir!” Çalışmayınca insan çareyi konuşmakta hatta daha da ilerisi laf ebeliğinde arar, akıl öğretmeye başlar. Bu hataya düşmekten kaçınmak için birbirimizi uyarmalıyız. Şuurlu insan önce kendi idarecilerine karşı su-i zandan dikkatle kaçınmalı ve bugünün işini yarına bırakmamalıdır. “Erteleyenler helâk oldu” uyarısı bizi büyük başarılara götürmede çok önemli itici bir güçtür. Böyle yaparsak en büyük sermayemiz olan zamanın kıymetini bilmiş oluruz.
Görevimizi titizlikle yerine getirme, toplantıları/çalışmaları ihmal etmeme, ideallerimiz için doğru çalışmaları yapma, cevapları kaynağından öğrenme doğru tedavidir. Kim Allah’a güvenirse Allah’ın ona yettiğini biliriz. Bir imtihanla karşı karşıya geldiğimizde bu bizim mücadele gücümüzü artırır. Ahlâk ve maneviyat, kardeşliğimiz, birlik ve beraberliğimiz ve diğerkâmlığımız en önce gelen hasletlerimiz olduğundan sabrederiz ve yine biliriz ki bizim sabrımız da Allah’ın yardımıyladır.
Teşkilat Bağışıklığı
Bu çalışmalarda canla başla koşmak, menfaati ilk sıraya almayı durduracak takva, kutuplaşmayı frenleyecek ihlâs, benliği arka plana atacak birlikte çalışma kültürü ister. Bu ise fikir birliğini tazelemekle mümkündür. Bu çalışmalarda canla başla koşmak, suizanı bitirecek istişare, ifrat ve tefritten kurtaracak ihsan, gıybet ve tecessüse son verecek güzel ahlâk ister. Bu ise söylem birliğini güzelleştirmekle mümkündür. Bu çalışmalarda canla başla koşmak, ümitsizliği sonlandıracak infak, ertelemeyi durduracak sadakat, tembelliğe son verecek itaat ister. Bu ise eylem birliğini geliştirmekle mümkündür.
Bu tazeliği, güzelliği ve gelişimi kendimizde bulduğumuz Ramazan iklimi elbette sosyal yapımızı güçlendirecektir. Ramazan sonrasında da sosyal yapımızı güçlendirmek adına işin hakkını vermek, doğru istikamette doğru çalışmayı ortaya koymak kulluk görevimizdir. Bunun için doğru bilgi, güzel davranış ve faydalı çalışmalar neticesinde sosyal yapımızı güçlendirecek etki üretmeliyiz. Ancak böylelikle sağlam duvar için sağlam tuğla olabilir, canlı kuş kalarak teşkilat bağışıklığı kazanabiliriz. Talip olmak (istemek) değil matlup olmak (istenmek), teşkilat sağlığının göstergesidir.