Sevgiye o kadar küçük bir pencereden bakıyoruz ki, sevgiyi
sadece beşerî aşkla sınırlandırıyoruz. Oysa küçücük kalbimizde o kadar büyük
sevgilere yer var ki, birçok sebeple gözümüze perdeler indirmişiz ve hakikati
göremiyoruz. Kalbimiz yaratılan her şeyi ve bu vesile ile Yüce Yaratıcıyı
sevmeye müsait bir potansiyeldedir. İnsan dışındaki yaratılmışları sevmek bizim
için sevgi sözcüğünün manasının dışında kalıyor belki de. Hâlbuki Yunus
Emre nin Yaratılanı severim Yaradan dan ötürü sözünü kendimize rehber
edinirsek, sanırım sevgiye daha büyük pencerelerden bakacağız ve bunun
neticesinde Allah sevgisine giden yolda, gözümüzün önüne kalın siyah perdeler
indirmeyeceğiz. Zaten yaratılanı Yaradan dan ötürü sevmek, Muhabbetullah
yolunda emin adımlarla ilerlemek demektir. Bu vesileyle cennette
sevdiklerimizle güzel bir hayat yaşarız inşallah. Unutulmamalıdır ki,
Sevgililer Sevgilisi Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz buyuruyor ki Kişi
sevdiğiyle beraberdir.
Haramlarda, yasaklarda, Allah rızasına aykırı olan
davranışlarda kemal ve cemal (güzellik) yoktur; bu sebeple fıtratı bozulmamış
olanlar onlara sevgi duymazlar, aksine nefret duyarlar. Bir erkekle bir kadının
beraberlikleri nikâh bağı ile olursa burada güzellik ve kemal vardır, nikâhsız
(zina) olursa burada eksiklik ve çirkinlik vardır; çirkin ve eksik olanla
sevgiyi bir araya getirmek çelişkidir, fıtrat kaymasının alametidir.
Gönül ferman dinlemez, insan karşı cinsten birine âşık
olabilir, ona karşı sevgi duyabilir, ama bizim kültür ve medeniyetimizde bu
bazen yalnızca aşığın kalbinde ve üstü kapalı ifadelerinde (mesela şiirlerinde)
kalır, bazen da karşı tarafla ve bazı sırdaşlarla paylaşılır ama ilişkiler
ilâhî rıza sınırını aşmaz, cemiyete taşmaz, çirkinliklerin alenileşmesine, bir
çeşit meşruluk kazanmasına asla meydan verilmez.
Başka kültürlerin bir kısmında -daha çok da günümüzde- bazen
cins farkı bile gözetilmeden insanların birbirine âşık olmaları, bu aşkı
açıklamaları ve toplum önünde yaşamaları (çeşitli davranışlarla açığa
vurmaları) meşru sayılmakta, âdet haline gelmiş bulunmaktadır.
Bizim kültürümüze aykırı olan bu davranış bu noktada da
kalmamış, aşk ve sevgi adına çirkinlikleri meşrulaştıranlar bunu, aynı zamanda
güzelin ve güzel olduğu için sevgiyi de ihtiva edenin yerine koymaya, evlilik
ve aile yerine birbirini sevdiklerini söyleyenlerin beraberliklerini ikame
etmeye yönelmişlerdir.
Bu çirkin ve yıkıcı yönelişe prim vermemek gerekir.
Evet, insanların içine bu sevgiyi koyan Allah tır. Ancak her
duygunun nerede ve nasıl kullanılacağını da bize bildirmiştir.
Sevgi, Zararlı Olabilir mi
İnsan fıtratına katılmış tüm duygular gibi sevginin de doğru
kullanılması gerekmektedir. Sevginin kime, neye, ne zaman ve nasıl yöneleceği
ve bunun sınırının ne olacağı gibi bir takım ölçülerin olması gerekir. Nasıl
ki, öfke duygusunun yersiz ve zamansız kullanılması insana zarar verirse
sevginin de zarar verebileceği bazı noktalar vardır. Örneğin gayrı meşru bir
netice verecek sevgi bizi günaha, manevî açıdan sorumlu olabileceğimiz bir
suçun içine atabilir. Kısacası Allah rızasının dışında bir sevgi taşımamız
ahiretimizi etkileyecek ölçüde zararlı olabilir.