Şemdinli Davası beklenmeyen bir şekilde verilen ağır cezalarla sonuçlandı. Olayın bir başka sürprizi ise alışık olmadığımız bir çabuklukla sonuca ulaştırılmış olması.
Son döneme damgasını vuran ve bazı askerlerinde karıştığı bir davanın elbette böylesine çabuk bir şekilde 39 yıl gibi yüksek hapis cezası ile sonuçlanmış olması toplumda ister istemez sürpriz etkisi yaptı. Aslında sürpriz olmaması, tüm davaların yıllarca sürüncemede kalmadan sonuca ulaştırılması elbette toplumun genel isteğidir. Çünkü, uzayıp giden davalar mağdurun aleyhine suçluların lehine işleyen mekanizmaya dönüşmektedir.
Maksadım mahkemelerin iş yoğunluğunun sonuçları üzerinde durmak değil. Toplumun sürpriz bir gelişme olarak nitelendirdiği Şemdinli davasının kısa zamanda sonuçlandırılmış olmasıdır. Bir bakıma normal olması gereken bir neticenin yıllarca hep aksini göre göre artık sürpriz olarak algılanır hale gelmiş olmasına dikkat çekmek.
Dava sonucunu ilk öğrendiğimde aklıma ilk gelen soru "İddianameyi hazırlayan savcının suçu neydi Niçin savcı meslekten ihraç edildi " oldu. Aslında savcının meslekten ihraç edilmesi ile mahkeme kararı arasında doğrudan bir bağlantı yok gibi görünüyor olsada, savcının hazırladığı dosya ve iddianame elbette mahkemeye yol gösterici olmuştur.. Böyle olunca da Savcıya verilen meslekten ihrac cezasının biraz ağır bir karar olduğu akla geliyor. Savcının meslekten ihracına sebep olan husus sanıyorum iddianamenin basına sızmış olması ve bazı isimlerin bundan rahatsızlık duymasıydı. Söz gelimi Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt ın isminin iddianemede geçiyor olması rahatsızlığın kaynağını oluşturuyordu. İddianemeyi hazırlayan savcı bu isme yer vermeden olayı doğrudan doğruya ilgililere intikal ettirseydi yetki sınırını aşmamış olur ve meslekten ihraç edilmezdi. Buna rağmen henüz temyiz safhası olduğu için kesinleşmemiş bir karar olmakla birlikte mahkemenin verdiği karar savcıyı haklı duruma getiriyor diye düşünüyorum.
Fiilen ordunun hizmetinde bulunan kişilerin mahkeme tarafından bir terör eylemine katıldıklarının tesbit edilmesi ve verilen kararda bu hususun öne çıkması dikkat çekicidir. Bu karar bundan böyle bir takım devlet görevlilerinin kanun dışı yollara başvurmalarını engeller mi Eğer engelleyecek olursa sanıyorum demokratikleşme yönünde bir adım atılmış olur. Suçluların cezasını verme görevinin sadece mevcut hukuk sistemi dahilinde ilgili kurullara ait olduğu inancının toplumda yerleşmesine ihtiyaç vardır. Aksi halde bazı kişiler kendi kendilerini vatanı, cumhuriyeti korumakla görevli ilan edip, her türlü hukuk dışı yolu mübah görebilirler.
Hemen belirteyim ki, bazı kişiler derken sadece Şemdinli davasına adı karışan askerleri kastediyor değilim. CHP Genel Başkanı Baykal ın "Cumhuriyeti sandığa feda etmeyeceğiz" şeklindeki açıklamalarının da demokrasi ile bir arada düşünülmesi mümkün değildir. Bunun da ötesinde bu milleti cumhuriyet düşmanı ilan etmekle eşanlamlıdır. Baykal ın kendisinden başka herkesi cumhuriyet düşmanı gibi algılaması da sağlıklı bir yaklaşım değildir. Olsa olsa hukuk dışı yollara sapmakta bir sakınca görmeyenlere cesaret vermektedir.