Bilişim teknolojisinin sürekli değişimi, devinimi ve
farklı iklimlere yelken açmış görüntüsü, medya sektöründe de yeni bir
anlayışın, yeniliklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Medya, tek başına
belirleyici olma, dönüştürme, biçimleme ve yön verme özelliğini yavaş yavaş
kaybederek, yeni aktörlere de geçit verme zorunluluğu doğdu. Artık hiçbir bilgi,
hiçbir haber, hiçbir gelişme sadece televizyonların ve gazetelerin tekelinde
kalarak kamuoyuna sunulmuyor. Sosyal medya denilen bir virüs, her geçen gün
ahtapot kollarını daha büyük sarmalayarak, toplumu kuşatıyor, yaşayan her
hücreye sirayet ediyor. Nerede bir isyan, nerede bir kalkışma, nerede bir
toplanma, nerede bir eylem söz konusu olacaksa, medya üzerinden örgütlenen ve
bir araya gelen kitleler, isyanlarını bu yolla haykırıyorlar, seslerini böyle
duyurmaya çalışıyorlar. Kişisel kamuoyu yönlendirme mekanizmaları gibi çalışan
sosyal medya ağlarında, çoğu zaman kitleleri kötülüklere yönlendirme amaçlı
bilgi kaynakları dolaşıyor. Bazen bir fotoğraf, bazen bir haber sosyal ağların
dehlizlerinde hızla yayılarak, insanların zihinlerinde bir dönüşüm aracı olarak
kullanılıyor. Kötü niyetli sosyal medya kullanıcıları, bilişim teknolojisindeki
hukuksal formların boşluğundan yararlanarak, farklı kılıflara soktukları, başka
biçimlere dönüştürdükleri haberleri, kamuoyunun yanlışa yönlendirilmesi
amacıyla kullanıyor. Çoğu zaman, Mahallenin başında attığı yalana, mahallenin
sonunda kendisi inanan deyişinde olduğu gibi, zihinleri dönüştürmeye
çalışanlar, attıkları yalanların bambaşka formlara büründürülmesine seyirci
kalmak zorunda kalıyorlar.
Özellikle toplumun önünde yürümesi, topluma yön vermesi,
doğruya sevketmesi beklenen, öncü kimlikleriyle topluma örnek olmaları gereken
sanatçıların, her şeyi abartarak, yalanlarla kurgulayarak zihinleri
bulandırdığına şahit oluyoruz.
Taksim Gezi Parkı eylemleri için oluşturulan sanal
dünyanın koridorlarında, bahsettiğimiz türde birçok sosyal medya faciasının
yaşandığını biliyoruz.
Gazetelerin, televizyonların, medyanın biçimlemeye
çalıştığı toplumun, nasıl bir dönüşüme uğradığını, zihinleri bulandırılan,
beyinlerine olmadık yorumlar enjekte edilen kitlenin, gerçeklerden nasıl fersah
fersah uzaklaştırılıp, Bindirilmiş kıtalar şeklinde nasıl kötülüğün bir
parçası haline getirildiğini sürekli yazıp çiziyoruz.
Ortaya çıkan bu kamuoyu biçimleme aygıtı sosyal medyanın,
toplumsal gerçekleri dönüştürerek, çok daha beter bir prototip oluşturma
gayreti içinde olduğunu da test etmiş bulunuyoruz. Gittiğimiz yön ve ufuk
gerçekten karanlıktır
Yeni nesil, genç kuşaklar, kendilerini ifade etme biçimi
olarak kabul ettikleri sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde yok olma, bitme,
tükenme sonuyla karşı karşıyadırlar. Bu dehlizlerden akan bilgi kaynaklarının
kirliliği bir yana, kendileri için oluşturdukları kimliklerin içeriğinin ise
bomboş olma tehlikesi karşımızda durmaktadır.
Medya, sosyal medyanın oluşturduğu bu kötülükleri ortadan
kaldırma misyonuyla, yepyeni bir yayıncılık anlayışı ortaya koymak zorundadır.
Medya Derneği, önümüzdeki günlerde, Medyadaki değişimi ve değişim sürecindeki
meslek: Gazetecilik üzerine bir medya forumu düzenliyor. Forumun temel
eksenini, şu ana kadar ortaya koyduğu yayın mantalitesiyle Yalancı çobanın
durumuna düşen medya zihniyetinin, felsefesinin sorgulanması oluşturmalı bence.
Toplumu kendi arzuladığı dünya görüşü çerçevesinde biçimlemek için taraflı yayın
politikası izleyen, din ve vicdan hürriyetine, demokrasiye saygı
göstermeyenlerin oluşturduğu zombi toplumun zihinsel durumu olmalı.