Dünyanın hangi ülkesinde kan akıyor ve çatışmalar
süreklilik kazanıyorsa orada mutlaka sömürgecilerin çıkarı vardır ve bu
çatışmalar sürdükçe, akan kan arttıkça kazanan sömürgeciler oluyor. Eğer bir
ülkede uzun yıllar devam eden istikrar ortamı var ise o istikrarı bozmak için
ne yazık ki sömürgeci güçler bahane bulmakta zorluk çekmiyorlar.
Yıllardan beri
Irak, Afganistan ve Suriye de yaşananlar yukarıda izaha çalıştığım manzaranın
açık örnekleridir. Yine Pakistan ile Hindistan arasında devam edip gelen Keşmir
meselesinin çözümsüz kalmasını da aynı mantık ile izah etmek mümkündür. Arap
Baharı olarak takdim edilen Tunus, Libya ve Mısır daki yönetim
değişikliklerinin ardından bu üç ülkede de huzur ve istikrarın sağlanamamış
olması da tesadüf değildir ve tek başına bu ülkelerin insanları çatışmaların
sorumlusu değildir. Özellikle İslam dünyasında istikrar sömürgeci güçleri
rahatsız etmektedir. Sömürülerini daha rahat bir şekilde sürdürebilmeleri için
istikrarsızlık işlerine yaramaktadır.
Elbette sömürgecilerin tek hedefi İslam dünyası değildir,
ama ana hedef bu ülkelerdir. İslam dünyasının dışında da zaman zaman dünyanın
paylaşılmasına yönelik anlaşmalara aykırı gelişmeler olabilmektedir. Bunun son
örneği Ukrayna dır. Ukrayna AB ye yönelmiş, birliğe girmek için niyet ortaya
koymuş iken Rusya bu ülkede devreye girerek, Payıma düşen bir ülkede AB nin at
koşturmasına izin vermem anlamına gelebilecek bir tavır ortaya koydu. Eğer Rusya
devreye girmemiş olsaydı Ukrayna da muhalifler Rusya yanlısı yönetimi çoktan
indirmiş olurlardı. Hatta Rusya Ukrayna da müdahil olmasaydı şimdiye kadar bu
ülke AB ye girmiş bile olabilirdi. Demek istediğim o ki, aslında dünya üzerinde
sömürgeci güçlerin planı yürürlüktedir. Zaman zaman ABD ile Rusya nın ya da AB
ile Rusya nın karşı karşıya geliyormuş gibi görünmeleri planın bir gereği
olarak yaşanmaktadır.
Sömürgeci güçlerin planlarını doğru okumak ve
değerlendirmek gerekmekle birlikte İslam ülkelerini esas ilgilendiren ve
yapması gereken bilerek ya da bilmeden sömürgecilerin emellerine hizmet
etmemektir. Söz gelimi Orta Afrika da aylardan beri Hıristiyan milislerin
Müslümanlara karşı yürüttüğü soykırıma Fransa nın destek verdiği bilinmesine
rağmen Fransa nın talebi ile bir NATO gücü oluşturulmasına ve bu oluşuma
Türkiye nin katkı vermesi isteğine balıklama dalmanın bir anlamı yoktur. Çünkü
Orta Afrika da kan döken, işkence uygulayanlar Fransa nın desteğindeki
Hıristiyanlardır. Bu bakımdan öncelikli olarak Orta Afrika ya NATO gücü
göndermeden Fransa nın bu ülkeden çekilmesi, Hıristiyan katillere desteğini
kesmesinin sağlanması gerekir. Bu yapılmadan oluşturulacak NATO gücü fazlaca
bir işe yaramayacaktır. Libya da yapılan hata Ora Afrika da da tekrar edilmemelidir.
Çünkü Libya da Kaddafi katledildi, yerine yeni yönetim oluşturuldu ama huzur ve
istikrar yok olup gitti. Kaddafi yönetimine karşı ayaklanmanın ilk başlatıldığı
Bingazi de şimdi mevcut yönetime karşı bir takım ayaklanmalar yaşanıyor. Yani,
belli ki sömürgeciler Libya da huzurun hâkim olmasını henüz istemiyorlar.
Mısır da huzur sağlanmış gibi bir görüntü ortaya çıkmışken başta ABD ve İsrail
olmak üzere sömürgeciler bundan rahatsız oldukları için hemen bir darbe planını
uygulamaya koydular. Kısacası, dünyanın sömürgecilerin kontrolünden
kurtulmadığı sürece huzura kavuşması mümkün olmayacaktır. Bu arada dünya
yeniden tek kutupluluktan iki kutupluluğa dönerken, ortaya bir de AB nin çıkmış
olması yeni çatışma alanlarını ortaya çıkaracak görüntüsü veriyor. Ukrayna da
yaşananlar bunu gösteriyor.