SAYIN Başbakan,

Sayın İçişleri Bakanı,

Sayınİstanbul Valisi,

Sayınİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı,

Sayın ilgili Bakanlar,

Sayınİstanbul Milletvekilleri,

Ve diğer bütün ilgili ve sorumlu sayın büyük bürokratlar ve seçilmişler...

(1) Bundan on ay kadar önce merkezi kardeş ülke Endonezya olmak üzere Güneydoğu Asya da dehşetli bir deprem felâketi yaşandı. Denizlerde korkunç dalgalar meydana geldi, binlerce kilometrelik sahilleri vurdu, yıktı, sildi, süpürdü. Şehirler, köyler, adalar, yerleşim yerleri, turistik tesisler harap oldu, kimisi haritadan silindi. Yekûn olarak 300 bin insan can verdi. Nice kadınlar dul, çocuklar yetim kaldı.

(2) Depremin öldürmediği felâketzedeleri salgın hastalıklar, evsizlik, barksızlık vurdu. Denizlerden balık tutulur gibi ceset toplandı. Halkın ve idarecilerin bunları usulüne göre toprağa verecek kudret ve imkânları bile kalmamıştır.

(3) Bu büyük felâketin geleceği önceden belli değildi. Âniden, birdenbire habersiz gelip çatmıştı âfet.

(4) Marmara denizinde, İstanbul dan Tekirdağ a kadar olan bölgede büyük bir deprem olacağı ise şu anda bilinmektedir ve felâket beklenmektedir. Bu konuda bütün uzmanlar, sismologlar, jeoloji ve jeofizik erbabı ittifak halindedir. Yapılan ilmî çalışmalar, geleceğe ait kötü ve kara tahminleri doğrulamaktadır.

(5) İstanbul ve civarında şiddetli ve büyük bir deprem olacağı biliniyor da, sadece bunun tarihi bilinmiyor.

(6) Yıllardan beri bütün uzmanlar devleti, siyaset adamlarını, sorumlu bürokratları, iktidarları uyarıp duruyorlar. Zelzele olacak, zelzele olacak, zelzele olacak...Tedbir alınsın, tedbir alınsın, tedbir alınsın...

(7) Maalesef 1999 daki büyük ve tahripkâr zelzeleden bu yana gerekli tedbirler alınmamıştır. Raporlar yazılmış, toplantılar yapılmış, bol miktarda ceset torbası temin edilmiş, bol bol deprem edebiyatı yapılmış; lâkin tedbir alınmamıştır.

(8) İstanbul un şiddetli bir depremle yıkılması Türkiye nin belini kıracak büyük bir felâket olur.

(9) Uzmanlar büyük bir İstanbul depreminde 100 binlerce kişinin öleceğini tahmin etmektedir.

(10) Yaralıların ve sakat kalanların sayısı daha fazla olacaktır.

(11) İstanbul daki yüzlerce, binlerce okul, resmî daire, hastahane, üniversite binası depreme dayanıklı değildir. İstanbul da onbinlerce, hattâ yüzbinlerce çürük bina, apartıman, han, işyeri bulunmaktadır.

(12) Dünya işlerini usulüne göre yürüten, medenî, ileri, ahlâklı, faziletli ülkelerdeki şiddetli zelzeleler az kayıpla, az yıkımla atlatılabilmektedir ama bizde aynı şiddetteki bir deprem korkunç sayıda ölümlere ve yıkımlara sebebiyet vermektedir. Çünkü ahlâksızlık, sorumsuzluk, vicdansızlık, kontrolsuzluk ve daha bir sürü ....siz sizlik binaların çürük yapılmasına yol açmaktadır.

(13) Sayın ilgililer!.. Henüz vakit varken, felâket henüz gelip çatmamışken gereken bütün tedbirler en kısa zamanda alınmalıdır.

(14) 7şiddetinde bir zelzelede yıkılacak binalarda oturan halk en kısa zamanda tahliye edilmelidir.

(15) Yine, şiddetli bir depremde yıkılacak hastahane, okul, fakülte, resmî daire, işyeri gibi binalar da kapatılmalıdır.

(16) Bu gibi çürük binalar ya yıkılmalı, yahut en kısa zamanda zelzeleye dayanacak şekilde güçlendirilmelidir.

(17) Böyle bir güçlendirme ve imar faaliyeti memleketteki iktisadî sıkıntıyı ve işsizliği de nisbeten azaltacaktır.

(18) Hazırlandıktan bir müddet sonra tozlu raflara kaldırılan dosyalardaki bütün tedbirler hayata geçirilmelidir.

(19) Takdir buyurulur ki, beklenen büyük depreme karşı alınacak birinci tedbir onbinlerce, yüzbinlerce ceset torbası (çöp torbası gibi!) hazırlamak ve depolamak değildir.

(20) İstanbul depremi sadece yıkmakla kalmayacaktır. Ayrıca denizden büyük dalgalar gelerek sahilleri altüst edecektir. Bununla da bitmiyor. Uzmanlar büyük zelzeleden sonra şehrin yirmi bin yerinde yangın çıkacağını söylüyor. İstanbul şehrinin zemini doğalgaz şebekesi ile bir barut deposu haline gelmiştir. Binlerce yerde doğalgaz patlaması olacak, depremden kurtulan sağlam veya yaralı halkın bir kısmı diri diri yanacaktır.

