Eskiden… İnternet çağı yok iken… Farklı sanal mecralar boy göstermezden önce… Siyah beyaz fotoğraflar çektiren siyasetçiler sağ döş ceplerine çiçek takarlardı.

Seçmenle yüz yüze temasa geçer, onların gönüllerini almak için köy köy dolaşır, mahalle mahalle pabuç eskitirlerdi.

Lakin o dönemlerde de adam kayırmacılık, liyakatsizlik, devletin hazinesine el uzatma alışılmış davranışlardandı.

Sonra bu hâl değişti mi?

Gelişerek devam etti… Farklı tepelere, hallere evrildi.

Birçok kereler sesli düşündüm… Gerçekten, siyaset hizmet aracı olsaydı… Yani, milletin hamallığı, hizmetkârlığı olsaydı… Yorucu, fedakârlık isteyen… Ucunda sadece Allah’ın rızasını kazanmak amacı olan bir amel olsaydı, insanlar yine de, bu denli canhıraş parti merkezlerine hücum ederler miydi? Aday olmak için onu bunu aracı kılarlar mıydı?

Kaba tabirle, takla atarlar mıydı?

Günümüzde… Halka yakın olmak yerine, halka yaranmak yerine, genel başkana, güce dayanmayı, onun gözüne girmeyi öncelemişlerdir.

Yarın bir gün, kâğıt üzerinde siyasetçiye notu verecek, kapıyı açacak halk görünse de, gerçekte ruhsat sahibi genel başkan olduğundan… Sultalık sıradanlaşıyor.

Siyasi partiler yasası, seçim yasası da, fiili duruma hizmet ediyor… Hâl böyle olunca da, sanal bir oyun oynanıyor orta yerde.

Kalibresi düşük insanlar, bu yolla kendilerini yukarıya taşıyabiliyorlar.

Hiçbir özelliği olmayan… Tek öne çıkan yanı, belirleyici güce yağcılık yapmak olanlar, bu arenada kendilerine rahatlıkla yer bulabiliyorlar.

Doğrucu Davutlar… Hakkı seslendirenler, yanlışa işaret edenler, genellikle ya düzen bozanlar ya da uyumsuz diye nitelendirilip dışarı atılabilmektedirler.

Meydan kime kalıyor bu şekilde?

Ehliyetsiz, liyakatsiz, tabanı, arkası olmayan, meziyetsiz insanların cirit attığı arenaya dönüşüyor siyaset alanı.

Bu gidiş değişir mi?

Gücü elinde tutanlar, güçsüz hale düşmek, iktidarlarını paylaşmak isterler mi?

İnsanlara, yaratıcının sıfatlarını paylaştıranlar, aslında bütün insanlığa kötülük etmekteler… Siyasette bu alışkanlık hep devam edip gelmiştir.

Sırf önde duranı boyamak, farklı göstermek, yukarıya çıkarmak için… Onu insanüstü güçlerle donatanlar, ülkeye de, insanlığa da fenalık etmekteler.

Yönetenlerin de yönetilenlerin de insan olduğu gerçeğini akılda tutarak, olup biteni değerlendirirsek, siyaseti rant kapısı, para kapısı, sağı solu zengin etme kapısı olmaktan çıkarırız…

Birçok konu bu sayede normalleşir. Siyasete bu denli heveskâr çıkmaz. Siyaset, gerçekten iki şey için yapılır hale gelir.

Allah’ın rızasını kazanmak… Milletin rızasını elde etmek… Murat bu olunca, herhalde, ülke de normalleşir.

Bilmem yanlış mı düşünüyorum?