Allah yolunda mücadele dilde kolay fiiliyatta zor bir

iştir. Allah la mücadele edenlere karşı Allah yolunda, O nun uğrunda her şeyden

vazgeçebilmenin adıdır şehadet. O kadar ki canını bile feda edebilmenin

lezzetine varmaktır.

Sanıldığı kadar kolay iş değildir canla başla mücadele

etmek. Öncelikle sağlam bir inancı bünyesinde barındırmak; sonra o inancın

gereği gibi yaşamak ve lazım olduğunda tüm dünyevi isteklerden fedakârlıkta

bulunarak inandığı değerlerin hâkim olması için durmadan dinlenmeden çalışmak

gerektirir. Bunu yaptıktan sonra başta en sevdikleri olmak üzere kendisini

kınayanların, alay edenlerin kınamasına ve alay etmesine de aldırmamalıdır.

Şeytanın insanın yaratılışından rahatsızlık duymasıyla

başlayan hayır şer mücadelesi çeşitli ad altında günümüze kadar süre gelmiştir.

Zaman zaman Hakk ın savunucularının ihmali sonucu zalimler galip gelmiş, zaman

zaman şerre dur diyenlerin gayretleri neticesinde Hakk ı savunanlar üstünlüğü

ele geçirmişlerdir.

Mücadelenin temel yapı taşı hep nefsinden verenlerin

direnci olmuştur. Mayasında şehadet olmayan mücadeleler her zaman akamete

uğramış ve istenilen sonuç elde edilememiştir. Yakın tarih ümmet ve fert olarak

verilen şanlı mücadeleler neticesi şehadet şerbeti içenlerin hatıraları ile

doludur. İnananların zalimlere karşı mücadelesi dünyanın her yerinde sürmekte

ve zulmün son bulması için nice canlar feda edilirken, bu uğurda akan kanlar

toprağı sulamaktadır.

Şubat ayı şehadet açısından oldukça anlamlı bir aydır.

İskilipli Atıf Hoca, Şeyh Esad Erbili, Hasan el Benna, Malcolm X, Metin Yüksel,

Necmettin Erbakan ve daha niceleri zalimin karşısında Hakk ı haykırmak için son

nefeslerine kadar mücadele etmişler. Bu uğurda gerektiğinde canlarını feda

etmekten çekinmemişlerdir. Ve Hama zalim yönetimin katlettiği on binlerce

mazlum.

Hep Hakk tarafında yer aldıkları için gözü dönmüş

zalimlerin zulmüne maruz kalmış insanlar var çevremizde. Acı, gözyaşı, dram

hâkim olmuş dünyamıza. Ümmetin bir ve beraber olamamasının bedelini daima

mazlumlar ödemekte. Çoluğuyla çocuğuyla, yaşlısı ile genciyle inim inim

inlemekte olan insanlar bir kurtarıcı beklemekte. Bir yandan açlık ve sefalet

boyunları bükerken bir yandan da sahipsizlik bir kement gibi boyunlarına geçmektedir.

Kalabalıkların sessiz çığlıkları bilekleri harekete geçiremeyip yürekleri

dağlarken her geçen gün bir beden toprağa düşüp şehadet şerbeti içmektedir.

Şehadette sembol olmuş isimler ya da isimsiz kahramanlar

hep o kutlu mücadelenin temel taşlarını oluşturmuşlar. Zulüm ilelebet hüküm

süremeyecek elbette. Zalimler hak ettikleri cezayı muhakkak görecekler ve

layıklarını bulacaklardır. Şimdilik üstün olduğu zannedilenlerin zaman gelecek

aslında ne kadar aciz ve çaresiz olduklarını herkes görecek. Yeter ki iyinin,

doğrunun, faydalının ve güzelin farkına varan insanlar bu farkındalıklarını

yaşantılarına aksettirsinler. O zaman dünyanın adil bir yönetimle nasıl

yaşanabilir olduğunu taraflı tarafsız herkes anlayacak ve bu durumdan memnun

olacaklar.

 Minik bir tefekkür

Kararan yüz nurlandı

Süfyan-ı Sevri hazretleri anlatıyor:

Kâbe yi tavaf ederken, her adımda salavat okuyan birini

gördüm. Ona

- Sen gerekli duaları bırakıp hep salavat okuyorsun. Her

yerde okunacak dua var dedim.

- Sen kimsin Dedi. Ben de kendimi tanıttım.

-  Sen avamdan

değilsin, âlimsin, sana anlatayım diyerek başladı:

- Babamla Beytullaha gitmek üzere yola çıkmıştık. Yolda

babam hastalandı. Onu tedavi etmek için epey uğraştıysam da babam vefat etti.

Baktım, ölünce yüzü karardı. Yüzünü kapattım. Yanında uyuya kalmışım. Rüyamda

öyle bir zat gördüm ki, ondan daha güzel yüzlü hiç kimse görmemiştim. Çok güzel

kokuyordu. Babamın yanına geldi. Yüzündeki örtüyü kaldırıp elini babamın yüzüne

sürdü. Babamın siyah yüzü nurlandı, bembeyaz oldu. Bu zata kim olduğunu

sorunca; (Ben Resulullahım. Baban, ömrünü boşa harcadı. Fakat bana çok salavat

okurdu, şimdi sıkıntıda olduğunu bildirdiler, kendisi de benden yardım istedi.

Çok salavat okuyan mümine ben elbette yardım ederim) buyurdu. Uyanınca babamın

yüzünün bembeyaz olduğunu gördüm. İşte bu yüzden her yerde Peygamber Efendimize

çok salavat okuyorum.

 İlgilisine notlar:

Yüzün değil, hüzün görünür bazen aynada Çeki düzen

veremezsin...

Eğitim süresince atardamar, toplardamar, kılcal damar

öğretildiği kadar ar damarı da öğretilseydi topluma, bu halde olmazdık.

Bana ne Amerika dan Amerika mı bizi yönetecek Prof.

Dr. Necmettin Erbakan