(21) Deprem soğuk kış aylarında olursa evsiz barksız kalmış halk soğuktan kırılacaktır.

(22) On beş milyonluk bir mega-kentte enkazlar nasıl toplanacak, nereye atılacaktır Yollar, caddeler, meydanlar trafiğe nasıl açılacaktır

(23) Şehirdeki hastahanelerin hiçbiri yıkılmasa, hepsi de hizmet vermeye devam etse bile bunca yaralı vatandaş nasıl tedavi edilecektir Mevcut hastahaneler, normal zamanlarda bile hasta vatandaşların hizmetine yetişmemektedir.

(24) Ülkede korkunç bir ahlâk krizi hüküm sürmektedir. İstanbul u, normal günlerde haraca kesen kapkaççı ve it uğursuz çeteleri depremi fırsat bilerek evleri, insanları, ölüleri soymak için büyük bir şer seferberliği başlatacaklardır.

(25) Bunca felâketzede halk nasıl doyurulacaktır Onlara nasıl yemek, su, ilaç, battaniye, çadır, yakıt bulunacaktır

(26) Büyük felâketten sonra dünyanın her yerinden yardım gelecektir ama bu yardımlar nasıl depolanacak, nasıl dağıtılacak, bunların yağmalanması, ihtiyacı olmayanların eline geçmesi nasıl önlenecektir

(27) Yolların enkazla kaplı olması, (Allah saklasın) köprülerin çökmesi sonunda İstanbul u terk etmek, taşradaki akrabalarının yanına, yazlık evlerine gitmek isteyen vatandaşlar da çoluk çocuklarıyla şehirde mahsur kalacaklardır.

SAYINBaşbakan ve diğer sayın ilgili ve sorumlu büyüklerimiz! İşinize karışmak gibi olmasın ama yapılacak ilk iş, alınacak ilk tedbir, zelzelede yıkılacağı bilinen evlerde, apartımanlarda yaşayan halkı en kısa zamanda tahliye etmektir.

Bu yapılmadığı takdirde, çürük yapılarda oturanlar bile bile ölüme, yaralanmaya, felâkete terk edilmiş olacaklardır.

"Kış mevsiminin yaklaştığı şu sırada bunca insan evinden yurdundan çıkarılır mı " denilecek olursa, cevap olarak "Öyleyse, bırakın da o çürük çarık binalar, oturanlara beklenen depremde mezar olsun..." cevabını veririz.

Sayın ilgili ve sorumlu büyüklerimiz!

İlk şiddetli depremde yıkılması beklenen, kontrolsuzluk ve kötü müteahhit kurbanı çürük hastahaneler, okullar, fakülteler, adliye binaları, resmî daireler için de gereken radikal ve ciddî tedbirler en kısa zamanda alınmalıdır.

Bakınız, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı nın "Deprem Şûrası-Kaynak Temini ve Sigorta Komisyonu Raporu"ndan dört paragrafı dikkat nazarlarınıza sunuyorum:

"Boğaziçi Üniversitesi nin yapmış olduğu araştırmada İstanbul da olası deprem sonucunda 40.268 binanın tamamen yıkılacağı 76.944 binanın ise ağır hasar göreceği ve 608.908 hane halkının konut gereksinmesi doğacağı tahmin edilmektedir.

Araştırmanın ekonomik kayıpların incelendiği bölümünde ise sadece bina hasarlarının meydana getireceği kayıpların 11.250.000.000 Amerikan dolarını bulacağı tahmin edilmiştir.

Bu tahminlere altyapı, ulaşım, hizmetler ve üretim sektörlerindeki fizikî hasarlar, hizmet ve üretimin durması nedeniyle ortaya çıkacak ekonomik kayıplar da eklendiği takdirde ülkemizin önünde bulunan tehlikenin büyüklüğü ortaya çıkmaktadır.

Bütün bu kayıpların en başında ise hiçbir zaman geri getiremeyecek olduğumuz insan varlıklarımız gelmektedir."

Terbir alınmadığı takdirde Türkiye, büyük bir İstanbul depreminin yıkımını kaldıramaz ve topyekun bir çöküş meydana gelir.

Beklenecek bir gün bile kalmamıştır.

Bizi af buyurunuz, zelzeleye karşı sadece lâf ve müzakere planında kalan toplantılarla, içlerindeki teklifler hayata geçirilmeyen raporlarla tedbir alınmış olmaz.

Ne demişler "Bir işi öldürmek, sürüncemede bırakmak istiyorsanız onu bir heyete havale ediniz..."

Namuslu, şerefli, haysiyetli kimseleri tenzih ederek konuşuyorum. Bizde maalesef depremin bile rantını yemeye hazır birtakım aç köpekler, karaktersiz ve tıynetsiz alçaklar vardır.

Bendeniz bu ülkenin bir vatandaşı olarak bu uyarıyı kaleme almış bulunuyorum. Bu satırları yazmak ve sizlere duyurmak benim için millî ve insanî bir vazifedir.

Sizi rahatsız etmişsem, saygıda kusurum olmuşsa bağışlanmamı dilerim.

Saygılarımla...

TC Vatandaşı: