Yazıklar olsun… Darbeye darbe diyemeyen ve İslam coğrafyasında operasyonlar yaparak kendi ülkelerinin menfaatlerini arkalamak, emperyalist emellerle sömürge rantlarını devam ettirmek, küresel eşkıyalıklarını türlü hilelerle, madrabazlıklarla sürdürmek için her türlü entrikayı “Demokrasiden, insan haklarından ve insan hayatından” önde görenlere yazıklar olsun. Petrol ziftine batmış bir karabatak için, “İnsan hakkından, hukukundan, demokrasiden” dem vurup, sarin gazıyla öldürülen binlerce insan için ellerini kımıldatmayan, vicdanları sızlamayan, yürekleri kararmışlara yazıklar olsun. Onlar gerçekleri karanlık örtülerle bastırmak isteseler de, medyanın gücü tüm coğrafyalarda işlenen insanlık suçunun haykırışlarını ortaya koyuyor. Batılı ülkelerde medya, yaşanan bu insanlık dramını, trajediyi basit bir iç karışıklık gibi yorumlamaya çalışıp, kamuoyu vicdanında bir hareket meydana getirmek için uğraşmasa da, farklı iletişim kanalları dünyanın her tarafına “Acıyı, gözyaşıyı, ölümü” aktarıyor ve insanlığın vicdanında derin yaralar açılmasına neden oluyor.

Büyük Ortadoğu Projesi ve bir sonraki aşamada Büyük İsrail Projesi için yıllar önce siyaset düzlemine start veren dünyanın jandarması Amerika, Amerika’nın kuklası durumundaki Birleşmiş Milletler olan bitene seyirci kalmaktan başka bir şey yapmıyor.

Çocuklar ölüyor… Hem de kasıla kasıla… Titreye titreye… Nefes alamıyorlar… Son nefeslerini verirken o küçük bedenleri, ölümün soğukluğu içinde tükeniyor… Biz de bunları sıradan bir habermiş gibi izliyoruz.

Barışı koruma, güç sahiplerinin güçsüzleri ezme misyonu ile yola çıkan Birleşmiş Milletler, şimdiye kadar sergilediği başarısızlıklarını örtecek bir hamle bile yapma derdinde değil. Küresel emperyalistlerin ve güç sahibi ülkelerin “siyaset arenası” olarak dünyayı şekillendiren, biçimlendiren, acının, gözyaşının, vahşetin artık hesap sorulamaz boyuta ulaştığı izlenimini ortaya koyan Birleşmiş Milletlerin, kendisini lağvedip ezilmişler, mağdurlar için yeni bir zeminin kurgulanması gerektiği çok açık.

Suriye’de Kimyasal gaz katliamıyla ilgili soruşturma açma gereğini bile görmeyip, ağızlarının ucuyla “kaygılarını, endişelerini” dile getiren Güvenlik Konseyi’nin işlevsizliği ve fonksiyonsuzluğu, Amerika’nın güdümünde bir teşkilat olduğu açıkça ortaya çıkmıştır.

Kendilerini dünyanın efendisi olarak lanse eden ülkelerin sergilediği güç dengesi artık geriye düşüyor. Uluslararası düzlemde kendilerine hiçbir hak tanınmayan, Birleşmiş Milletlerin 5 patron ülkesinin ağzına bakmak zorunda kalan ülkeler, yeni bir dünya düzeninin kurulmasıyla ile ilgili işaret fişeğinin yakılmasına ön ayak oluyorlar.

Değişen dünya şartlarında artık Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vizyoner bakış açısıyla ortaya koyduğu D-8 gibi oluşumların önemi daha da artıyor.

Yeni siyasi birliktelikler, yeni ekonomi zeminleri ve iklimleri, yeni askeri anlaşmalar, dünyaya biçim verecek farklı güç dengeleri ortaya konulmalı.

Kendi menfaat hesaplarıyla hareket ederek, dünyaya şekil ve biçim vermeye çalışan, dünyanın farklı noktalarındaki karışıklıkları bile kendi rant hedefleriyle destekleyen veya müdahale eden patron ülkelerin, siyasi menfaat zeminleri ve iklimleri yok edilmelidir.

Bunu yapacak olan ezilmişleri ve mağdurları koruyup kollama misyonuyla hareket etmesi gereken, insanlığın vicdanında yeni kucakayışlar ve sarmalayışlar oluşturması gereken “sorumlu medya” olmalıdır. Öncelikle dünya kamuoyunun bilinçlenmesi, hedonist, egoist bir yaşam biçimiyle kurgulanan insanların zihinlerinin kötülükten iyiliğe, hakkaniyet hattına dönüştürülmesi gerekiyor.

Daha çok ses çıkarmamız gerekiyor… Malcolm X”in dediği gibi, “Biraz gürültü yapsak daha iyi olacak”